Skip to content

Aktüel Psikoloji olarak “Aile” dosya konumuzu içeren bir söyleşi hazırladık. Aileder Yönetim Kurulu Başkanı Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçaslan ile Toplumsal yapımızın daha sağlıklı ve işlevsel hale gelmesinde başat rol oynayan “aile kurumu” ve değişen toplumda “aile danışmanlığının” önemi hakkında konuştuk.

Aktüel Psikoloji: Toplumsal yozlaşmanın ileri düzeyde yaşandığı zamanımızda aile kurumumuz hasar görmüştür. Bu hasar çocuklarımıza da yansımıştır. Bu konuyu incelersek neler söyleyebiliriz.

Fatih Kılıçarslan: Şimdi ülkemizde aile kurumunu önemsiyorum. Bizi özellikle batı toplumlarında ayıran en önemli kurum aile kurumudur. Toplumsal değerlerimizin ifade edildiği aile kurumumuzla diğer kültür ve inançlardan farkımızı ortaya koyuyoruz. Aynı zamanda aile kurumumuz bizim bir zenginliğimizdir. Aileye baktığımızda ailenin bir eğitim veren kurum olma özelliğini görüyorum. Aile özellikle nesillerin yetişmesinde, çocukların hayata hazırlanmasında çok önemli bir işlev görüyor. continue reading…

Merhabalar Fatih Bey, öncelikle Genç Psikologlar Derneği olarak bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkürler, sizi tanıyabilir miyiz acaba?

1969 Ankara ili Beypazarı ilçesinde doğdum. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Y.O. Sosyal Hizmet Uzmanı olarak mezun oldum. 1993 yılından itibaren T.C. Sağlık Bakanlığı Bitlis Devlet Hastanesi, Haydarpaşa Numune Hastanesi, Bakırköy Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde Amatem, Çematem, Nevroz, Psikoz, Çocuk ve Ergen Psikiyatri Kliniklerinde sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştım. Bakırköy Sinir ve Ruh Hastalıkları Hastanesinde altı yıl başhekim yardımcısı olarak görev yaptım. Halen Amatem ve 16. Psikiyatri Kliniğinde sosyal hizmet uzmanı olarak kamu görevime devam etmekteyim. continue reading…

Engelliler Haftası, Birleşmiş Milletler’e üye 156 ülke tarafından 10-16 Mayıs arasında kutlanmaktadır. İsveç Enstitüsü’nün davetlisi olarak Brezilya, Ukrayna, Gürcistan ve Türkiye’den dört gazeteci İsveç’in engelli politikasını yerinde görmek için Stockholm’deydik. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim İsveç’te bizzat hükümetin kendi deyişiyle engelliler hala eşit vatandaş değil. 50 yıldır engelli hareketi içinde yer alan sosyolog ve kamu idarecisi Birgatta Andersson’un dediği gibi “İsveç’te engelli politikaları çocuk hakları, kadın hakları ve diğer insan haklarındaki gelişme ile aynı tempoda ilerlemedi…” Ama buna rağmen geldikleri nokta engelleri kaldırmanın ne kadar farklı ve yaratıcı yollarının olduğunu gösteriyor. continue reading…

Mersin’de 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın öldürülmesini vahşice işlenmiş cinayet olarak değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, olayı insanlığın bittiği an olarak yorumladı. Dünyada bu gibi olayları engelleme merkezleri olduğunu ifade eden Tarhan, kadına yönelik şiddetin geometrik bir şekilde arttığını söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan Mersin’in Tarsus İlçesi’nde hunharca cinayete kurban giden Çağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın ölümünü Habertürk Televizyonu’nda Balçiçek İlter’e değerlendirdi. Tarhan canlı yayında şu değerlendirmelerde bulundu.

Bu cinayet insanlığın bittiği an!

Bu gerçekten çok vahşice işlenmiş bir cinayet. Masumane bir kişiye yapılan vahşice bir şey.  Bu insanlığın bittiği an. İnsana “en canavar varlık” diyebileceğimiz bir noktaya gelebiliyor insan. Şiddet suçlarında aile içi şiddet, çocuğa şiddet, yaşlıya ve kadına yönelik şiddetler var. Bir de cinsel şiddet suçları var. continue reading…

Aile şirketi; ailenin geçimini sağlamak ve/ya mirasın dağılmasını önlemek amacıyla kurulan, ailenin geçimini sağlayan kişi tarafından yönetilen, yönetim kademelerinin önemli bir bölümü aile üyelerince doldurulan, kararların alınmasında büyük ölçüde aile üyelerinin etkili olduğu ve aileden en az iki jenerasyonun kurumda istihdam edildiği şirkettir. Genellikle aileden en az iki nesil şirket yönetiminde bulunur. İşletme politikası aile çıkarlarını yansıtır. Aile bağları, çalışanların belirlenmesinde diğer etkenlerin yanında önceliklidir. Ailenin ismi ile şirketin ismi ve prestiji bağlantılıdır, şirketin iş hayatında yükselen konumu, ailenin de toplumdaki statüsünün yükselmesini sağlar. Aile bireylerinin şirketteki konumu, ailedeki konumu ile paralel gelişir. Şirket sahipleri, gelecekte miras olarak bırakacakları işletmelerinin, çocukları tarafından tanınıp sahiplenilmesini ve devam ettirilmesini isterler. Ailenin normları ve inançları şirket içinde geçerlidir. Bu tür şirketlerde güvenilir olmak her şeyin önünde geldiği için idari personel aileden seçilir. Şirket yönetiminde ve kontrolünde tek bir aile egemendir. Çünkü kilit noktalarda ve önemli pozisyonlarda kendi kontrolünün işletmeye hâkim olmasını ister. Bu özelliklerin ortak noktasında işletmenin önemli bir kısmının yönetiminde ve kontrolünde tek bir ailenin egemen olması yatar. continue reading…

Dünya medeniyetinin başlangıçtan günümüze müşterek aklı iyi, doğru ve güzel olanın tespiti istikametinde mesafeler katederken vahiy gerçekleriyle beslenmediği zamanlar insani değerlerin gelişimi açısından oldukça yavaş ilerlemiş, belki de Peygamberlerin getirdiklerinden uzaklaştıkça, erdemlerden de uzaklaşır olmuştur. Eğer yalnızca tecrübe ve deneme-yanılma yöntemi doğru tercihleri seçme konusunda yeterli olsaydı Allah peygamberler ve kitaplar göndermezdi. “Faydalı” konusu ise göreceli olduğu ve menfaatlere göre şekillendiği için İlahi referanslar olmadan asla olması gerektiği yerine oturtulamaz. Her çocuğun İslam fıtratı üzerine doğduğu ve akl-ı baliğ oluncaya kadar “masum” sayıldığı herkes tarafından bilinmektedir. Bu ön kabullerde samimi isek yâni eğer çocuk sorumluluk yaşına kadar masumsa, yaptıklarından sorumlu tutulamaz. Masuma ceza vermek ise, zulümdür, eziyettir. O halde hem anne-babanın hem diğer büyüklerin çocukların hatalarına cezalarla karşılık vermesi önce çocuğun bu masumiyetine aykırıdır. continue reading…

Her ülke toplumunun temel taşı ailedir. Herkesin evinin önünü temizlemesi nasıl mahalleyi temiz kılarsa, her ailenin evlilik ve çocuk yetiştirme konusunda bilinçlenmesi de huzurlu bir toplumu oluşturur. Sokağa atılan veya kaçan her çocuk toplum için bir yaradır. Sokak çocuklarının bakımı, korunması işin sivrisinek öldürme girişimidir sadece, bataklığın kurutulması ise ancak ailelerin bilinçlenmesiyle, aile bireylerinin birbirlerine sağlam bağlarla bağlanmasıyla olur. Sokak çocuklarının sadece aile içi ilişkilerdeki sorunların birer neticeleri olduklarını, kendilerinin asla asıl sebep olmadıklarını göz ardı etmemeliyiz. Şu gerçeği de mutlaka fark etmeliyiz ki; bugün müsait ortam bulamadığı veya henüz cesaret edemediği için henüz sokağa kaçmamış binlerce çocuk, ailesinin huzursuz ortamında beklemekte olan birer potansiyel sokak çocuğu durumunda. Çocukları sokağa iten gerçek; sanıldığı gibi yokluk, yoksuluk, maddi yetersizlik değildir. Konuya bu açıdan bakanlar, maddiyatı başat faktör görenler aile bağının önemini anlayamamış kişiler olabilir ancak. continue reading…

Çocuğun gelişimini belirleyen kurumlar aile ve okul iken hızla değişen iletişim araçlarıyla televizyon, sinema, cep telefonları ve internet yayınları dolaylı yoldan etkileyen güçlü kitle iletişim araçlarıdır. Televizyon ve internet yayınları bunlar arasında en etkinlerindendir. Günümüzde insanlar televizyondan ve internet yayınlarından gördükleri ve radyodan işittikleri iyi bir yaşam biçimi ve toplumun politikası hakkında bilgi sahibi olmakta, başkalarına olan tutumlarını bunlara göre ayarlamaktadırlar. Kitle iletişim araçları ve medya bireyin dünya görüşünü, tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile insanları belirli bir yolda değiştirmektedir. Her birimizin gözlemlediği gibi reklamlar, çocuklar üzerindeki etkileri yadsınamaz. Bu kitle iletişim araçlarından olumlu/olumsuz anlamda en çok etkilenen kesim ise çocuklardır. Başta bilgi edinme, öğrenme ve iletişim olmak üzere birçok faydası olan bilgisayar ve internetin özellikle çocuklar üzerinde fiziksel, sosyal ve psikolojik etkilerinin yanında birçok tehlikeler içerdiği de göz ardı edilemez bir gerçektir. Bilimsel araştırmalarla, medya araçlarının çocukların fiziksel, psikolojik, sosyal gelişmelerini olumsuz etkilediği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. continue reading…

Çocuğun okula başlaması, içinde yaşadığımız toplumda gelişimini sürdürebilmesi açısından çocuk ve ailesi için bir sorumluluktur. Okula başlama, sadece çocuklar için değil aileleri için de önemli bir olaydır. Okul, çocuk için yeni sosyal çevredir ve doğal olarak çocuğun uyum sağlamasını gerektiren çok sayıda farklı özellikleri ve ilişkileri içerir. Çocuğun okula başlaması ile birlikte, korku ve kaygı hissedebilir ebeveynlerinin ihmal edebileceğini düşünebilir. Yeni arkadaş grubu ile ilişkilerinde uyum sorunu yaşayarak kabul edilmemekten, öğretmenin tarafından onaylanmamaktan endişelenebilir.

Çocuk ve Aile Odaklı Eğitim

Çocuğun ve ailenin değişime hazırlanması gerekmektedir. Eğer değişim sağlıklı yönetilemezse kriz ve beraberinde çatışma faktörü olarak ortaya çıkar. continue reading…

Çocuk dünyaya geldikten sonra ebeveynlerinin çocuğuyla kurduğu iletişim ve tutumları çocuğun ruhsal gelişimini etkiler. Sağlıklı ebeveyn çocuğun doğumundan itibaren bireyselleşme ve bağımsızlaşma çabasını güvenli yaklaşımlarıyla destekler. Çocuk, koruyucu ve bağımlı ya da otoriter anne ve baba yaklaşımlarıyla yetiştirilir ise çocukta bağımlı ilişkilere açık hale gelir. Bireyin kumar bağımlılığı sorunu, ebeveynleriyle kurduğu bağımlı ilişkilerin sonucudur. Yeterli düzeyde sevgi görmeyen, bireyselleşme çabası desteklenmeyen, temel güven duygusu ve benlik saygısı gelişmemiş bireyler, eksik kalan duygusal ihtiyaçlarını zararlı alışkanlıklara yönelerek karşılamaya çalışırlar. continue reading…