Skip to content

Archive

Category: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı

Risk Altında ve Korunması Gereken Çocuklar Çalıştayı Başak Şehir STK Platformu tarafından 28-29 Aralık 2013 tarihlerinde İstanbul Retaj Royale Otel’de gerçekleştirilecektir. Çalıştaya akademisyenler, uygulayıcılar, sivil toplum gönüllüleri, yerel yönetim temsilcileri ve bürokratlar katılacaklardır. 2 gün sürecek çalıştayda risk altında olan ve korunması gereken çocukların sorunları ve ihtiyaçları tartışılacaktır. Çalıştay sonucunda geliştirilen çözüm önerileri ve sosyal hizmet modelleri ilgili kurumlarla paylaşılarak risk altındaki çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı sağlanacaktır. Çalıştayın amacı şu şekilde belirlenmiştir: Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması ve aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak sosyal sorunlarda önemli bir artış gözlemlenmektedir. Artan sosyal sorunlardan en çok etkilenen çocuk ve ergenlerdir. Çocuk korunmaya, ilgiye ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. Ancak ebeveynler çocuklarına yeterli düzeyde ilgi ve sevgi göstermez, kişilik gelişiminde uygun rol model olamaz ise çocuk uyum, davranış sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Aile içinde onay görmeyen, takdir görmeyen, bağımsızlaşma süreci desteklenmeyen çocuk, yani otoriteyle, baskıyla ya da koruyucu anne-baba tutumları ile bastırılan çocuk, sokakta arkadaş grubu içerisinde güçlenir, kişilik ve kimlik kazanır, bağımsızlık kazanır ve bu çocuğun sokakta yaşama, sokağa bağımlı olma sürecini artırır. Çocuk artık aileden koparak sokak kültürünün bir parçası haline gelir. continue reading…

Evden kaçan çocukların süreç içinde suça sürüklendikleri ve cezaevini deneyimledikleri yanı sıra uyuşturucu bağımlılığına ve fuhşa kadar bu sorunların yaşamlarında izlendiğini söylemek de mümkün. Maalesef çok üzülerek söylüyorum ki, ülkemizde Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi ve buna bağlı olarak geliştirilen Çocuk Koruma Kanunu, metinsel olarak beyan ve kabul edilen ancak ve ancak pratik yaşam döngüsünde kendisine gerçeklik bulamamış bir metinden öteye geçemiyor… Az önce cezaevine kredi kartı borcu sebebiyle girdiğini öğrendiğim bir müracaatçının öyküsünü aldım ve evden 16 yaşında bir kızının kaçtığını öğrendim. Bu kız çocuğunun aile yaşam döngüsünde ise şu anda cezaevinde bulunan ve yaşamın her alanına yetişmeye çalışan bir anne, felçli bir baba, ağır engelli olduğunu öğrendiğim bir başka kız kardeş bulunmakta. Aile yaklaşık 8 gündür kız çocuğundan haber alamadığını beyan etmekte. continue reading…

Yeni eğitim yılında okula bu yıl başlayacak çocuklar, ailelerinden ilk kez uzun süreli ayrı kalacak ve dış dünya ile ilk karşılaşma dönemini yaşayacak. Bu dönemin başarıyla atlatılmasında öğretmen ve ailelere büyük görev düşüyor.  Çocuğun okula başlaması, içinde yaşadığımız toplumda gelişimini sürdürebilmesi açısından çocuk ve ailesi için bir sorumluluktur. Okula başlama sadece çocuklar için değil aileleri için de önemli bir olaydır. Çocuk ebeveynlerinden ayrışarak farklı akran ve öğretmenleriyle iletişime girer. Okul, çocuk için ailesi dışında yeni bir sosyal çevredir. Doğal olarak çocuğun uyum sağlamasını gerektiren çok sayıda farklı özellikleri ve ilişkileri içerir. Çocuk okula başlaması ile birlikte ihmal ve terk edileceğini düşünebilir. Korku ve kaygı hissedebilir.  Akranlarının dışlamasından, endişelenebilir. continue reading…

Aileder özellikle son zamanlarda bir çok ünlünün uyuşturucudan dolayı göz altına alınması ve uyuşturucunun günümüzde gençler arasında moda gibi kullanılıyor olmasının altını çizerek. Aileleri ve gençleri kuşatan bu büyük tehlike için seferberlik başlatıyor. Aileder Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Kılıçarslan’ın uyarısında:

Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, sanatçıların gözaltına alınmasıyla yeniden gündeme geldi. Operasyon görüntüleri televizyonlarda yayınlanmasını gören gençler, uyuşturucunun kötü değil iyi bir şey olduğunu hatta başarı, para ve karizma getirdiğini düşünebilir. Bu tür haberler gençler üzerinde uyuşturucuyu teşvik edici olabilir. Uyuşturucu başta çocuklarımız olmak üzere bir virüs gibi toplumun diğer kesimlerine yayılan ve gelişimini kesintiye uğratan büyük bir beladır. Bağımlılığın yol açtığı sorunları yıllardır yazıyor, radyo ve televizyon programlarında anlatıyorum. Sizlerle paylaşacağım haber madde kullanımının gerçek yüzünü, geleceğimizi nasıl tehdit ettiği yeniden bizlere hatırlatıyor. continue reading…

Sosyal çalışmanın en önemli niteliği uygulamalı bir disiplin olmasıdır. Sosyal çalışmanın uygulamalı bir disiplin olması,  sağlık sınıfı bir meslek olmasından kaynaklanmaktadır. Anlatacağım olgu, sosyal  çalışmanın  bir  çok  alanının  kesiştiği örnek olgu  olup, eğitsel  yönü  ile  meslektaşlarım ve diğer profesyoneller   ile paylaşma  arzumdur… Çocuk  x. 14  yaşında  ve  ortaöğretime  devam  etmektedir,  okuluna  gitmeyi  istememekte,  devamsızlığı  ise  had  safhada  bulunmaktadır. Poliklinikte  konulan  teşhis  “okul fobisidir.” Tedaviden  beklenen  sonuçun  alınamadığı  ve  poliklinikten  sosyal  çalışma  departmanına havale  edilen  bir  olgudur. Çocuk  x.    ve   ailesiyle  okul  fobisine  yönelik  ilk  bir  kaç  seanstaki anamnez  bilgilerinde  tedaviye  yönelik  bilgiler  alınmış,  okul  fobisinin  nedenine  ait  bilgiler  ,çocuğun  direnç  göstermesinden  dolayı  alınamamıştır..  Çocuğun  okul  öğretmenlerinden  yazılı  olarak  istenen  bilgilerde  öğretmenler,  aile  içi  dinamiklere  dikkat  edilmesi  gerektiğini  önermişlerdir. continue reading…

Okul ortamlarında sosyal hizmet uygulamaları düşüncesi, olanakları yetersiz öğrencilere olan ilgi ile başlamıştır. İlk günlerden itibaren okul sosyal hizmetinin amacı, okul ile ev arasında karşılıklı anlayış ve işbirliğini sağlama ve geliştirme olmuştur (Culbert 1921; Lynn ve Mckay 2001: 1). İlk resmi olmayan bağımsız uygulamalar, 1906 -1907 eğitim-öğretim yılında New York, Boston ve Hartfort kentlerinde başlatılmıştır. New York kentinde Hartley ve Greenwich evlerinden görevliler kente gelen çocukların öğretmenlerini tanımayı düşünmüşlerdir. Böylece, okulları ve evleri ziyaret etmek, okul ile toplum kurumları arasında yakın ilişkiler kurmak, iletişimi ve işbirliğini geliştirmek amacıyla iki kişi görevlendirilmiştir. Boston’da Kadın Eğitim Derneği (Women’s Education Association) çalışanları okul il ev arasında işbirliğini sağlamak ve çocukların eğitimlerini kolaylaştırmak amacıyla okullarda ziyaretçi öğretmenler olarak görev almışlardır (Allen-Meares 1991: 5). continue reading…

Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, ailelerin ve çocukların gözdesinin yaz okulları olduğunu çocukların okul döneminde aldıkları bilgiyi burada kullanabilme becerilerini daha fazla geliştirdiklerini söyledi. Zorlu bir eğitim-öğretim yılını geride  bırakan öğrenciler, bütün yılın stresini yaz tatilinde atacak. Çocuklar tatilini eğlenerek, dinlenerek ve enerji depolayarak hem psikolojik gelişimlerini hem de zihinsel gelişimlerini olumlu etkileyecek şekilde geçirmeleri çok önemli. Tatil aktivitelerinin de bu amaca hizmet etmesi gerekiyor. Yaz okulları çocukların okul döneminde aldıkları bilgiyi kullanabilme becerilerini geliştirir diyen Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile-Der Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Kılıçarslan, bu tür etkinliklerin çocuğu akranlarıyla sosyal iletişim ve etkileşim içerisinde hayata hazırladığını söyledi. continue reading…

Ergenlik dönemi, çocuğun bireyselleşme, bağımsızlaşma ve ailesi dışında akran gruplarıyla ilişkiye geçme dönemidir. Ergenin duyguları inişli çıkışlıdır, fiziksel özellikleri değişim geçirir. Ailesi dışında, arkadaşları ergen için önemlidir. Akran grupları içerisinde yer edinme, saygı görme çabası gösterir. Genç, bu dönemde anne babasından ayrı bir varlık, farklı kişi olduğunu hisseder. Bir başkasına benzemeye çalışabilir, rol modelleri vardır. Sosyal varlık olarak, aile dışına çıkarak toplumsal ilişkilerini geliştirmeye başlar, arkadaş grubuyla etkileşime girer. Ergenin kimlik kazanım sürecini hızlanır. continue reading…

Küresel düzeyde tüm insanlığa yönelik risk ve tehlikeler içeren pek çok sorundan bir tanesi de çocuk işçiliğidir. En genel anlamıyla çocuk işçiliği bir ülkedeki kanunlar tarafından belirlenen yaş sınırının altındaki çocukların çalıştırılması anlamına gelmektedir. Çocuk hakları sözleşmesine göre çocukların eğitilme, giyinme, barınma, sağlık gibi çok temel hakları vardır. Çocuklar çalıştırıldıkları zaman bu haklardan mahrum kalırlar ve bu nedenle çocuk işçiliği insan hakları sorunudur. Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak çocukların çalıştırılması hızla artan bir sosyal sorunudur. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gelişmekte olan ülkelerde 5- 17 yaşları arasında dünya genelinde yaklaşık 218 milyon çocuğun çalıştırılmakta olduğunu tahmin etmektedir. Çocuk işçiliği,  çalışan çocuklar sorunuyla birlikte; suça bulaşan, sokak çocukları sorununu da beraberinde getirmektedir. continue reading…

Her yıl artan ve yaş sınırının 18’in altına düştüğü madde bağımlılığı Başakşehir’de de yayılmaya başladı. Özellikle 1.Etap ve Sular Vadisi çevresinde gençlerin  bir takım madde kullandığı  gazetemize gelen şikâyetler arasında. Aileder Yönetim Kurulu Başkanı ve Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, “Bir anne ve babanın kendi soyadını nasıl ezberlediyse, uyuşturucu bağımlılığının etkilerini,  meydana getirdiği değişikliği de gözlemleyebilecek bilgiye sahip olmalı” dedi.

Sizi tanıyabilir miyiz? 1995 yılından bu yana Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde görev yapıyorum. 18 yaş altı çocukları ve ergenleri kapsayan uçucu madde bağımlılığı biriminin ilk sosyal hizmet uzmanıyım. 2004 yılında kadar bu birimde ve hastanenin diğer psikiyatri bölümlerinde çalıştım. 2004 yılından 2011 yılında kadar hastanenin başhekim yardımcılığını yaptım. 2010 yılından sonrada Psikiyatri bölümünde sosyal hizmet uzmanı olarak görevimi sürdürmekteyim ve Onurkent’te oturuyorum.

continue reading…