Skip to content

Archive

Category: Psikiyatrik Sosyal Hizmet Müdahalesi

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği (ESHID) tarafından “Türkiye’de Engellilere Yönelik Ayrımcılık Ve Hak İhlalleri” adlı bir rapor yayınlandı. Rapor 2011 yılına ilişkin, engelli bireylere yönelik ayrımcılık ve hak ihlallerini kapsamaktadır. Mahir Işık ve arkadaşları tarafından yayına hazırlanan rapor engellilere yönelik ayrımcılık ve hak ihlallerini gündeme getirmektedir. Raporun giriş kısmında şu ifadelere yer verilmiştir: “Engelli bireylerin hakları sorunu bir insan hakları sorunudur. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de engelli bireyler temel haklardan yararlanmada ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. Raporun hazırlanmasındaki amaç engelli bireylere yönelik ayrımcılık ve hak ihlallerinin görünür kılınması yoluyla farkındalık yaratmak ve yasama/yürütme otoritesinin engelliler alanındaki politika ve uygulamalarının insan hakları ve fırsat eşitliği temeline oturtulmasına katkıda bulunmaktır. continue reading…

2011′e gelindiğinde kadına yönelik ölümle sonuçlanan şiddet olaylarında büyük bir artış olduğunu görüyoruz. Basına yansıyan olaylarda ya kadınların öldürüldüğünü ya da şiddet sonucunda mağdur edildiğine tanık oluyoruz. Dünyanın gelişmemiş birçok bölgesinde kadına yönelik şiddet yaygın bir olguyken, sosyal politikanın çaresiz kaldığı, küçük yaşta evlilikler ve çocuk gelinler ise dramatik bir sosyal sorun olmayı sürdürüyor. Dünyanın diğer ülkeleri bir yana Türkiye’de de trajik olan, kadına yönelik insan hakları ihlallerinin sistematik olduğu gerçekliğidir. Biliyoruz ki kadının insan hakları ihlalleri arasında; kadını sosyal, ekonomik, siyasal, hukuki, fiziksel, duygusal, kültürel yönleriyle etkileyen olayların başında şiddet gelmektedir. Araştırma bulgularının geneli şiddetin aile içinden ve yakın sosyal çevreden kaynaklandığı yönündedir. Namus cinayetleri ya da intihara sürükleme bu belirlemeye bir örnektir. Adalet Bakanlığı ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporuna göre Türkiye’de 2002-2011 tarihleri arasında 4410 kadın katledilmiştir. Bu sayının bir kısmını namus adına işlenen cinayetler oluşturmaktadır. continue reading…

Sosyal hizmet toplumun sorunlarına katılımını destekleyici, bireylerin özgürleşme ve sivilleşme çabalarını geliştirici bir alandır. Ülkemizde sosyal hizmet uygulamaları resmi kamu kurumlarında yürütülmekte toplum sosyal hizmete katılımı gecikmiştir. Sosyal hizmet sosyal sorunlarının çözümüne yönelik bilimsel uygulamaları içeren bir alan olarak birey, grup ve toplumla çalışır. İnsan odaklı uygulamaları içerir. Din, dil ve sınıf farkı gözetmeden uygulamalarını yürütür. İdeolojik değil insani bir alandır. Sosyal hizmet, belli bir kesimin ya da ideolojik grupların alanı olmayıp farklı toplumsal özellikleriyle halkın alanıdır. Sosyal hizmet açık, katılımcı olarak toplumsal barış ve uzlaşma çabası içersinde uygulamasını gerçekleştirir.   Sosyal hizmet ülkemizde, adaletin, eşitliğin, insan haklarının ve insan onurunun güvencesidir. Sosyal hizmet görevlileri, mesleki uygulamaları ile bireyin demokratik bilincinin gelişmesini destekleyeceği gibi demokratik katılımını geliştirmektedir. continue reading…

Bakanlar Kurulu’nun 3 Haziran 2011 tarihinde aldığı kararla kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 8 Haziran 2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlandı. KHK’de Taşra Teşkilatı ve Çalışma Grupları başlıklı Dördüncü Bölüm’de Bakanlığın “taşra teşkilatı kurmaya yetkili olduğu” hükmü bulunmaktadır. Ancak kurulacak İl Teşkilatıyla ilgili hiçbir açıklama yapılmamıştır. Mevcut haliyle İl Sosyal Hizmetler Müdürlükleri bulundukları illerde koruyucu, önleyici hizmetleri uygulayamadıkları için sosyal sorunlara zamanında müdahale edilememektedir. Yeni kurulan Bakanlığın İllerde daha güçlü bir örgütsel yapıyla teşkilatlanması gerekmektedir. Sosyal Hizmetler Müdürlükleri neleri başaramadı ve yeni yapılanmada bu eksikliklerin giderilmesi için nasıl bir örgütsel yapı kurulmalıdır? Bence geleceğe dönük yapıcı öneriler sunulması gerekmektedir. Sosyal Hizmet Müdahalesi’nin en temel ilkelerinden olan “kendi kaderini tayin” ilkesi doğrultusunda SHÇEK’te çalışanlar da kendi geleceğinin planlanmasında etkili roller almalıdır. Bu nedenle 6 yıldır aktif olarak vekaleten yürüttüğüm İl Müdür Yardımcılığı görevimde nerelerde tıkanmalar yaşadığımızı bizzat uygulayarak deneyimleme fırsatım oldu. Gördüğüm bu eksikliklerin düzeltilmesi ve daha etkin sosyal hizmet sunumu için neler yapılması gerektiği ile ilgili önerilerimi aşağıda sunuyorum. continue reading…

Türkiye’de yılda 7 bin çocuk istismara uğruyor. İstismarların yüzde 40′ı cinsel, yüzde 45′i fiziksel. İstismarcıların büyük bölümü ise amca, dayı, kuzen gibi en yakınlar. Uzmanlar ‘Çocuğunuz altına kaçırıyorsa, aşırı korku, uyku, davranış bozukluğu başladıysa mutlaka dikkate alın’ diyor. Hekimlerin ve sosyal hizmet uzmanlarının oluşturduğu ‘Çocuk İstismarı Komisyonu’, Türkiye’de yılda 7 bin çocuğun cinsel ve fiziksel istismara uğradığını, istismarın genelde amca, dayı, kuzen gibi en yakın insanlardan geldiğini tespit etti. Ailelerin büyük çoğunluğunun bu istismarların farkına varmadığını belirten uzmanlar uyarıyor: Çocuklarınıza kulak verin, çığlıklarını dinleyin…
İzmir’deki komisyonun üyelerinden Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı Arda Tomba ulaştıkları bilgileri AKŞAM’a anlattı. Sadece Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi’nde, adli vakalar hariç, toplam 140 ‘çocuk istismarı’ vakası tespit edildiğini belirten Tomba, Türkiye genelinde bu rakamın yılda 7 bine ulaştığını belirtti. Ancak fark edilmeyenler ile fark edilse bile gizlenenler de dikkate alındığında ortaya bir dehşet tablosu çıkıyor. continue reading…

Hızla gelişmekte ve değişmekte olan toplumsal yapımızda sosyal sorunlarda artış dikkat çekmektedir. Çocuklar ihmal ve istismarı yaygınlaşmış, çocuk suçluluğu artmış, aile içi şiddet özellikle kadın sorunu kitleselleştirerek kadın ölümleriyle sonuçlanmış, özürlünün bakımı, eğitimi ve toplum içersinde rehabilitasyonu önem kazanmış özellikle yoksulluk sorununun çözümünde gelirin adaletli paylaşımı önem kazanmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında son beş yılda yüzde 30 artış meydana gelmiştir. Buna göre; 2006’da 528, 2007’de 473, 2008’de 577, 2009’da 652 kadın tecavüze uğrarken, 2006 yılında 489, 2007 yılında 540, 2008 yılında 589, 2009 yılında 624 cinsel taciz olayı yaşanmıştır. continue reading…

İstismar şüphesi ile çocuk ve ergenlerle görüşme yapmak, klinik deneyim ve uzmanlık gerektiren özel bir alan olmakla beraber çocuk ve ergenlerle çalışan hekimler, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, psikolojik danışmanlar/rehber öğretmenler ve emniyet görevlileri temel prensipler üzerinden hareketle ön değerlendirme düzeyinde gerçekleştirilebilecekleri bir iştir.

Temel bilgiler ışığında çocuklarla mülakatın iki hedefi olmalıdır:

1.Olası istismara dair en güvenilir ifadeye ulaşmak,

2. Çocuğun yaşı, bilişsel, zihinsel ve duygusal gelişimi ile sosyodemografik özellikleri ve kültürel faktörler ile ilgili derinlemesine bilgiyi edinmek.

Çocuklarla yapılacak görüşmelerin başarılı olabilmesi ve hedeflenen bilgilerin elde edilebilmesi için öncelikle çocuğun gelişim basamaklarını çok iyi tanıma ve uygun görüşme tekniklerini bilme gerekliliği ortaya çıkmaktadır. continue reading…

Sosyal hizmet kendisine ait misyonu, bilgi temeli, değerler sistemi, etik kuralları ve beceri repertuarı olan bir meslektir. Temelde, psikososyal ve ekonomik eksenli sorunların ortadan kaldırılması sorumluluğunu taşır. Psikiyatri tıbbın bir ihtisas alanıdır. Ruhsal bozuklukların tanısında, sağaltımında ve toplumun ruh sağlığının korunmasında sorumluluğu birincil düzeyde ve evrensel olarak psikiyatri uzmanı hekim taşır. Fakat hekim bu sorumluluğu tek başına üstlenmemiştir. Psikiyatrik sağaltım ekip çalışmasıyla yürür ve hekimin koruma, iyileştirme ve geliştirme rollerine katkı verecek başka bazı mesleklerin profesyonelleri de onunla birliktedir (psikolog, psikiyatri hemşiresi gibi). Bunlardan biri, hem bir disiplin hem de meslek olan sosyal hizmette en az lisans eğitimi almış sosyal hizmet uzmanıdır. continue reading…

Stres Kavramı, Latince’de “Estrica”, eski Fransızca’da “Estrece” sözcüklerinden gelmektedir. Kavram 17. Yüzyılda felaket, bela, müsibet, dert, keder, elem anlamlarında kullanılmıştır.18 ve 19. Yüzyıllarında ise kavramın anlamı değişmiş ve güç, baskı, zor gibi anlamlarda objelere, kişiye, organa veya ruhsal yapıya yönelik olarak kullanılmıştır. Buna bağlı olarak da stres nesne ve kişinin bu tür güçlerin etkisi ile biçimin bozulmasına, çarpıtılmasına karşı bir direnç anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Kavramı ilk kez ortaya atan Hans Selye stresi, organizmanın her türlü değişmeye özel olmayan (yaygın) tepkisi olarak tanımlamıştır. Hans Selye’nin çok benimsenen bu tanıma göre stres, memnuniyet verici olup, olmadığına bakılmaksızın her türlü isteme bedenin uyum sağlamak için gösterdiği yaygın tepkisidir. continue reading…

Tarihçe Ve Kurumsal Yapısı: 1924 yılında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Başbakan İsmet İnönü ve Sağlık Bakanı Refik Saydam’ın onayı ile Topbaşı Bimarhanesi’nden taşınma süreci 1927 tamamlandı. Hastane Reşadiye Kışlası arazisi üzerinde kuruldu. Başhekim Dr. Mazhar Osman, Dr. Fahrettin Kerim Gökay, Dr. Şükrü Hazım Tiner, Ahmet Şükrü Emet, Dr. İhsan Şükrü Aksel gibi genç hekimlerin desteği ile kışla onarılarak hasta haline getirilmiştir. 1924′ten beri Bakırköy’de faaliyet gösteren Prof. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, cumhuriyet döneminin en büyük ruh ve sinir hastalıkları hastanesi olmakla beraber, psikiyatri, nöroloji ve nöroşirurji alanlarında tüm Türkiye’ye hizmet veren sağlık kurumudur. Bu alanların gelişmesinin yanında toplumun ruh ve sinir hastalığına ve kurumlarına bakışının değişmesine katkıda bulunmuştur (Erkoç, 2007). continue reading…