Aile en basit tanımıyla;  evlilik ve kan bağına dayanan, karı-koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birliktir . Aile bir toplumun temel toplumsal kurumlarından biridir. Toplumu ayakta tutan temel öğelerdendir. İnsan türünü üretmek ve sürdürmek gereksiniminden doğmuştur.  Ancak bu gereksinimi belli bir düzene kavuşturmak için aile kurumunun kurulmasını sağlayan kadın ve erkek; adına nikâh akdi denilen hukuki birleşmeyle birbirlerine bağlanmışlardır. Nikâh akdi adı verilen bu hukuki birleşme aile kurumunun yasal dayanağıdır. Aralarında nikâh akdi gerçekleşen çiftler resmen evlenmiş olurlar. Çocuklar ise aileyi tamamlarlar.

Evlilik karı-koca ilişkisinin kurulması ve sona erdirilmesine ilişkin işlemleri karşılıklı hükümlülükleri ve bu kurumu oluşturan bireyler üzerindeki baştan kabul edilmiş kısıtlamaları belirler. Saygı sevgi, dayanışma, himaye ve ahlaki değerler ailenin geleneksel dayanaklarını meydana getirir. Bütün bu dayanakların bir arada bulunmasıyla aile mutluluğu gerçekleşir. Bu özelliklerini dikkate alarak aileyle ilgili bir tanımı yeniden yapabiliriz: “Aile biyolojik ilişkiler sonucu insan türünün sürekliliğini sağlayan toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı karşılıklı ilişkilerin belirli kurallara bağlandığı, o güne dek toplumda oluşturulmuş maddi ve manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktaran biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal, hukuksal yönleri bulunan toplumsal bir birimdir. ”

Dünya geneline baktığımızda iki temel aile modelinin olduğunu görürüz. Bunlar; geniş (Geleneksel) aile ve çekirdek ailedir.  İki Temel Aile Modeli Geniş (Geleneksel) Aile; Büyükanne ve büyükbaba ile onların çocuklarının ve torunların aynı çatı altında yer aldığı aile biçimidir. Büyükbaba ve büyükanneden torunlara intikal eden dikey genişliğin yanı sıra, akrabaları da (amca, hala, teyze ve gelinler) kapsayacak yatay bir genişlik ortaya koyabilir. Modern aile ya da kent ailesine göre genç kuşaklar uzun bir süre aynı çatı altında tutulurlar. Bu yüzden kuşaklar içinde meydana gelen evlilikler de aile çemberinde yer bulabilmektedir.

Geniş aile tarıma dayalı bir ekonominin ürünüdür. Tarımsal ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücüne geniş ailenin çok çocuklu ve çok bireyli yapısı büyük ölçüde kaynaklık etmektedir. Günümüzde kent dışı yerleşim birimlerinde, kırsal alanlarda ve kasabalarda daha çok rastlanır. Bu aile modelinde üç kuşak (büyükbaba, büyükanne, anne, baba ve torunlar) uzun süre aynı aile çatısı altında yaşamaktadırlar.

Tarımsal ekonomiye dayalı bu işlevinin yanı sıra geniş ailenin saygınlık, eğitim, koruyuculuk (himaye), dinî, eğlenme ve dinlenme, çocuk yapma, manevî ve psikolojik doyum sağlama gibi özgün işlevleri de bulunmaktadır.

Ailenin bütün insan toplulukları için geçerli bir tanın ortaya koymak oldukça güçtür. Toplumlar kendi yapılarına bağlı olarak “Aile” kavramına farklı anlamlar yüklemektedir. Ailenin sosyal örgütlenmenin temel birimlerinden biri hatta “toplumun temel yapısı olduğu gerçektir. Aile anne, baba ve bağımlı çocuklardan oluşan bir kurumdur. Toplumsal bir kurum olan Ailenin yüzyıllar süren evrimi boyunca birçok değişim geçirdiğini aile yapısıyla birlikte akraba ilişkilerinin, evlilik anlayışını ve genel olarak davranış kalıplarının da değiştiği görülmektedir. İlkel toplumlardan günümüze kadar olan evriminde “kabile, sop ya da klan gibi iç içe girmiş ‘büyük aile’ den, büyükanne, büyükbaba, teyze, amca, hala gibi akrabaları içine alan “geniş aile” ye ve geniş aileden de sadece anne baba ve çocuklardan oluşan günümüzün “çekirdek ailesi” ne giden bir çizgi izlemektedir.

Toplumsal değişme sonucu kölelik ve feodallik ortadan kalkarken ailenin birimi de değişmiştir. Özgürlük ve demokrasi bilincinin gelişip yaygınlaşması ve kadınların ekonomik açıdan gittikçe etkin rol oynamaya başlamaları aile ilişkilerinin değişmesinde etkili olmuştur. 20.yy.ın ilk yarısından itibaren kadın-erkek eşitliliğinin dengeli hale gelmesiyle günümüz modern aile biçimi ortaya çıkmıştır.

Fatih Kılıçarslan / Sosyal Hizmet Uzmanı