Skip to content

Archive

Category: Toplum Ruh Sağlığı

Engelliler Haftası, Birleşmiş Milletler’e üye 156 ülke tarafından 10-16 Mayıs arasında kutlanmaktadır. İsveç Enstitüsü’nün davetlisi olarak Brezilya, Ukrayna, Gürcistan ve Türkiye’den dört gazeteci İsveç’in engelli politikasını yerinde görmek için Stockholm’deydik. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim İsveç’te bizzat hükümetin kendi deyişiyle engelliler hala eşit vatandaş değil. 50 yıldır engelli hareketi içinde yer alan sosyolog ve kamu idarecisi Birgatta Andersson’un dediği gibi “İsveç’te engelli politikaları çocuk hakları, kadın hakları ve diğer insan haklarındaki gelişme ile aynı tempoda ilerlemedi…” Ama buna rağmen geldikleri nokta engelleri kaldırmanın ne kadar farklı ve yaratıcı yollarının olduğunu gösteriyor. continue reading…

Her ülke toplumunun temel taşı ailedir. Herkesin evinin önünü temizlemesi nasıl mahalleyi temiz kılarsa, her ailenin evlilik ve çocuk yetiştirme konusunda bilinçlenmesi de huzurlu bir toplumu oluşturur. Sokağa atılan veya kaçan her çocuk toplum için bir yaradır. Sokak çocuklarının bakımı, korunması işin sivrisinek öldürme girişimidir sadece, bataklığın kurutulması ise ancak ailelerin bilinçlenmesiyle, aile bireylerinin birbirlerine sağlam bağlarla bağlanmasıyla olur. Sokak çocuklarının sadece aile içi ilişkilerdeki sorunların birer neticeleri olduklarını, kendilerinin asla asıl sebep olmadıklarını göz ardı etmemeliyiz. Şu gerçeği de mutlaka fark etmeliyiz ki; bugün müsait ortam bulamadığı veya henüz cesaret edemediği için henüz sokağa kaçmamış binlerce çocuk, ailesinin huzursuz ortamında beklemekte olan birer potansiyel sokak çocuğu durumunda. Çocukları sokağa iten gerçek; sanıldığı gibi yokluk, yoksuluk, maddi yetersizlik değildir. Konuya bu açıdan bakanlar, maddiyatı başat faktör görenler aile bağının önemini anlayamamış kişiler olabilir ancak. continue reading…

Çocuk dünyaya geldikten sonra ebeveynlerinin çocuğuyla kurduğu iletişim ve tutumları çocuğun ruhsal gelişimini etkiler. Sağlıklı ebeveyn çocuğun doğumundan itibaren bireyselleşme ve bağımsızlaşma çabasını güvenli yaklaşımlarıyla destekler. Çocuk, koruyucu ve bağımlı ya da otoriter anne ve baba yaklaşımlarıyla yetiştirilir ise çocukta bağımlı ilişkilere açık hale gelir. Bireyin kumar bağımlılığı sorunu, ebeveynleriyle kurduğu bağımlı ilişkilerin sonucudur. Yeterli düzeyde sevgi görmeyen, bireyselleşme çabası desteklenmeyen, temel güven duygusu ve benlik saygısı gelişmemiş bireyler, eksik kalan duygusal ihtiyaçlarını zararlı alışkanlıklara yönelerek karşılamaya çalışırlar. continue reading…

Nisan ayında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını idrak ettik. Çocuk Bayramından  habersiz yaşayan, suça bulaşan çocukların sayısı yıldan yıla artıyor. Çocuk ihmali ve istismarı hızla yaygınlaşıyor. Çocuk sorununu yok sayma, görmezden gelme yerine çocuk sorunuyla yüzleşme, çözümlenmesi yönünde harekete geçme zamanı geldi ve geçiyor bile.

Aile içi sorunlar çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor.

Aile içi iletişim, uyum ve davranış sorunları yaşayan karı-koca, çocuğun gelişimi olumsuz etkiliyor. Çocuk, anne-babadan uzaklaşıyor. Ailede içinde bulamadığı ilgiyi ve desteği sokakta arkadaş grupları içerisinde sağlamaya çalışıyor. Arkadaş grupları içinde onay görüyor. Sokakta kimlik ve kişilik gelişimi desteklenen çocuk, sokağa bağımlı olmayı ve sokakta yaşamayı alışkanlık haline getiriyor. continue reading…

8 Mart dünya kadınlar günü ancak kadına yönelik şiddet hızla artışını önleyemiyoruz. Ülkemizde her üç kadından birisi erkeklerin duygusal, sözel veya fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Her türlü önleme ve koruma çabalarına rağmen kadınlar, kocalarının cinayetlerine kurban oluyor.

Erkek kendini merkeze alıp kadını ötekileştiriyor!

Gelişim döneminde ebeveynlerin şiddetine maruz kalan çocuk, yetişkinlerin davranış kalıplarını gözlemleyerek içselleştirmesi ve taklit yoluyla öğrenmesiyle şiddeti içselleştirir. Sürekli şiddet görerek yetişen çocuk, şiddeti normalize eder. İletişim yöntemi olarak kullanır.

Sağlıksız iletişim kültürünün dışavurumu şiddettir. Bilinç dışı davranış olarak sergilenir.

Koca aile içerisinde eşi ve çocuklarının kendisine mutlak itaatle yükümlü öteki bireyler olarak görür. Kendini merkeze alarak diğer aile üyelerini ötekileştirir. Böylece mutlak iktidar üreterek ilişkiyi güç merkezli inşa eder. Kadına yönelik şiddet, erkeğin otoritesinin zafiyete uğratılması neticesinde gücünü koruma ve gösterme davranışı olarak ortaya çıkar. Eşine nasıl zarar verdiğinin farkında bile değildir. continue reading…

2-3 Kasım 2013 tarihlerinde İstanbul’da “Aile değerlerinin korunması-yükseltilmesi” koordinasyon ve ortak çalışmanın Rolü başlığı altında gerçekleştirilen çalıştaya , kadın ve aile sahasında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları , müesseseler ve alanında uzman bir çok akademisyen iştirak etti.Bu değerli buluşmada istişare edilen konularla ilgili önemli tavsiyeler ve öneriler alındı: Ailenin varlığını tehdit eden oluşumlar ve tehlikeler: Medya, uluslar arası anlaşmalar, farklı müesseseler arasında bilinçli olarak yürütülen –olumsuz propaganda- içeren programlar, semineler, konferanslar hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek ve toplumu duyarlı hale getirmek.

Katılımcı kuruluşlar arasında, aile değerlerine hizmet eden, alternatif eğitimsel hizmetler oluşturmak, sıkı bir iletişim ağı tesis etmek, koordinasyon mekanizmaları kurmak.

Sosyal medya ve diğer alanlarda düzenlenen  ”Aile Projeleri”ne finanse edilmek üzere özel bir fon oluşturmak. Bu fon: Gönüllü yardımseverler ve resmi kanallar tarafından aile sorunlarının hizmetinde kullanılmak üzere oluşturulacaktır.( Zekat sandığı, sadaka sandığı gibi)

Aile sorunlarıyla alakalı , ortak önemi bulunan konuların, sosyal medya ve internet siteleri aracılığıyla, aktif bir sosyal ağ inşa ederek bu ağın kullanıcılar tarafından yoğun bir şekilde takip edilmesini sağlamak. Öneğin, Uluslar arası Kadın ve Aile Platformu sitesi gibi. continue reading…

Başakşehir’de toplumun sorunlarını tespit etmek ve bunlara çözüm önerileri getirebilmek maksadıyla kurulan Başakşehir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu bu yıl çok önemli bir çalışmaya öncülük ediyor. Toplumun en önemli sosyal sorunlarından biri olan risk altında ve korunması gereken çocuklarla ilgili bilimsel bir çalıştay düzenledi. Başakşehir Belediyesi, Kent Konseyi ve Başakşehir Kaymakamlığı desteğiyle 28-29 Aralık 2013 tarihinde Makro İnşaat ve Retaj Royale İstanbul Hotelin ana sponsorluğunda bilim insanları, alanın uzmanları ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla çocuk sorunun önlenmesi ve çözümü yönünde irade ortaya koydu. continue reading…

Yerel yönetim seçimleri beş yılda bir yapılmakta ve önümüzdeki 30 Mart 2014’te yeni bir yerel seçim süreci yaşanacaktır. Yerel yönetimin en önemli organlarını belediyeler oluşturur. Belediyeler, halka yerinden kumu hizmeti sunan ülkemizin sosyal refah düzeyinin yükselmesinde etkin, hareket kabiliyeti yüksek en önemli kurumları oluşturur. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi belediyelerin halkımıza verimli hizmet sunabilmesi ancak sosyal politikalara ve sosyal hizmet projelerine yer vermesiyle mümkündür. Günümüzde belediye kanunu, sosyal hizmetlerle ilgili yükümlülükler bulunmasına rağmen birçok belediye, sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin yönetmelikler ve iç hizmet yönergesi oluşturmamıştır. Sosyal hizmet uygulamalarında kurumsallık ve sürdürebilirliğin olmadığı, kişi ve ailelerinin mağduriyetlerinin devam ettiği görülür. Sosyal hizmetler, insan merkezli politika ve uygulamaları içerir. Güvenli aile ve güçlü toplum sosyal hizmetin temel misyonudur. continue reading…

Medya, her geçen gün “Bir kadın daha cinayete kurban gitti” diyor ve biz, bu kan dondurucu olayları duymuyoruz sanki… sadece sıradan bir haber şeridini daha geride bırakıyoruz. Gelin isterseniz Gölcük’te bir annenin bebeğini ölüme mahkûm etmek istemesi olayını düşünelim ilkin. Anneyi linç etmek istedik… Elbette aklın kabul edebileceği bir durum değil, yaşananlar. Fakat neden? Veya ‘niçin oldu bütün bunlar’ sorularını cevapsız bırakıyoruz… Annenin akıl veya ruh sağlığında sorun olup olmadığı bir tarafa, acaba müşahede ettiğimiz dramda toplumun etkisi yok mudur? Bu olayda, her şeyden önce, Batılılaşma hezeyanımızın bilançosunu görüyoruz. Onlar gibi, özgür olmalıydık… Evet, bu iyi bir şey değil miydi? Şüphesiz… Dahası gelecekti ve geldi… cinsel özgürlükde bize neden uymayacaktı? Pekâlâ uyardı. Uydu birçok bakımdan; ancak bu özgürlüğün, namus belasıyla başı hiç hoş olmadı. Çünkü bizim toplumumuzda, ilericisinden gericisine; sağından soluna varıncaya kadar çoğu kesim “namus” olgusunu önemser. Bireysel olarak “bu kurallar beni bağlamaz” diyebiliriz; ancak toplum varlığı olmaya devam edeceksek, bu itirazımız havada kalacaktır. Bizim kültürel dokumuzda, toplumun damgası, âdeta adaletin mührüyle yarışır durumdadır. continue reading…

Yoksulluk, günümüz dünyasının en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için farklı boyutlarda olsa da, yoksulluk sorunu çözüm bekleyen öncelikli konular arasında yer almaktadır. Zenginin daha zengin, fakirin daha fakirleştiği küresel kapitalizm düzeni beraberinde birçok sosyal sorunlarının artışına yol açmaktadır. Yoksulluğu sadece açlık veya yetersiz beslenme olarak ele almak bizi yanlış sonuçlara götürür. Zira insan yemek ihtiyacının yanında giyim, barınma, sağlık, kültür ve diğer insani gereksinmelerini de gidermek için çalışan bir varlıktır. Dolayısıyla yoksulluk sorununun temelini, bireyin insani ihtiyaçlarının yeterince karşılanıp karşılanmadığı, karşılanıyorsa hangi oranda karşılandığı oluşturmaktadır. Aşağıdaki çalışma yoksulluk sorununu anlamamıza yardımcı olan ve sorunun çözümü için gerekli yaklaşımları ortaya koyan bir çalışmadır. continue reading…