Skip to content

Archive

Category: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı

Çocuğun okula başlaması, içinde yaşadığımız toplumda gelişimini sürdürebilmesi açısından çocuk ve ailesi için bir sorumluluktur. Okula başlama sadece çocuklar için değil aileleri için de önemli bir olaydır. Okul hayatı, çocuk ve aile için yaşam döngüsünde meydana gelen değişime paralel olarak, aynı zamanda kriz faktörüdür. Çocuk ebeveynlerinden ayrışarak farklı akran ve yetişkin olan öğretmenleriyle iletişime girer. Okul, çocuk için yeni sosyal çevredir ve doğal olarak çocuğun uyum sağlamasını gerektiren çok sayıda farklı özellikleri ve ilişkileri içerir. Çocuğun okula başlaması ile birlikte, korku ve kaygı hissedebilir ebeveynlerinin ihmal edebileceğini düşünebilir. Yeni arkadaş grubu ile ilişkilerinde uyum sorunu yaşayarak kabul edilmemekten, öğretmenin tarafından onaylanmamaktan endişelenebilir. continue reading…

Çocuk korunmaya, ilgiye ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. Ailenin uygun tutum ve davranışlarıyla çocuk kişilik, ruhsal ve davranışsal gelişimi sağlıklı yapılandırılır. Ancak ebeveynler çocuklarına yeterli düzeyde ilgi ve sevgi göstermez, kişilik gelişiminde uygun rol model olamaz ise çocuk istismara ve fena muameleye açık hale gelir. Çocuk ailede bulamadığı ilgi ve sevgiyi aile dışında aramaya yönelir kişilik bozukluğu ve istismar eğiliminde olan kişi ve ya gruplarca cinsel taciz ve tecavüz girişimleri ile karşı karşıya kalabilir. Günümüzde belirli bir kesim ailelerce, çocuğun ticari bir meta olarak algılanması, çocukların kullanarak kazanç sağlanmasına yönelik tutumlar istismar ve ihmali yaygınlaşmıştır. continue reading…

Çocuk, gerek aile gerekse toplum içersinde sürekli iletişim ve etkileşim içersinde hayatına yön verir. İlişkilerini duygu, düşünce, davranış düzeyinde yaşayarak çevresine yansıtır. Ebeveynleri çocuklarını nasıl algılıyor, tutumlarını nasıl tanımlıyorsa ona uygun tepkiler verirler. Toplumsal yaşamda, çocuktan çocuğa şiddet görüntülerinin yanı sıra çocuktan öğretmenine ya da yetişkine doğru şiddet tutumları gözlemlemekteyiz. Bu görüntülere gelecek nesiller ve toplumumuz adına endişe verici manzaralardır. Çocuğun şiddet tutumu ruh sağlığında sorundur. Çocuğun rol modeli ebeveynlerinin şiddet içersindeki davranış kalıplarını gözlemleyerek içselleştirmesi ve taklit yoluyla öğrenmesiyle çocuk şiddet davranışları ortaya koyar. continue reading…

Ergenlik dönemi, çocuğun bireyselleşme, bağımsızlaşma ve ailesi dışında akran gruplarıyla ilişkiye geçme dönemidir. Çocuğun ailesinden ayrışma, farklı bir birey olduğunu gösterme sürecinde ana-babanın çocuğunun duygularını anlamaya çalışması ve sağlıklı iletişim kurması ergenlik sorunlarının çözümünde en önemli yaklaşımı oluşturmaktadır. Ergenin duyguları inişli çıkışlıdır, fiziksel özellikleri değişim içersindedir. Akran grupları içersinde yer edinme, saygı görme çabası içersindedir. Artık ailesi dışında, arkadaşları ergen için önemlidir. Yaşanan bu hızlı değişim aile içi krizlere, ebeveynleriyle ilişkilerde çatışmalara yol açabilir. continue reading…

Hızlı bir değişimin yaşandığı günümüzde artan sosyal sorunlardan en önemlisi, çocuk ve ergenlerin madde bağımlılığıdır. Çocuk ailede bulamadığı ilgiyi, evden uzaklaşarak sokakta arkadaş grupları içerisinde sağlamaya çalışmaktadır. Arkadaş grupları içinde onay ve takdir gören çocuk sokakta yaşamayı alışkanlık haline getirerek sokakta kimlik, güç kazanmaktadır. Çocuğun merak, ilgi ve alt kültür gruplarının yönlendirmesiyle madde kullanmaya başlar, arkadaşlarını kaybetme ve dışlanma korkusuyla kullanımını sürdürerek madde bağımlısı haline gelir. Madde bağımlılığı tedavisi bir ekip işidir. Psikiyatr, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve aile birlikte çalışır. Madde bağımlılığı tedavisinde sürece aileyi katmadan, ailenin tedavide etkin rol oynamasını desteklemeden kalıcı bir tedavi olması mümkün değildir. Ailenin tedavi sürecine katılmasıyla özellikle madde bağımlısı ergenlere uygulanan tedavi programları verimliliği artmaktadır. continue reading…