Ergenlik dönemi, çocuğun bireyselleşme, bağımsızlaşma ve ailesi dışında akran gruplarıyla ilişkiye geçme dönemidir. Ergenin duyguları inişli çıkışlıdır, fiziksel özellikleri değişim geçirir. Ailesi dışında, arkadaşları ergen için önemlidir. Akran grupları içerisinde yer edinme, saygı görme çabası gösterir. Genç, bu dönemde anne babasından ayrı bir varlık, farklı kişi olduğunu hisseder. Bir başkasına benzemeye çalışabilir, rol modelleri vardır. Sosyal varlık olarak, aile dışına çıkarak toplumsal ilişkilerini geliştirmeye başlar, arkadaş grubuyla etkileşime girer. Ergenin kimlik kazanım sürecini hızlanır.

Akran gruplarının ergen üzerinde etkilerini Duck  (1973)  şöyle özetlemiştir:

Bireye ait olma duygusu sağlaması

Bireyin duygusal bütünlüğünü ve kararlılığını sağlaması

Bireye iletişim fırsatı sağlaması

Bireye yardım ve destek sağlaması

Bireye değerli olduğu duygusunu vermesi

Bireye başkalarına yardım etme fırsatı sağlaması

Kişiliğin desteklenmesi

Ergen, Akran İlişkileri ve Bağımlılık Döngüsü

Ergende meydana gelen fiziksel, ruhsal ve davranışsal değişim ebeveynlerde kaygıya yol açabilir, aile içi strese neden olabilir. Yaşanan hızlı değişim aile içi krizlere, ebeveynleriyle ilişkilerde çatışmalara yol açabilir. Eşler çocukları üzerinde otoriter, baskıcı veya koruyucu kollayıcı tutumlar sergiler. Kontrollerini arttırmaya çalışır, koruyucu kollayıcı bir tavır alırlar, çevreye güvenmeyerek, toplumdan çocukları adına korkarlar.

Bu yaklaşım çocuk üzerinde baskının artmasına sebep olur. Ergen için bu dönemde arkadaşlarının önemi büyüktür. Arkadaşlar, tutum ve davranışları ile birbirlerini etkilerler. Genç arkadaş grupları içinde onay görür, takdir görür. Arkadaşlar arasında gruplar oluşturulur ve bu grupların kendilerine özgü kuraları vardır. Ergen onu en iyi anlayan kişilerin artık arkadaşları olduğunu düşünmektedir. Ergen,  kınanma, eleştirilme, beğenilmeme kaygılarından dolayı gruptan çıkmaktan çekinebilir. Sokakta yaşamayı alışkanlık haline getirir. Sokak onun bir parçası olur. Sokakta bir kimlik, güç kazanır. Sokak yaşamında arkadaş, merak, ilgi ve çıkar grupları çocuğu madde kullanmaya yöneltir.

Madde kullanmayı çocuğun modelleme ile ilişkisine bağlayabiliriz. Çocuk ya arkadaşından birini ya da anne babasından birisini model alır. Çocuğun çevresinde ve ailesinde böyle modeller varsa, maddeye yönelme riski çok daha yüksektir.

Bağımlılık Özellikleri

Madde ve uyuşturucu kullanan bir çocuğun tutum, davranış ve psikolojisinde belirgin değişikler yaşanır. Çocuk ya içine kapanır ya da aşırı hareketlilik, öfke patlamaları gösterir. Yalan söyleme, yaşamdan zevk almama, kendini mutsuz hissetme, aile ve toplumdan uzaklaşarak içe kapanma vs. uyum ve davranış sorunları baş gösterebilir. Çocuğun ders kalitesinde düşme, sınıfta kalma ya da okulda öğretmenleri tarafından sürekli uyarı cezaları aldığı gözlenir. Bedeninde belirgin değişiklikler ortaya çıkar. Aşırı kilo kaybı, kollarında iğne izleri, sürekli öksürmesi, gözlerinde kızarıklık, uyku düzeninde bozukluk oluşur. Giyim tarzı değişir, kollarında dövme ya da kesikler görülür.

Sağlıklı Ebeveyn Yaklaşımları

Çocukluk ve ergenlik çağı potansiyel ve güçlü bir enerjiyi temsil eder. Dolayısıyla çocuğun sağlıklı bir şekilde bu enerjisini harcayacak alanlar oluşturmalı, çocuğun psikolojisine uygun iletişim yaklaşımları geliştirilmelidir. Ebeveynler çocuğu tanımlamak, sınırlamak, ne yapacağını belirlemek yerine çocuğu tanıma, anlama çabası gençlik dönemi ruhsal sorunun çözümüne kolaylık sağlar.

Bir gencin sorunlarını anlamada, sorunlarını tanımlamada, sağlıklı teşhisler koymak için o gencin nasıl bir evreden, nasıl bir süreçten geçtiğini iyi gözlemleyebilmek gerekmektedir. Ebeveynler her şeyden önce iyi bir gözlemci olmalıdır. Çocuğunu doğumdan itibaren nasıl bir gelişim süreçlerinden geçtiği kişilik, duygusal ve sosyal gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi ayrıca çocuğunun ilgi, merak ve yetenekleri hususunda fikir sahibi olmalıdır.

Ebeveynler çocuklarıyla açık, duygularını anlamaya dönük ve güvenli iletişim kurmalı, çocuklarını dinleme ve anlama becerisi geliştirmeli, eleştirmek, yargılamak, suçlamak ve akıl vermekten kaçınılmalıdır.

Rehber ana-baba modeli olarak söyleyerek değil göstererek, örnek ve olumlu model olarak çocuklarını eğitmeli, çocuğun sınırlarını, yaşamın kural ve değerlerini oluşturmasına yardımcı olmalıdır. Çocuğa bilgiyi kullanabilme beceri ve davranış eğitimi verilmelidir.

Özellikle yanlışlıklar karşısında, zararlı alışkanlıklara özendiren arkadaş çevresine karşı çocuğumuza “hayır” diyebilmeyi öğretmeli, kendi özgüveni oluşturmasına destek olarak, sağlıklı sınırlar geliştirmesine yardımcı olunmalıdır. Böylece genç, kendisini zararlı alışkanlıklara sevk eden arkadaşlarını durdurabilecek, kendi arasına mesafe koyarak madde bağımlılığından koruyabilecektir.

Fatih Kılıçarslan/ Sosyal Hizmet Uzmanı/Aile-Der Yönetim Kurulu Başkanı