Skip to content

Archive

Category: Aile Ruh Sağlığı

Aile direnci, ailenin önceki durumuna göre krizden daha güçlenmiş, daha becerili ve daha uyumlu çıkması, güç duruma pozitif yanıt vermesi olarak tanımlanabilir. Aile direncine ilişkin çalışmalar, kriz ve stres durumları ile mücadele ettikten sonra ailenin canlanarak gücünü tekrar toparlamasını ve oluşturduğu faaliyet modelini sürdürmesini sağlayan, aileyi koruyucu ve iyileştirici faktörleri ortaya koyar. Bu faktörler olumlu bakış açısını, inancı, aile üyelerinin uyumunu, esnekliği, aile iletişimini, finansal yönetimi, ailenin birlikte geçirdiği zaman ve alışkanlıkları, sosyal desteği, sağlığı ve ailenin dayanıklılığını kapsayan on maddeden oluşmaktadır. Bu çalışmada anılan faktörler ele alınarak aile direnci kavramına açıklık getirilmeye çalışılacaktır. continue reading…

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, alanında ulusal ölçekli tek organizasyon olan Aile Şuralarını dört yılda bir gerçekleştirmektedir. 5-6-7 Kasım 2008 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen V. Aile Şurası’nın ana teması “Aile Destek Hizmetleri” olmuştur. V. Aile Şurası’nda, ana tema ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili birçok konu, ilgili tarafların katılımı ile tartışılmış, paylaşılmış ve çözümleyici sonuçlara ulaşılması bakımından da çok önemli zemin oluşturulmuştur. İlgili kurum ve kuruluşların geniş katılımıyla gerçekleştirilmiş olan şurada; komisyonlar ve çalışma konuları, Aile Destek Hizmetleri, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Aile Eğitimi, Sosyal Yardımlar, Özürlü ve Yaşlı Bakımı, Yeni İletişim Teknolojilerine Bağlı Sorun Alanları olarak belirlenmiştir. “Aile Destek Hizmetleri” ana teması etrafında aileyi farklı bakış açıları içinde ve disiplinlerarası bir anlayışla ortaya koymaya çalışan V. Aile Şurası’nın sonuç raporu yayınlanmıştır. continue reading…

Aile en basit tanımıyla;  evlilik ve kan bağına dayanan, karı-koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birliktir . Aile bir toplumun temel toplumsal kurumlarından biridir. Toplumu ayakta tutan temel öğelerdendir. İnsan türünü üretmek ve sürdürmek gereksiniminden doğmuştur.  Ancak bu gereksinimi belli bir düzene kavuşturmak için aile kurumunun kurulmasını sağlayan kadın ve erkek; adına nikâh akdi denilen hukuki birleşmeyle birbirlerine bağlanmışlardır. Nikâh akdi adı verilen bu hukuki birleşme aile kurumunun yasal dayanağıdır. Aralarında nikâh akdi gerçekleşen çiftler resmen evlenmiş olurlar. Çocuklar ise aileyi tamamlarlar. continue reading…

Doğum insanı her seferinde dehşete düşürebilen büyülü bir süreçtir. Bu büyülü sürecin kısmen daha görünür olan biyolojik aşamalarının yanında, daha gizli, belki de gizemli olan psikolojik aşamaları insanın varoluşunda önemli bir yer tutmaktadır. Herkesin bir doğum hikâyesi vardır. Bu hikâye başlıca anne ve babanın ruhsal gerçekliklerinden geçerek oluşur ve doğmamış bebeğin ruhsal gerçekliğini oluşturmaya başlar. Çocuk doğum dönemine bu ruhsal gerçeklere ve kendi doğma arzusuna tutunarak büyür, gelişir ve dünyaya gelir. Anne baba için çocuk arzusu, kendi çocukluk dönemi fantezi başlar. Yani çocuk arzusu, ebeveynlerin kendi doğumlarıyla başlayan ruhsal gerçeklikleri içinde barınır. Bu sebeple çocuklarla analizde ve psikoterapide anne ve babanın ruhsal gerçekliğinin önemli bir yeri vardır. continue reading…

Aile toplumun en küçük kurumudur. Bireyler aile birliği içinde, çocukluktan itibaren yaşlılık dönemlerine kadar fiziksel ve ruhsal açıdan çeşitli aşamalardan geçerler. Toplumsal hayatımızda ilişki içinde olduğumuz kişileri tanımalı, sosyo-ekonomik ve kültürel özeliklerini bilmeli, duygu, düşünce ve davranışlarında meydana gelen değişimi izleyebilmeliyiz. Bu nedenle gerek bireyin meydana gelen davranışlarının değerlendirilmesinde, gerekse toplumsal yapının analizinde insan faktörü önemli bir değişken olarak karşımıza çıkmaktadır. continue reading…

Krize müdahale modeli sosyal hizmet alanında akut psikolojik bir kriz içerisinde olan müracaatçının endişelerini gidermek ve özel ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla kullanılmaktadır. Beklenmedik olaylarla karşılaşan birey veya ailenin fonksiyonelliği olumsuz bir şekilde etkilendiğinde psiko-sosyal müdahale modeli devreye girmelidir. Model, krizi tetikleyen olayın ortaya çıkışını izleyen dört-altı haftalık bir zaman dilimini kapsamalıdır. Sosyal hizmet uzmanı olağanüstü olaya maruz kalan bireye ya da aileye müdahale ederken krize müdahale yaklaşımını kullandığında aktif bir rol üstlenmektedir (Alptekin, Duyan, 2009: 96). Aile ve bireyin kriz durumu yaşadığı acil durumlarda yardıma muhtaç bireyin sorununun daha fazla travma etkisi oluşturmadan çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Özellikle cinsel tacize uğramış suç mağduru çocuklara, şiddete uğramış kadınlara ve intihara teşebbüs etmiş bireylere müdahale edilirken zarar vermeden onarmaya çalışmak, profesyonel bir yardım anlayışını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle; kriz müdahalesi bazı etik ilkeler ve önemli hususlar dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir. Etik ilkeler mesleki çalışmaları düzene sokar ve mesleki yetkinin sorumluluk bilinciyle yürütülmesine yardımcı olur (Aktaş, 2006: 69). Aktaş, sosyal hizmet uzmanının taşıması gereken etik nitelikleri özetle şöyle sıralamaktadır: continue reading…