Doğum insanı her seferinde dehşete düşürebilen büyülü bir süreçtir. Bu büyülü sürecin kısmen daha görünür olan biyolojik aşamalarının yanında, daha gizli, belki de gizemli olan psikolojik aşamaları insanın varoluşunda önemli bir yer tutmaktadır. Herkesin bir doğum hikâyesi vardır. Bu hikâye başlıca anne ve babanın ruhsal gerçekliklerinden geçerek oluşur ve doğmamış bebeğin ruhsal gerçekliğini oluşturmaya başlar. Çocuk doğum dönemine bu ruhsal gerçeklere ve kendi doğma arzusuna tutunarak büyür, gelişir ve dünyaya gelir. Anne baba için çocuk arzusu, kendi çocukluk dönemi fantezi başlar. Yani çocuk arzusu, ebeveynlerin kendi doğumlarıyla başlayan ruhsal gerçeklikleri içinde barınır. Bu sebeple çocuklarla analizde ve psikoterapide anne ve babanın ruhsal gerçekliğinin önemli bir yeri vardır.

Çocuklar yaratıcı dilleriyle ortaya koydukları semptomlarla, anne ve babaları tarafından analize veya psikoterapiye getirildiklerinde, ebeveynlerinin arzusunu yerine getirmeye çalışıyor olabilirler.

Ancak çocuğun belirtilerinin büyük çoğunlukla ebeveynlerin bilinçdışı çatışmalarının yansımaları olduğu düşünüldüğünde, çocuklar bu semptomlarla, hem anne babalarının bu çatışmalarını görünür hale getirmekte, hem de bunlardan sıyrılarak kendi arzularına ulaşma isteğindedirler.

Çocukla olan bir psikoterapi sürecinde, çocuğun ruhsal gerçekliğini, anne ve babadan bağımsız düşünemeyiz. Çünkü anne ve baba kendi çocuk arzuları ve bu arzunun kaynaklarından yola çıkarak, çocuğa belli anlamlar yükleyebilirler. Bu sebeple çocukla yapılan bir ruhsal tedavi sürecinde ebeveynlerin çocuk arzusunu ele alabilmek çok önemlidir. Ancak bu yolla çocuğa gerçekten yardımcı olunabilir. Çocuk arzusu içindeki bir başka ruhsal gerçeklik de geçmişteki ilişkilerin yeniden canlandırılma isteğidir.

Çocuk pek sık rastlanılan kaybedilen bir ebeveynin, kardeşin, arkadaşın yerini alabilir. Çocuğu bu noktada “iyileştirici” olarak tanımlanır. Bir çocuk annenin fantezi iyileştirici olabileceği gibi, o’nun bir tekrarı yani ölümsüzlüğü olabilir. Bu annenin kendi ailesinin devamı anlamına da gelir.

Erkek ve kadının çocuk arzusu önemli benzerlikler gösterir. Tamamlanma ve tüm güçlü olma, ölümsüzlük için bir geçiş, geçmişteki ilişkilerin yeniden canlanması ve kadın için bahsedilen tüm arzular erkeğin çocuk arzusu içindedir.

Fatih Kılıçarslan / Sosyal Hizmet Uzmanı, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Başhekim Yardımcısı