Sivil toplum kuruluşları halka yerinden, mahallesinden gönüllü hizmet sunan kurumlardır. Mahallesinde yaşayan vatandaşların, sivil toplum hizmetlerinden en ideal anlamda yararlanmaları çocuk, kadın, aile, özürlü ve toplumların beklentilerinin tam olarak belirlenmesiyle olanaklıdır. Vatandaşların taleplerini analiz eden, yönetim sürecine katılımı esas alan sivil kurumlar vatandaşların mutluluk, huzur içersinde hayat düzeylerini geliştirecek hizmetleri ortaya koyabilir. Yalnız halkın ihtiyaçları ve beklentilerinin yanında gelecek vizyonunun oluşturulması, yöre halkının şu an için aklından bile geçirmediği ancak, halkın hizmet çeşitliliğini ve ileriye dönük mutluluk ve sosyal refahını geliştirecek hizmetlerin devreye sokularak ufkunun da açılması gerekmektedir. continue reading…
Sosyal hizmetlerinin merkezinde insan vardır. İnsanın sağlık, eğitim, ruhsal ve manevi ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik hizmetleri içerir. Bireyin, aile ve toplum hayatında güven duygusu içersinde yaşamını sürdürebilmesi için temel ihtiyaçlarının karşılanması sosyal hizmetlerin temel misyonunu oluşturur. Ülkemizde yaşanan değişime paralel olarak ailenin sosyo-ekonomik yapısı değişmiş, aile içi iletişim çatışması, kadına yönelik şiddet, çocuğunu ihmali, istismarı, çocuk ve ergenlerde davranış sorunları, uyuşturucu bağımlılığı hızla artmakta engellilerin toplumsal hayata adaptasyonunda güçlükler yaşanmaktadır.
Modernleşme sürecine bağlı olarak, ülkemizde hızlı bir toplumsal değişim yaşanmaktadır. Şehirlerde yoğun göç yaşanmakta, hayat tarzı sürekli farklılıklaşmaktadır. Değişim birey ve toplumlar için kriz faktörüdür. Değişim yönetilemezse çatışma ortaya çıkar. Yaşanan cinsel istimrar suçları çatışma durumunun dışa vurumudur. Bireyler ve toplumlar değişen koşullarda hayatlarına nasıl yön verecekleri hususunda güçlük çekmektedir. Küresel kapitalizm insanları tüketime yönlendirmekte, insanlar ürettikçe değil tükettikçe değerli oldukları yanılgısı içersinde düşmektedir. İnsanlar güçlü olarak, güvende olacakları algısı içersindeler. Hâlbuki insan varlığı öznedir. Ancak günümüzde nesneleştirilmiştir. Ahlak, vicdan, hukuk, saygı ve sevgi tersyüz edilmiştir. İnsan değerler yerine hazlar ön plana çıkmıştır. 
Aile şirketi; ailenin geçimini sağlamak ve/ya mirasın dağılmasını önlemek amacıyla kurulan, ailenin geçimini sağlayan kişi tarafından yönetilen, yönetim kademelerinin önemli bir bölümü aile üyelerince doldurulan, kararların alınmasında büyük ölçüde aile üyelerinin etkili olduğu ve aileden en az iki jenerasyonun kurumda istihdam edildiği şirkettir.
Toplumsal yapımızı analiz ettiğimizde; değişen şehir hayatı daha önceki yaşamımızdan farklı olarak, kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyerek insanın çevresiyle olan ilişkilerinin değişimine yol açmış, teknolojik gelişmeyle hızla artan tüketim eğilimi ile artık insanın yaşamındaki araçlar, elde edilmesi gereken amaçlara dönüşmüştür. Üretilen araçlar, insanın yaşamında her türlü kolaylık sağlamasına rağmen mutlu olmasını sağlayamamış, toplumda depresyon gibi çağın ruhsal hastalıklarının hızla artışını engelleyememiştir. Modernleşme çabaları, değişen yaşam kültürü içersinde etkilenen insanlarda kaygı, stres ve sıkıntılar artarak insanın kural, ilke, değerlerden yoksun kalabalıklar içersinde sorunlu, bunalımlı ve yalnız birey niteliği almasına yol açmıştır.