Skip to content

Archive

Category: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı

Dünya medeniyetinin başlangıçtan günümüze müşterek aklı iyi, doğru ve güzel olanın tespiti istikametinde mesafeler katederken vahiy gerçekleriyle beslenmediği zamanlar insani değerlerin gelişimi açısından oldukça yavaş ilerlemiş, belki de Peygamberlerin getirdiklerinden uzaklaştıkça, erdemlerden de uzaklaşır olmuştur. Eğer yalnızca tecrübe ve deneme-yanılma yöntemi doğru tercihleri seçme konusunda yeterli olsaydı Allah peygamberler ve kitaplar göndermezdi. “Faydalı” konusu ise göreceli olduğu ve menfaatlere göre şekillendiği için İlahi referanslar olmadan asla olması gerektiği yerine oturtulamaz. Her çocuğun İslam fıtratı üzerine doğduğu ve akl-ı baliğ oluncaya kadar “masum” sayıldığı herkes tarafından bilinmektedir. Bu ön kabullerde samimi isek yâni eğer çocuk sorumluluk yaşına kadar masumsa, yaptıklarından sorumlu tutulamaz. Masuma ceza vermek ise, zulümdür, eziyettir. O halde hem anne-babanın hem diğer büyüklerin çocukların hatalarına cezalarla karşılık vermesi önce çocuğun bu masumiyetine aykırıdır. continue reading…

Çocuğun gelişimini belirleyen kurumlar aile ve okul iken hızla değişen iletişim araçlarıyla televizyon, sinema, cep telefonları ve internet yayınları dolaylı yoldan etkileyen güçlü kitle iletişim araçlarıdır. Televizyon ve internet yayınları bunlar arasında en etkinlerindendir. Günümüzde insanlar televizyondan ve internet yayınlarından gördükleri ve radyodan işittikleri iyi bir yaşam biçimi ve toplumun politikası hakkında bilgi sahibi olmakta, başkalarına olan tutumlarını bunlara göre ayarlamaktadırlar. Kitle iletişim araçları ve medya bireyin dünya görüşünü, tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile insanları belirli bir yolda değiştirmektedir. Her birimizin gözlemlediği gibi reklamlar, çocuklar üzerindeki etkileri yadsınamaz. Bu kitle iletişim araçlarından olumlu/olumsuz anlamda en çok etkilenen kesim ise çocuklardır. Başta bilgi edinme, öğrenme ve iletişim olmak üzere birçok faydası olan bilgisayar ve internetin özellikle çocuklar üzerinde fiziksel, sosyal ve psikolojik etkilerinin yanında birçok tehlikeler içerdiği de göz ardı edilemez bir gerçektir. Bilimsel araştırmalarla, medya araçlarının çocukların fiziksel, psikolojik, sosyal gelişmelerini olumsuz etkilediği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. continue reading…

Çocuğun okula başlaması, içinde yaşadığımız toplumda gelişimini sürdürebilmesi açısından çocuk ve ailesi için bir sorumluluktur. Okula başlama, sadece çocuklar için değil aileleri için de önemli bir olaydır. Okul, çocuk için yeni sosyal çevredir ve doğal olarak çocuğun uyum sağlamasını gerektiren çok sayıda farklı özellikleri ve ilişkileri içerir. Çocuğun okula başlaması ile birlikte, korku ve kaygı hissedebilir ebeveynlerinin ihmal edebileceğini düşünebilir. Yeni arkadaş grubu ile ilişkilerinde uyum sorunu yaşayarak kabul edilmemekten, öğretmenin tarafından onaylanmamaktan endişelenebilir.

Çocuk ve Aile Odaklı Eğitim

Çocuğun ve ailenin değişime hazırlanması gerekmektedir. Eğer değişim sağlıklı yönetilemezse kriz ve beraberinde çatışma faktörü olarak ortaya çıkar. continue reading…

Karne, çocuklarımızın uzun öğrenme uğraşıları sonucunda elde ettikleri bir sonuçtur.  Çocuklarımızın performansının değerlendiren karne notu karşısında ebeveynlerin yaklaşımları,  notları nasıl yorumladıkları, notlar kadar önemlidir. Çocuğu ile uygun mesafe koyamayan ebeveynler, karne notları ile kendilerinde değerlendirilmiş duygusu yaşayabilir ve düşük not getirmesi karşısında öfke kızgınlık duyguları çocuğa yansıtabilirler. Böylece çocukta suçluluk duygusu oluştururlar. Özellikle başarılı arkadaşlarıyla kıyaslayan ebeveynler çocuklarda stres, kaygı ve güvensizliğe, benlik saygısını olumsuz etkileyerek travmaya yol açarlar. Bu davranışların yanı sıra yargılamak, suçlamak, etiketlemek çocuğun eksiklerini görüp kendini olumlu yönde hareket etmesine engel olmaktadır. Benlik saygısını yitiren çocuk, intihara giden kendine zarar verme davranışları gösterebilir. continue reading…

Nisan ayında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını idrak ettik. Çocuk Bayramından  habersiz yaşayan, suça bulaşan çocukların sayısı yıldan yıla artıyor. Çocuk ihmali ve istismarı hızla yaygınlaşıyor. Çocuk sorununu yok sayma, görmezden gelme yerine çocuk sorunuyla yüzleşme, çözümlenmesi yönünde harekete geçme zamanı geldi ve geçiyor bile.

Aile içi sorunlar çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor.

Aile içi iletişim, uyum ve davranış sorunları yaşayan karı-koca, çocuğun gelişimi olumsuz etkiliyor. Çocuk, anne-babadan uzaklaşıyor. Ailede içinde bulamadığı ilgiyi ve desteği sokakta arkadaş grupları içerisinde sağlamaya çalışıyor. Arkadaş grupları içinde onay görüyor. Sokakta kimlik ve kişilik gelişimi desteklenen çocuk, sokağa bağımlı olmayı ve sokakta yaşamayı alışkanlık haline getiriyor. continue reading…

Çocuklar yarış atı gibi!

Eğitim yılının ikinci dönemi, tüm hızıyla devam ediyor. Çocuklarımız stresle, kaygıyla sınavlarda mutlak başarı beklentisiyle eğitimlerini sürdürüyorlar. Adeta her bir öğrenci yarış atı gibi, sınavlara hazırlanıyor. Sınavlarda başarılı olma, eğitimde tek amaç haline gelmiş.

Ne olursan ol ama önce insan ol!

Çocuk zihinsel, duygusal ve sosyal bir varlıktır. Eğitim çocuğu zihinsel, duygusal ve sosyal yönünü geliştirir. Çocuğu hayata ve geleceğe hazırlar. Eğitimde sadece bilgi, akademik beceri değil çocuğun davranış gelişimine ağırlık verilmelidir.

Birey olarak eğitimin ihtiyacını duymak ve istemek gerekiyor. Ne istediğimizin bilincinde olmalıyız. Bizde şöyle güzel bir tabir var: ”oğlum kaymakam olmuşsun ama adam olamamışsın”. Eğitim seviyesi yükseldikçe şiddetin düşmesi gerekir, fakat bizde aksine şiddet oranı yükseliyor. Sorguladığımızda fark ediyoruz ki eğitimli, ama önce insan olma sorumluluğu önem kazanıyor.  “Adam” olabilmekle iyi insan olabilmenin önemini vurguluyorum.

Çocuklar ebeveynlerini, öğretmenleri taklit eder!

Çocuğun öğrenmesi, taklit yoluyladır. Ailede anne, babasını okulda öğretmenini taklit ederek öğrenir. Sağlıklı rol ve modeller çocuğun bilgiyi kullanabilme ve davranışa dönüştürme becerisini geliştirir. Mesela çocuklar futbolcuları neden örnek alıyor. Çünkü aile ve sosyal çevresinde özdeşim kurabileceği sağlıklı model yok. Kendini gerçekleştirmek için bir model arıyor ona ilgi duyuyor ve yöneliyor. “Hedefler, amaçlar, roller” bireyin kişilik, sosyal gelişiminde çok önemlidir. continue reading…

2006 yılında, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, “Sağlıklı Gelecek Maddeye Değil Sevgiye Bağlı” adı altında bir kampanya başlatıldı. İKAD DER, bu ulusal kampanyaya destek vermek amacıyla 2006 yılında Uyma! Projesini geliştirdi. Farklı disiplinden akademik düzeyde uzmanların katılımıyla bir danışma kurulu oluşturuldu. Danışma Kurulu, kendi sahalarında eğitmen eğitimi seminer programı hazırladı. Oluşturulan yol haritasından sonra sivil toplum kuruluşlarına çağrı yapıldı. UPG yetiştirildi. Davete icabet eden kuruluş temsilcileri yoğunlaştırılmış eğitime katıldılar. Eğitim sonunda yapılan sınavda başarılı olanlar, Uyma Proje Gönüllüsü(UPG) belgesini almaya hak kazandı. 2007 ve 2010 yıllarında iki eğitmen eğitiminde toplam 27+15 kişi, uyma proje gönüllüsü olma hakkı kazandı. Eğitmen eğitimi alan proje gönüllüleri sene içinde eğitimlerine “Gelişim Seminerleri” ile devam ettiler. continue reading…

Ülkemizde hızlı toplumsal değişim yaşanmaktadır. Her değişim, beraberinde kimlik ve kişilik çatışmasını getirir. Ülkemizde, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, gecekondulaşma ve aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak sosyal sorunlarda önemli bir artış gözlemlenmektedir. Toplumsal yozlaşma, kendine yabancı kitleler oluşturmakta, bir yandan refah düzeyi yüksek bir toplum içinde giderek artan problemli kişiler üretmektedir. Böylece toplumsal yapımızda kendi kendine gelişmekte olduğu “modern alt kültür kavramı” ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Modern alt kültür, toplumun genel ve çoğunluktaki kültürel değerlerinden farklı uçta çatışmalı öfkeli yabancılaşmış ve yozlaşmış bir kültürü ifade eder. Farklı değerlerden ziyade değerlerden yoksunluğu belirtir ve günümüzde giderek büyümektedir. Madde ve uyuşturucu bağımlılığı, aile içi şiddet, fuhuş, anti- sosyal davranışlar, kural tanınamazlık gibi özellikleriyle giderek yaygınlaşan bir modern alt kültür özellikleri oluşturur. continue reading…

Madde kullanımı ve bağımlılığı, bireyin kimyasallarla (bir kısmı tıp içi bir kısmı da tıp dışında kullanılan maddeler) kurduğu ilişkide özdenetim ve özerkliğini kaybetmesi, özgür olamama ve özgüllüğün ortadan kalkmasıyla gelişen çok boyutlu ve çok yönlü sorunsaldır. Bu kimyasalların ortak yönü beyin ve bağlantılı sistemleri etkilemesi, yaşam için gerekli olmaması ve sahte bir iyi oluş hali yaratmasıdır (Doğan, 2000, s. 139).  Günümüzün önemli sorunlarından biri olan alkol ve alkol dışı madde bağımlılığı sorunu yalnız bireyi değil, bireyin içinde bulunduğu aileyi de etkilemektedir. Bağımlılık tedavisinde kısa bir süre öncesine kadar bağımlı birey odak alınmaktaydı ve bağımlı bireylerin yakınları önemsenmemekteydi.  Alkol bağımlısı birey, özellikle de erkek olan bağımlı birey yıllar boyunca araştırmaların ve tedavilerin neredeyse tümünde en büyük dikkati üzerinde toplamıştı. Alkol bağımlısı birey üzerinde olan bu odaklanma 1950’li ve 1960’lı yıllarda Joan Jackson’un çalışmalarıyla değişikliğe uğradı.  Jackson’un çalışmaları ile alkol bağımlılarının eşleri ve akrabaları için kurulan adsız alkoliklerin (AA) özerk kolu olan Al-Anon’un doğması ve büyümesi bir paralellik gösteriyordu.  Jackson’un çalışmaları temel odaklanmayı bütün aile üyelerini ve ilişkisel bir bakış açısını da içerecek şekilde genişleterek bağımlılığı ele alışı çarpıcı bir biçimde değiştirmiştir (Brown ve Lewis, 2008, s.279-280). continue reading…

Başakşehir’de toplumun sorunlarını tespit etmek ve bunlara çözüm önerileri getirebilmek maksadıyla kurulan Başakşehir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu bu yıl çok önemli bir çalışmaya öncülük ediyor. Toplumun en önemli sosyal sorunlarından biri olan risk altında ve korunması gereken çocuklarla ilgili bilimsel bir çalıştay düzenledi. Başakşehir Belediyesi, Kent Konseyi ve Başakşehir Kaymakamlığı desteğiyle 28-29 Aralık 2013 tarihinde Makro İnşaat ve Retaj Royale İstanbul Hotelin ana sponsorluğunda bilim insanları, alanın uzmanları ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla çocuk sorunun önlenmesi ve çözümü yönünde irade ortaya koydu. continue reading…