Skip to content

Archive

Category: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı

Aileder Yönetim Kurulu Başkanı Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçaraslan “Çocuklarımızı istismardan nasıl koruyabiliriz?” konusundaki önemli bilgiler verdi. Çocuğun gelişim sürecinde karı-koca iletişim çatışmaları ve ilişkilerinde uyum sorunları yaşıyorlarsa ortaya çıkan sorunlar çocukta stres faktörüne yol açar. Benlik saygısı gelişmemiş kendine güvenmeyen çocuk, bağımlı ilişkilere açık olur. Koruyucu ve bağımlı veya otoriter aile ilişki sisteminde yetiştiren çocuk ilgi ve sevgiyi kaybetme korkusuyla kişilik ve bedensel sınırları belirlemekte güçlük çeker. “Hayır” diyemeyerek ihmal ve istismara maruz kalır.Çocuğun sözel, duygusal ve cinsel istismara maruz kalması sağlıksız aile sisteminden kaynaklanır. Sağlıksız aile sisteminin en temel özelliği, çocuğu gelişim sürecinde tanıma ve anlama yerine bireysel farklılıklarına ve sınırlarına önem vermemesidir.  İşte ayrıntılar… continue reading…

Evden kaçan ergenler son zamanlarda giderek artmaya başladı. Bu ergenler bir biçimde korunmak ve sorunlarının çözümlenmesi amacıyla yetiştirme yurtlarına getiriliyorlar, Gerekli değerlendirmeler yapılıyor, ailelerine ulaşılıyor ve aileleri değerlendiriliyor, ya sonra.Bu ergenlerin ailelerinin iç dinamikleri, yapısal özellikleri değerlendirildiğinde anne babaların ergen çocukları ile baş etmede ciddi derecede zorluklar yaşadıkları görülüyor. Bu ailelerin büyük çoğunluğunda anne baba arasında işbirliği mekanizması ve anne baba denetimi bozulmuş, sistem ve alt sistemler arasındaki sınırlar dağılmış, anne babalarda izleme alınması gereken çeşitli psikopatolojik sorunlar var, alkol bağımlılığı var, çoğu ailenin ekonomik durumu çok iyi değil, yoksullar, çaresizler, ciddi anlamda profesyonel desteğe gereksinimleri var. Bu tür ailelerin ergen çocukları sık sık evden kaçtıkları gibi, ev dışında kolayca kendilerine uygun olmayan, kendilerinden yaşça büyük arkadaşlar edinebiliyorlar, ne tür risk ortamlarına girdiklerini, ne tür yaşamların içine sürüklendiklerini bilemiyorlar, fark edemiyorlar. continue reading…

Cihan TV Network ‘un hazırladığı Anadolu’da Sabah haber programına konuk olan Sosyal hizmetler uzmanı Fatih Kılıçarslan; gençleri bekleyen tehlike olan madde bağımlılığı konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Cihan TV Network ‘un hazırladığı Anadolu’da Sabah haber programına konuk olan Sosyal hizmetler uzmanı Fatih Kılıçarslan; gençleri bekleyen tehlike olan madde bağımlılığı konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Çocuğunuz evden kaçıyor mu? Evden uzaklaşıyor mu? Akranlarıyla daha mı fazla vakit geçiriyor? Derslerine karşı ilgisiz mi? Çocuğunuzun değişim belirtilerinin farkında mısınız? Çocuğunuz madde bağımlısı mı? Çocuğunuzla ne kadar ilgileniyorsunuz? İletişim sorununuz var mı? Çocuğun aile, sosyal ve fiziksel gelişimi ve değişimi ile ilgili tüm konuları Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan açıklıyor. Fatih Kılıçarslan konuğu olduğu programda şunları söyledi: Korku ile ümit arasında denge içerisinde olmalıyız. Benim başıma bir şey gelmez. Benim çocuğuma bir şey olmaz dememeliyiz. Hepimiz bir risk altında yaşıyoruz. Korku ve ümit arasındaki dengeyi kendimizi sürekli geliştirerek o risklerden kendilerini korumalıdırlar ve güven duygusunu geliştirmelidirler. continue reading…

Küresel düzeyde tüm insanlığa yönelik risk ve tehlikeler içeren pek çok sorundan bir tanesi de çocuk işçiliğidir. En genel anlamıyla çocuk işçiliği bir ülkedeki kanunlar tarafından belirlenen yaş sınırının altındaki çocukların çalıştırılması anlamına gelmektedir. TÜİK’in açıkladığı sonuçlar Türkiye’deki korkunç çocuk işçi gerçeğini gözler önüne serdi. Buna göre Türkiye’de 1 milyona yakın çocuk çalışıyor. Çalışanların büyük çoğunluğu okula devam etmiyor. TÜİK araştırmasının sonuçları, kurumun sitesinden şöyle açıklandı: Kurumsal olmayan nüfusun %20,6’sını 6-17 yaş grubu çocuklar oluşturdu. Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki çocuk sayısı, 2012 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında uygulanan Çocuk İş gücü Anketi sonuçlarına göre 15 milyon 247 bin kişidir. continue reading…

TÜİK’in verilerine göre: Suça sürüklenen çocuk sayısı 2008′de 62 bin 430, 2009′da 68 bin 344, 2010′da 83 bin 393 ve 2011 yılında ise 84 bin 916. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), ‘Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar’ adlı raporuna göre; 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçmiş. Kayıp çocukların 16 bin 289′u kız çocuğu. 81 ilde yapılan araştırmaya göre, 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçmiş. Kayıp çocukların 16 bin 289′u kız çocuğu. Aynı yıllar arasında bulunan çocuk sayısı ise 5 bin 974. Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise kurumlardan kaçan çocuk sayısı. Kurumlardan, son 4 yılda kaçanların sayısı 3 bin 227 iken, bunların bin 620’sini kızlar oluşturuyor. Araştırmaya göre; terk sayısı 2008 yılında 89, 2009 yılında 48, 2010 yılında 66, 2011 yılında 27 çocuk. Evden kaçan çocuk sayısı ise 2008 yılında 2 bin 412, 2009 yılında 3 bin 195, 2010′da 3 bin 205, 2011′de 3 bin 222. Araştırmaya göre, bulunan çocuk sayısı 2008 yılında bin 340, 2009′da bin 669, 2010′da bin 757, 2011′da bin 208 çocuk. continue reading…

Çocuk emeğinin kullanımı ve çocuğun erken yaşta çalışma yaşamında yer alması tüm dünyada ciddi bir sorundur. Çocukların erken yaşta çalışmaya başlamasında birtakım kültürel değerler etkili olmakla birlikte asıl neden sosyo-ekonomiktir. Sokakta çalışan çocuklar, çocuk emeğinin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Zorunlu göç ve artan yoksulluğa paralel bir şekilde hızla artan “sokakta çalışan çocuk sorunu”,  bugün var olan yöntemlerle çözümü zor bir sorundur. Ülkemizde ne yazık ki sokakta çalışan çocuklar sorunun gündeme gelmesi için çocuğun ya bir fastfood zincirinin soğuk hava deposuna hapsedilmesi ya da sokakta öldüresiye dövülmesi gerekmekte. continue reading…

2011′de başlayan acı olaylar dizisi; 7 çocuğun tecavüz, taciz ve işkence gördüklerini el yazılarıyla İnsan Hakları Derneğine ulaştırmaları sonrasında yaşananlar, o günlerde süren incelemelerde bir sonuç alınmadığı için bugünlerde yeniden kamuoyunun ilgisine sunuldu. Pozantı M Tipi Çocuk Cezaevinde çocuklara yapılanlar yürek sızlatmasına sızlatıyor ama durum gösteriyor ki Türkiye’de bir çocuk hukuk sistemi hâlâ yok! Çözüm ne? Yaşayarak görüyoruz… O cezaevinde yaşayan 200 çocuğun Sincan Cezaevine nakledileceği yönünde yürütülen çalışmalar var ve sorumlularla ilgili idari tedbir uygulanmakta, süren soruşturmalar… Köklü çözümler gerekiyor. continue reading…

Antalya ‘da 12 yaşındaki kız çocuğunun sözleşme ile babası tarafından belli bir bedel karşılığı satılması ve cinsel istismarıyla ilgili iddia ve bu iddiaya yönelik süreçte yargı görevlileri dahil kamu görevlilerinin Çocuk Koruma Kanundan kaynaklı yükümlülükleri/görevleri konusunda bir görüş: 2.2.2011 tarihli yazılı ve görsel medyaya yansıyan haberlere göre 2006 yılında 12 yaşında olan E.Y.; babası Osman Y.’nin yaptığı 12.2.2006 tarihli sözleşme ile 5 Milyar.TL karşılığı 54 yaşındaki Yusuf A.’ya satıldığı; sözleşmeyi yapan kişi tarafından tecavüz edildiği ve bu durumun kız çocuğunun öğretmeni tarafından öğrenilmesi sonucunda da bu iddiaya yönelik yargısal bir sürecin başladığı görülmektedir.(Habertürk 2.2.2012 tarihli “Kızımı 5 bin liraya sattım” ve 2.2.2012 tarihli Vatan gazetesinin “Utanç vesikası” başlıklı haberler)… 6 yıl süren bu yargı/adli sürecinin sonunda ise yargılamanın Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde başlandığı da haberlerden anlaşılmaktadır. Dava dosyasından yansıdığı öngörülebilecek bu bilgilere göre ise bu yargısal süreçte olay yeri Kemer ilçesi olduğu için Antalya Cumhuriyet Savcılığı, dosyayı Kemer Cumhuriyet Savcılığı’na göndermiştir. Savcılığın hazırladığı soruşturma evrakı ile önce Kemer Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır. Ancak, bu mahkemenin ‘yetkisizlik’ kararı vermesiyle dosya Antalya 4′üncü Asliye Ceza Mahkemesi’ne gelmiştir. Bu mahkemenin de ‘görevsizlik’ kararıyla davanın Antalya 1′inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandığı görülmektedir. continue reading…

26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç. vakasının bir kez daha hatırlattığı önleyici sosyal hizmetler ihtiyacını karşılayacak bir düzenleme yapılmazsa, çocukları yeterince koruyamamaktan şikayet etmeyi sürdürürüz. Bu hafta Türkiye N.Ç. davasıyla sarsıldı. N.Ç. 13 yaşında 26 yetişkinin cinsel istismarına maruz kaldı, mahkeme N.Ç.’nin kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğine karar verdi ve bunu hafifletici sebep olarak kullandı. Şimdi, bu kararın yarattığı infial ile faillere verilecek cezaları artıracak bazı kanun değişiklikleri tartışılıyor. Oysa çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarının biçimi ve sıklığı, bu sorunun sadece bir kanuni eksiklik sorunu olmadığını ortaya koyuyor. İçlerinde okul yöneticisi, kamu çalışanı da olan 26 yetişkinin de bulunduğu cinsel istismar olayının yarattığı infiali, bu olaya karışan kişilere ağır cezalar vererek gidermek mümkün mü? Elbette, bu tür eylemlere karışan kişiler ağır cezalarla cezalandırılmalı. Ancak tekrarını önlemenin yolu da, cezaların etkili biçimde uygulanmasını sağlamanın yolu da toplumda çocuk istismarı konusunda ortak bir duyarlılık yaratmakla mümkün. Bunun da yolu çocuk istismarına duyarlı, dolayısıyla çocuğu ihmal ve istismardan korumaya yönelik hizmetlere öncelik veren bir devlet yönetimidir. continue reading…

Uyuşturucu Tuzağı-Uyuşturucuya Alıştırma Yöntemleri

Unutmayın, eroin bağımlılığının ilk adımı arkadaş kıyağı ile atılır.

Eğer arkadaşınız , gerçekten de arkadaş değil de bir “ayakçı” ise, birkaç hafta sonu devam eden bu kıyakçılığı ” bombalama” denilen ikinci aşama izler. Bu aşamada bir gün ziyaretinize gelen ayakçı, kıyağını yaptıktan sonra giderken, nasılsa yanındaki yüklüce miktarda eroini almayı unutuverir. Bir eroinmanın malını asla unutmayacağını bilmediğiniz için kuşkulanmazsınız. Birkaç gün gelip almasını beklersiniz. Gelmez. Bir gün, “yahu şundan bir kere çeksek ne olur sanki?” dersiniz. Sonra bunun gerisi gelir. Mal bittiğinde bombalanmışınız demektir. Artık bir eroin bağımlısı olarak, her yerde kıyakçınızı, daha doğrusu ayakçınızı arar ve kolaylıkla bulursunuz. Özellikle genç yaştaki insanlar arasında, guruptan bir yada birkaç kişinin uyuşturucu kullanması , diğerlerinin de en azından bir kez denemesi için yeterli bir neden. continue reading…