Nisan ayında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını idrak ettik. Çocuk Bayramından  habersiz yaşayan, suça bulaşan çocukların sayısı yıldan yıla artıyor. Çocuk ihmali ve istismarı hızla yaygınlaşıyor. Çocuk sorununu yok sayma, görmezden gelme yerine çocuk sorunuyla yüzleşme, çözümlenmesi yönünde harekete geçme zamanı geldi ve geçiyor bile.

Aile içi sorunlar çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor.

Aile içi iletişim, uyum ve davranış sorunları yaşayan karı-koca, çocuğun gelişimi olumsuz etkiliyor. Çocuk, anne-babadan uzaklaşıyor. Ailede içinde bulamadığı ilgiyi ve desteği sokakta arkadaş grupları içerisinde sağlamaya çalışıyor. Arkadaş grupları içinde onay görüyor. Sokakta kimlik ve kişilik gelişimi desteklenen çocuk, sokağa bağımlı olmayı ve sokakta yaşamayı alışkanlık haline getiriyor.

Ergenlik dönemi riskleri içeren bir dönemdir.

Çocuk ergenleşme sürecinde aileden uzaklaşır. Sokak kültürünün bir parçası olur. Çocuğu eğer sağlıksız bir sosyal çevre içindeyse merak, ilgi, arkadaşlarından dışlanma korkusu çocuğu zararlı alışkanlıklara, marjinal alt kültür gruplarıyla birlikte yaşamaya sevk edebilir.

Başka Gizemler Ölmesin!

Türkiye’yi ağlatan 6 yaşındaki Gizem Akdeniz’in S.A. (25) tarafından vahşice öldürülmesi olayı ülkenin gündemini belirledi. “Sevdiğim kızı bana vermeyince ben de intikam almak için öldürdüm ” diyerek suçunu itiraf eden S.A. Gizem’in babasının amcasının oğluydu.

Çocuk suçlarında korkutan artış!

Suça bulaşan çocukların sayısı yıldan yıla artıyor. Hatta hırsızlık gibi adi suçların yanında cinayet gibi ağır suçlara karışanlar var. Çocuk suçlarındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. En çarpıcı örnek üç hafta önce İstanbul Kâğıthane’de yaşandı. C.D. isimli zihinsel engelli çocuğun yakılmasına kadar varan olay, gazete manşetlerinde unutulup gitti. Oysa C.D.’yi önce hırsızlık yapmaya zorlayan ardından üzerine tiner döküp yakan 15 kişilik çete de çocuklardan oluşuyordu. Vicdanları sızlatan olay, çocukların hem tehdit unsuru haline geldiğini hem de büyük risk altında olduklarını gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, suça karışan çocuk sayısı 2008’de 62 bin 430 iken; 2012’de 100 bin 831’e çıktı. Çocuk suçları araştırmaları ile tanınan Prof. Adem Solak, toplumsal bir travma yaşandığına dikkat çekerken, sorunu devletin çocuk politikası olmayışına bağlıyor.

Çocuk Suçlarını Önleme Der-neği’nden Gülhan Şişman ise koruyucu değil önleyici tedbirler alınması gerektiğini söylüyor.( Selma Tatlı, Melek Özden)

Sağlıklı ve güvenli sosyal çevre inşa etmeliyiz.

Çocuklarla iletişimde etiketleyici, damgalayıcı, özellikle aile ve toplumda dışlayıcı yaklaşımlardan kaçınmalıyız. Ebeveynler çocukları gelişim dönemlerinde suçlamak, yargılamak yerine doğru ve güzel tutumu nasıl yerine getireceğini sağlıklı rol ve model olarak ortaya koyma sorumluluğu vardır.

Çocuk ihmal ve istismarını önleyici tedbir olarak ebeveynlerin çocuklarıyla açık ve güvenli iletişimleri kadar sağlıklı ve güvenli bir sosyal çevre inşa etmenin önemini vurgulamak istiyorum. Aile içerisinde sağlıklı ilişkiler içerisinde gelişen çocuk, yaşadığı çevrede olumlu bir sokak kültürünün oluşmasına katkı sağlayacaktır.