Aile kurumunun en temel fonksiyonu; toplumumuzun birlikteliğinin ve bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi, çocuklarımızın geleceğe hazırlanmasıdır. Eşler arası iletişim sorunları, aile içi yaşanan çatışmalar ve boşanmalar nedeniyle ilgiye, sevgiye, bakıma muhtaç çocuklarda stres faktörüne yol açmakta, uyum ve davranış sorunları gösteren çocukların sayısı hızla artmaktadır.

Çocukta şiddet eğilimi ve davranışları nasıl oluşur?

Çocuğun şiddet tutumu ruh sağlığında sorundur. Çocuğun rol modeli ebeveynlerinin şiddet içersindeki davranış kalıplarını gözlemleyerek içselleştirmesi ve taklit yoluyla öğrenmesiyle çocuk şiddet davranışları ortaya koyar. Aile içi ilişkilerde ihmal, istismar ve şiddet içersinde yetiştirilen çocuk psikososyal gelişim evrelerinde kişilik, duygusal, sosyal gelişimi açısından uyum ve davranış sorunları gösterir. Çocuk ergenlik sürecinde akran grubu içersinde iletişim güçlükleri çeker, ebeveynlerinden modelleme ile edindiği şiddet davranışlarını arkadaşlarına gösterme eğilimindedir.

Şiddet davranışına yol açan olan iletişim engelleri nelerdir?

Günlük yaşamımızda, çocuğumuzun bir sorunu karşısında, her şeyin iyi gideceğini söylemek, akıl vermek, dinlememek, eleştirmek, suçlamak iletişim engeli olduğunu öğrendiğimizde çoğumuz şaşırıyoruz. Bunlar karşımızdakine hiç yardımcı olmadığı gibi onun sorununu çözmede bir engel  oluşturuyor sorunu ortaya koymasını ya da açıklamasını engelliyor.Çocuk duygularının kabul edilmediğini, değersiz olduğunu, anlaşılmadığını düşünerek kendini olumlu tutumlarla ifade edemeyen çocuk şiddet tutumları ile ailesinin ilgisini çekmeyi iletişim yöntemi olarak benimsiyor.

İletişim sorunlarına yol açan tutumlar

Emir vermek, Yönlendirmek: Bu iletiler kişinin duygularının önemsiz olduğu mesajını verir. Kişi diğer kişinin istediğini yapma zorunluluğunu hisseder.

Uyarmak, Gözdağı vermek: Bu iletiler de emir verme ve yönlendirmeye benzer; ancak kişinin vereceği yanıtın karşılığı olacak tümceleri de içerir. Kişinin isteklerine saygı duyulmadığı mesajını verir. Bu durum kişide öfke ve düşmanlık yaratır.

Ahlak dersi vermek: Bu tür ilişkilerde otoritenin ve zorunlulukların gücü kişiye karşı kullanılır. “yapmalısın, etmelisin” mesajlarını iletir ve bireyi karşı koymaya zorlar.

Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: Kişinin sorunlarını kendi kendisine çözeceği yeteneğinin olmadığına inanıldığını gösterir.

Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme: Bu durum aile içinde o anda herhangi bir sorun yokken çocuklar tarafından kabul edilebiliyor; ancak, sorun anında bu durum kabul edilmiyor ve daha fazla çatışmalara neden oluyor. Mantıklı düşünceler önerme çocuğun mantıksız ve bilgisiz olduğuna dair mesaj iletir.

Yargılamak, eleştirmek, suçlamak,aynı düşüncede olmamak: Bu iletiler çocuk üzerinde diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.

Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirmeler yapmak: Genel inanç olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Çocuğun öz imgesine uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. “Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım?” gibi düşünürler. Övgü ise başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırır. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.

 Ad takmak, alay etmek: Çocuğun benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar.

Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak: Bu durum çocuğun konuşmasını, kendi duygularını ifade etmesini engeller.

Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak: Anne babalar çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında ortaya çıkar. Böyle bir durumda sorun hiç yokmuş gibi algılanıp avutma eğilimine gidilir.” Üzülme yarın her şey düzelecek, kendini daha iyi hissedeceksin” gibi mesajların verilmesi çocuğun önemsenmediği hissini verir.

Soru sormak, sınamak, sorgulamak: Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur.

Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak: Böyle iletiler yüzünden çocuk anne babasının onunla ilgilenmediğini, duygularına saygı göstermediğini belki de onu dışladığını, dikkâte almadığını düşünür. Çocuklar sorunlarını dile getirdiklerinde çok ciddidir. Şaka ve espriyle karşılık vermek onları incitebilir ve itilmişlik kenara atılmışlık duygusunu verir.

Çocuğu, ortaya çıkan çatışma konusunda nasıl eğitebiliriz?

Çocukların şiddet tutumlarının değiştirilmesinde sorun,  çatışma karşısında çözümleyici yaklaşımlarının eğitilmesi ve kriz yönetim becerilerinin geliştirilmesinin önemi ortadadır.Ancak  sorunu ya da çatışmayı çözen çocuk şiddet davranışlarından  kaçınabilir.

Her şeyden önce çatışmanın çözümlenmesinde, sorunu anlamak ya da analiz edebilmek çözümün kaynağını da oluşturur.

İlişkilerde ortaya çıkan bir sorunun değerlendirilmesinde, sorunun kökenleri, nedenleri araştırmalıdır.Aşağıdaki soruları sorarak

a) Çatışmaya neden olan sorunun ortaya çıkış sebebi nedir?

b) Çatışma nasıl bir gelişim göstermiş, kimler çatışmaya yol açmıştır

c) Sorunu sürekli kılan faktörler nelerdir?

d) Soruna odaklanmak yerine çözüme odaklanarak, sorunun çözümü için izlenecek yollar ne olmalıdır?

e) Sorunu kişilerin kendi aralarında çözebilirler mi?

f) Çözememeleri durumunda kimlerden yardım alabileceği hususunda

ayrıntılı değerlendirmeler yapılmalıdır.

Çatışmayı, şiddete yol açmadan nasıl çözümleyebiliriz?

Çatışma yapısı gereği her iki tarafa zarar vermektedir. Bireylerin duygusal, fiziksel örselenmesine yol açmaktadır.Öncelikle çatışmaya yol açan tutumlardan kaçınabilmektir ancak çatışma ortaya çıkmışsa çözüme odaklanarak yaklaşım geliştirebilmeliyiz.Bu yaklaşımların sorun çözme kadar uzlaşma becerileri göstererek çatışmayı çözümlemektir.

Çözüme aslında yakınsınız!

Çocuğunuzu anlamak ve onu dinlemek için zaman ayırın

Akıl vermek suçlamaktan kaçının

Kendi düşüncelerinize değil çocuğun düşüncelerine odaklanın

Değer verdiğinizi gösterin

Onun seviyesinde kelimeler kullanarak duygularını yansıtın

Sürekli çocuğa söz vererek kendisini anlaşılmış hissetmesini sağlayın

Çocuğun şiddet davranışlarından uzaklaşarak uyumlu, üreten bir değer olarak geleceğe hazırlanması “insanı merkeze, çocuğu odağa” alan bir aile ve toplum düzeninde gerçekleşebilir. Bu hayat düzeni ancak insan, aile ve toplum tasavvuru bir ülkede orta çıkabilir.

Fatih Kılıçarslan