Evsizlik, özellikle gelişmiş ülkelerde kapitalizmin tüm kurumlarıyla islediği ve bireyselciliğin ön plana çıktığı, 1980’ li yıllarda önemli bir sosyal sorun olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ise yoksulluk, yetersiz gelir, ruh hastalığı, kendini gerçekleştirememe, işsizlik ve normal yaşam standardı altında yaşayan birey ve ailelerin hızlı bir şekilde artmasıyla gündemimize girmiştir. Evsizlik olgusunu, özellikle ruh hastası ve madde bağımlısı çocuk ve kadınlar yoğun bir şekilde yaşamaktadır(1) Sosyal güvenliliğin aşınması, iş fırsatlarının tabana yayılamaması ve mevcut iş imkânlarının yoksulluk sorununa bir çözüm getirememesi ile beraber evsizlerin sistem tarafından bir korku unsuru olarak kullanılması da problemin büyümesine yol açmaktadır.(2) Çağdaş evsizlik sorununun ortaya çıkmasında, geniş ve büyüyen bir sosyal soruna dönüşmesinde özellikle kentleşmenin beraber getirdiği sorunlar ve teknolojinin inanılmaz gelişiminin önemli bir etkisi bulunmaktadır. (1),(2)

Ayrıca kentleşme dönüşüm projeleri,büyüyen şehirlerde toprak rantının git gide artması, düşük kiralık konaklama imkanlarını yok etmekte evsizlik sorununa etken olmaktadır. (2)

Evsiz olarak tanımlanan gruplar, geçmişten çok daha farklı özelliklere sahip olup, bugün bu topluluğa kadınlar, aileler, gençler ve ruh hastaları dahil olmuştur. Toplumda ruh hastalarının sayısı belli olmamasına rağmen bunların evsiz gruplarındaki oranları değişmektedir. Ruh hastaları çoğunlukla, evsiz popülâsyonun %30’ nu oluşturmakta ve bu grubun içerisinde şizofreni en ön sırada gelmektedir. (1)

Evsizler için hazırlanan bu inceleme raporunda evsizliğin tanımlanması, genel özellikleri, nedenleri, sorunları, sorun alanı ile ilgili olarak oluşturulan uluslar arası ve ulusal hukuki düzenlemeler, sorun alanına yönelik sosyal hizmet çalışmalarının neler olabileceği üzerinde durulmaya çalışılmıştır.

Evsizliğin Tanımı Ve Evsizliklerin Genel Özellikleri:

“Evsizlik (Homelessness); Bir barınağın olmayışı ve kamuyu açık mekânlarda uyumaktır. 1982’ de Drake ve arkadaşları evsiz” kendi evi olmayan her tek kişi” olarak tanımlamışlar, Larew ise alternatif bir yaklaşımda evsizlerin toplumda uzaklaşmış olmaları üzerine durmuştur. Buna göre evsizlik “uygun yerleşim koşullarının olmayışı ve sosyal marjinalizasyon” olarak nitelendirilmiştir. (3)

Diğer tanımlamada ise Evsizlik, insani gereksinimlerin karşılandığı, süreli bir konuta sahip olunmaması durumu olarak ifade edilmektedir. (2)

Toplum bilimci Rosi (1989) evsizleri şöyle tanımlamaktadır “kişiler, geleneksel konutların dışında yani, ya evsiz barınaklarında ya da konut olarak tasarlanmış yerlerde, sokaklar, terk edilmiş evler, otobüs durakları ve hastanelerin bekleme odalarında gecelerini geçirip yaşıyorlarsa, onlara evsiz denir” demektedir. (1)

Evsiz popülasyon için çoğu çalışmadaki ortak tanım “barınma evleri veya halka açık yerde uyuyan kişiler” şeklindedir.(3)

Evsizlerin Özellikleri:

Evsizlerin sosyo demografik özelliklerini inceleyen çalışmalarda, orta yaşlı erkeklerin ön planda olduğu belirtilmektedir. İngiltere’ deki araştırmalar evsizlerin yaş ortalamasının düştüğünü göstermektedir. Erkekler bu grupta çoğunluğu oluşturmakta olup, evsizlerin %10-25’ inin kadın, bunların %60’ ının 16-30 yaş arasında olduğu, %50’ sininde çocukları ile birlikte evsiz oldukları belirtilmiştir. (3)

İngiltere’ de yapılan literatür araştırmasında evsizler popülasyonunda erkekler yer almakta iken Vedat IŞIKHAN’ n hazırladığı Ruh Hastası Evsiz Kadınların Sorunları ve Sosyal Hizmet Yaklaşımlarına ilişkin makalede ise evsizlerle ilgili literatürde cinsiyet farklılıklarına ilişkin bilgilerin giderek artığını belirtilerek ,kadınların erkeklere oranla daha çok evsiz kaldığını makalede işlemektedir. Çünkü bu tür kadınların yaşadığı sorunlar ev içi şiddetle ilgilidir. (1)

ABD’de evsiz popülasyonla ilgili yapılan araştırmalarda,ABD’de ki evsiz popülasyonunda %34’ ünü evsiz ailelerin oluşturduğu, psikiyatrik hastalığı olmayan evsizlerin arasında etnik azınlıkların yoğun olduğu, bu grupta düzenli bir çalışmanın olmadığı ancak geçmiş dönemde kısa süreli çalışma öykülerinin olduğu, eğitim düzeylerinin düşük olduğu, %50 kadarının sosyal ilişkileri olmadığı saptanmıştır. Başka bir çalışmada ise evsizlerin %36’ sının akrabaları olduğunu belirtmelerinden yola çıkılarak evsizlerin anlamlı sosyal ilişkilerden soyutlanmış olmadıkları sonucuna varılmıştır. ABD ve İngiltere’ deki evsizlerin heterojen bir grup oluşturdukları ve coğrafi olarak hareket halinde oldukları üzerinde durulmaktadır. Özellikle genç evsizlerde sık yerleşim değişikliğe görüldüğü bildirilmektedir.(3)

Özellikle 1980’ li yıllardan sonra ailelerin, çocuklu ailelerin ve tek başına çocukların evsiz nüfusu artırdığı görülmüştür. Bu durum evsiz nüfusun heterojen yapıya dönüşmesine neden olmuştur. Heterojenliği artıran nedenler arasında; ruh hastalığı olan evsizlerin tedavi edilememesi, tedavilerinin sık sık aksaması ve tedaviden kaçmaları önemli bir yer tutmaktadır.

Evsizler, kendilerini toplumdan soyutlamış, geri çekmiş, utangaç ve izolasyon nedenliyle kişisel ilişkilerden kaçınan, yaşadığı aile, toplum tarafından dışlanmış kişiler olabilirler. (1)

Konuyla ilgili olarak Türkiye’de evsiz popülasyonla ilgili yeterli araştırmalar olmamakla beraber İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ağır kış koşullarının hüküm sürdüğü 2006 ve 2005 yıllarında hedef kitlenin soğuktan donmasını önlemek amacı ile bir spor salonuna toplayıp,bakım ve barınma ihtiyacına dönük olarak hizmet sunumunu yaptığı süreçte Karamustafalıoğlu ve arkadaşları evsizlerle ilgili sosyodemoğrafik özellikleri kapsayıcı bir çalışma gerçekleştirmişlerdir. Söz konusu çalışmaya ilişkin veriler aşağıda yer almaktadır. 

İstanbul’ da yoğun kar yağışı nedeniyle ortaya çıkan olumsuz koşullara karşı İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından korunma altına alınan 2005 Şubat ayında 294 kişiden görüşme yapmayı kabul eden 70 kişi ve aynı şekilde 2006 Şubat ayında 317 kişiden görüşmeyi kabul eden 104 kişi olmak üzere 174 evsiz üzerine yapılan araştırma bulguları şöyledir:

Çalışma kapsamında incelemeye alınanlar 150 (%89.8) erkek, 17’ si kadın (%10,2)olmak üzere toplam 167 kişi olarak tespit edilmiştir.

Kişilerin yaş ortalaması 42.16+12.45 olarak belirlenmiş en küçük yaş 17, en büyük yaşa sahip olan birey ise 69 yaşında olduğu gözlemlenilmiştir.

İncelemeye alınan 167 kişinin medeni durumu incelendiğinde en büyük grubu %51.5 bekarlar, bunu sırasıyla %28.1 boşanmışlar, %10.8 dullar, %7.8 evliler %1.8 oranında ise bu konuda bilgi toplanamamıştır.

Eğitim durumları göz önüne alındığında en büyük grubu %67.7 ile ilkokul mezunları oluştururken, %19.8’ ini okur-yazar olmayanlar; %7.2’ sı lise mezunları; %2.4’ ünü ise üniversite eğitimi olanlar oluşturmakta, %3 oranında yeterli bilgi alınamamıştır.

Çalışma kapsamına alınanların %71.9’ unun hiçbir sosyal güvence altında olmadığı belirlenirken,. %198’ sinin yeşil kartı, %1.8’ nin 2022 sayılı kanunda yararlandığı,%3 hastanın SKK’ dan faydalanabildiği, %3.6 hastanın bu anlamda da bir desteğinin olup-olmadığının anlaşılmadığı belirlenmiştir..

Sosyo demografik ölçek kapsamında öz bildirime dayalı olarak % 81 kişinin (%48.5) tutuklanma öyküsüne, bunların arasında 68 kişinin (%40.7) de hüküm giydiği saptanmıştır.

Kalacak hiçbir yeri olmayan 115 kişiye (68.9) karşın, 30 kişinin (%18.0) sokak dışında kalacak bir yer sahip olduğu öğrenilmiştir. 22 kişiden (%13.2) bu konuda yeterli bilgi alınamamıştır.

67 kişide (%40.1) daha önce psikiyatrik tedavi öyküsüne; 58 kişide (%34.7) psikiyatri ünitesinde yatarak tedavi öyküsü olduğu belirlenmiştir. 65 kişinin (%38.9) alkol kullanımının olduğu, 95 kişinin de (%56.9) alkol kullanımının olmadığı beyan edilmiştir. 15 kişinin (%9.0) esrar, 10 kişinin (%6.0) uçucu madde; 5 kişinin (%3.0) oral kullanılan bağımlılık özelliği olan madde, 4 kişinin (%2:4) eroin, kokain morfin gibi uyuşturucu maddelerden birini kullandığı, 126 kişide (575.4) uyuşturucu madde kullanımın olmadığı beyan edilmiştir. (4)

Evsizliğin Nedenleri:

Evsizliğin nedenleri şu şekilde sıralanabilir: İşsizliğin ve yoksulluğun artması; gelirlerinin ve satın alma gücünün giderek düşmesi, ruh hastalığı, uyuşturucu alışkanlığı, kişisel varoluş ya da kendini gerçekleştirme yetersizliği, iş bulma fırsatının sınırlı olması, asgari ücreti yükselmede yaşanan başarısızlıklar ve sosyal yardım kuruluşlarınca yapılan yardımların minimum düzeyde bir yaşam standardı sağlaması; hükümetlerin sosyal güvenlik harcamaları ve hepsinden önemlisi konut yapımı alanındaki katkılarını azaltması; mevcut ruh hastalarına yönelik toplumsal dayanağı olmayan hizmetlerin kurumsallaşmaması, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması ve ruh hastası sayısının artması, ruh hastalığı olan yaşlı kişi sayısının artması, kentsel nüfus örüntüsünde değişikliklerin yaşanması, kentteki yaşam maliyetinin giderek pahalılaşması; insani hizmet programlarında ön planda tutulan felsefi anlayışın ve fonların değişmesi, ciddi ruh hastalığı riskinin genç yaşlarda görülmeye başlanması, hastanelerdeki yataklı bakımda ani azalmaların olması, ev fiyatlarının artması ve ekonomik şartların olumsuz etkileri ve yoksul grupların gelirlerinin büyük kısmını kira olarak ödemesi, ayrıca açık işsizlik,boşanmaların giderek artması dolayısıyla ailelerin parçalanması da evsizliğin nedenleri arasında sayılabilir. (1)

Sorunları:

Evsizler her çeşit şiddeti açık bir şekilde sokaklarda yaşamaktadırlar. Evsizler popülasyonu içerisinde yer alan evsiz kadınların karşılaştığı sorunlar; çocuklarının bakımında güçlükler yaşama, kendini toplumdan ve insanlardan izole etme, aile içinde şiddet yaşama, tecavüze uğrama, cinsel istismarla karşılaşma sokaklarda fiziksel şiddete maruz kalma, uyuşturucu madde kullanma, aile ve sosyal destekten yoksun olma, düşük benlik saygısına sahip olma, yakınlarında bulunan kişilere aşırı bağımlı olma ve çevrede gelebilecek her türlü saldırılara karşı savunmasız durumda olma, cinsel yolla buluşan hastalıklara maruz kalma gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.(1)

Evsizler, öz bakım ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik hizmetleri sağlayacak ekonomik güce sahip değildirler. Sokakta uzun süre kalmaları, yaşam koşullarının olumsuzluğu söz konusu bireylerde çeşitli sağlık problemlerine yol açmaktadır (şizofreni, romatizma, zatürre vs.).

Yine bu kişiler her türlü sosyal tehlike ve riske açık olup, bilhassa organ mafyası tarafından hayatları riske edilmektedir. Söz konusu kişilerin herhangi bir kuruluş veya resmi tedavi kuruluşundan hizmet alabilmesi için nüfus kimliğine ihtiyaç duyulmakta ancak nüfus kimlikleri olmadığı için gerekli tedavilerin başlatılması olası olamamaktadır. Yine sosyal kurumlara yerleşmede ruh sağlığına yönelik tedavisinin önceliği gerekmekte bu aşamada vasilik ve ilgili mahkemenin vasiye izin yetkisini vermesi gerektirmede olup bu durum evsizlerin sosyal kurumlara yerleştirilmelerinde problemlere yol açabilmektedir.

Sorun Alanına Yönelik Uluslararası Ve Ulusal Mevzuat:             

 Sorun alanına yönelik olarak hukuki düzenlemeler incelenirken öncelik olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde başlamak gerekmektedir.

10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 3. Maddesi “Herkesin yaşama hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliğine hakkı vardır” ifadesi yer almaktadır.

Yine İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 25. Maddesi “ herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri ve işsizlik, sakatlık, hastalık, dulluk, yaşlılık yada kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkı vardır” denilmektedir.

3 Mayıs 1996 yılında kabul edilen Avrupa Sosyal Şartının 1. Bölümünün 13 maddesi “ yeterli kaynaklardan yoksun olan herkes, sosyal ve tıbbi yardım alma hakkına sahiptir” ifade yer almaktadır.        14. Maddesinde ise “ herkes sosyal refah hizmetlerinde yararlanma hakkına sahiptir”.

 Avrupa Sosyal Şartı’ nın 15. Maddesini de“özürlüler toplumsal yaşamda bağımsız olma, sosyal bütünleşme ve toplumsal yaşama katılma hakkına sahiptir” ifadesi yer almaktadır.

Ülkemiz tarafından imzalanan ve toplam 50 madden oluşan ve taraf olan devletlere, engellilere karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve onların yaşam standartlarını yükseltmek gibi yükümlülükler getirmiştir. BM Engelli Hakları Sözleşmesinin 5.Maddesi Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağını düzenlemekte olup 1.Fıkrası“Taraf Devletler,herkesin hukuk önünde eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın herkesin hukuk tarafından eşit korunmaya ve hukuktan eşit yararlanmaya hakkı olduğunu kabul eder”.

2.fıkrasında ”Taraf Devletler, engelliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklayacak ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkili şekilde korunmasını güvence altına alacaktır.

 3.Fıkrasında “Taraf Devletler, eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul uyumlaştırmanın yapılması için gerekli tüm adımları atacaktır.

 4.Fıkrasında ”Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler, bu Sözleşme bakımında ayrımcılık sayılmayacaktır” denilmektedir.

BM Engelli Hakları Sözleşmesinin 10.Maddesi Yaşam Hakkını düzenlemekte olup “Taraf Devletler, her insanını doğuştan gelen yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylamaktadır ve engellilerin bu haktan etkili ve diğerleri ile eşit şekilde yararlanmalarını sağlayacak gereli tedbirleri almalıdır” ifadesine yer vermektedir.

 BM Engelli Hakları Sözleşmesinin 14.Maddesi Kişi Özgürlüğü ve Güvenliğini Düzenlemekte olup,(a) bendinde “Kişi özgürlüğü ve güvenliğinde yararlanma hakkı vardır” denilmektedir.

BM Engelli Hakları Sözleşmesinin  16. Maddesi Sömürüye, Şiddete ve İstismara Maruz Kalmamak başlığını düzenlemekte olup, 1.Fıkrasında “ Taraf Devletler; engellileri evin içinde ve dışında sömürünün, şiddetin ve istismarın bunların cinsiyete yönelmiş hali dahil her biçiminden korumak için uygun tüm yasal, idari, sosyal ve eğitsel,diğer tedbirleri almalıdır der ve yine aynı maddenin 4. Fıkrasında “Taraf Devletler, koruyucu hizmetlerin sunulması sırasında gerçekleşenler dahil olmak üzere, sömürünün,şiddetin veya istismarın herhangi bir biçiminin mağduru olan engellilerin fiziksel,zihinsel ve psikolojik olarak iyileşmesi,rehabilitasyonu ve sosyal açıdan yeniden bütünleşmesini sağlayıcı uygun tedbirleri almalıdır.Söz konusu iyileşme ve bütünleşme kişinin sağlığına,öz saygına,onuruna,özerkliğine kavuşmasını sağlamalı ve yaşa ve cinsiyete ilişkin özel ihtiyaçları dikkate almalıdır” ifadesine yer vermektedir.

BM Engelli Hakları Sözleşmesinin 17. Maddesi Kişinin Bütünlüğünü Koruma hakkını düzenlemekte olup” Her kişi beden ve ruh bütünlüğüne diğerleriyle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahiptir” denilmektedir. Yine BM Engelli Hakları Sözleşmesi 25.Maddesi Sağlık ve 26. Maddesi Habilitasyon ve Rehabilitasyon Haklarına yönelik düzenlemeleri içermektedir.

Uluslar arası insan hakları belgelerinde olduğu gibi Anayasamızda ve mevzuatımızda farklı gelişen ve özel gereksinimli kişiler “her kes”,”her kişi”,”tüm kişiler” ya da ”hiç kimse” olarak birer özne olarak temel haklara sahiptir. Bu nedenle yaşam hakkı, düşünce ve vicdan özgürlüğü,ifade özgürlüğü,ayrımcılığa uğramama,işkence ve kötü muameleye uğramama,kölelik yasağı,örgütlenme özgürlüğü,eğitim hakkı,sosyal güvenlik hakkı,çalışma hakkı,adil yargılanma hakkı,seyahat özgürlüğü,demokratik yaşama katılma hakkı,kanunlar önünde eşitlik hakkı,evlenme ve aile kurma hakkı,kişi güvenliği hakkı,mülkiyet hakkı,yeterli yiyecek edinme hakkı,barınma hakkı  vb. haklar farklı ve özel gereksinimli kişileri de kapsar.(5)

Anayasamızın 2. Maddesinde Türkiye Cumhuriyetini sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanmaktadır. Yine kişilerin ve topumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak görevi de Anayasanın “devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5.maddesinde yer almaktadır.

Anayasanın 10.maddesinde ayrımcılık yasağı temel olarak belirtilmiş olup “ herkes, dil, ırk,renk,cinsiyet,siyasi düşünce,felsefi inanç,din,mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanunu önünde eşittir.Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.Çocuklar,yaşlılar ve engelliler gibi özel suretle korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz” ifadesi belirtilmektedir.

Anayasanın 56.maddesi sağlık hakkını düzenlemiş olup “Herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmek Devletin görevidir” ifadesi yer almaktadır.  

Özürlüler Kanunu engellilerin haklarını tanımlaması ve bir çerçeveye oturtulması bakımında önemlilik arz etmektedir. 01.07.2007 tarih ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. Maddesi Bakım hakkını düzenlemiş olup” özürlü kişilerin yaşamlarını öncelikle bulundukları ortamda sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmesi, toplum içinde kendi kendilerini idare edebilecek ve üretken hale gelebilecek şekilde bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması, bunlardan ihtiyacı olanların geçici veya sürekli bakım altına alınması veya bunlara evde bakım hizmeti sunulması şarttır” ifadesi yer almaktadır. Aynı kanunun 7.maddesi Ruhsatlandırmayı yapacak kurumu tanımlamış olup” Bakım hizmetlerini verecek gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurumu ve kuruluşların ruhsatlandırma işlemlerinin SHÇEK Genel Müdürlüğünce yürütüleceği” belirtilmektedir. Aynı kanun 9.maddesi Bakım Çeşitleri şeklinde düzenlenmekte olup” Bakım hizmetleri evde bakım veya kurum bakımı modelleriyle sunulabilir. Öncelikle kişinin sosyal ve fiziksel çevresinde ayrılmaksızın hizmetin sunulması esasa alınır” şeklinde belirtilmektedir.

Engelli kişiler haklarına ilişkin pek çok kanuna ve yönetmeliği dağılmış olup bu kanunlardan biride5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunudur. Söz konusu 7’nci maddesinin 1. Fıkrasının (v) bendinde “ Yetişkinler, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek” ve 539 sayılı Belediye Kanunun 14’ üncü maddesinin 1. Fıkrasının (a) bendinde “kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma, ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapmak” belediyenin görevleri arasında sayılmıştır.

 Yukarıda belirtilen Özürlüler kanunun 40.Maddesi Büyük Şehir Belediyelerinin özürlülük alnında görev yüklemiş olup,  10.07.2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanuna aşağıdaki ek maddeyi eklemiştir.

 Ek Madde 1- Büyükşehir Belediyelerinde özürlüler ile ilgili bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek üzere özürlü hizmet birimleri oluşturulur. Bu birimler, faaliyetlerini özürlülere hizmet amacıyla kurulmuş vakıf, dernek ve bunların üst kuruluşlarıyla işbirliği halinde sürdürürler. Özürlü hizmet birimlerinin kuruluş, görev, yetki, sorumluluk ve işleyişine ilişkin usul ve esaslar özürlüler idaresi başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir şeklinde düzenlenmiştir.

Özürlüler Kanunun yayınlanması sürecinden sonra Sosyal Hizmetler Ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde engelli bireyler alanına yönelik olarak yürütülen hizmet modellerini belirlemek üzere yönetmelikler uygulamaya girmiştir. Bu yönetmelikler Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik(30.07.2006 tarih ve 26244 Sayılı), aynı tarih ve sayı ile yayınlanan Özel Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmelik olup,özürlülük alnında yürütülen hizmetler söz konusu yönetmelikler çerçevesinde  gerçekleştirmektedir.

Ayrıca Genel müdürlüğümüzün 2008/07 konulu genelgesi doğrultusunda Bakıma Muhtaç Özürlülerin Acil Yerleştirilme işlemleri İl Sosyal Hizmetler Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir. 

Konuyla ilgili olarak TC İçişleri Bakanlığının 27.02.2003 tarih ve 2003/07 tarihli sosyal hizmetler konulu bir genelgesi olup, bu genelgeye göre daha önce ilgi genelge ile yapılan sosyal hizmet envanterleri ile belirlenmiş olan evsiz ve yoksulluk sınırının altında yaşadığı tespit edilen kişi ve aileler için sadece bu belirlemeleri yapmakla yetinilmeyerek, bulundukları seviyenin üzerine çıkarmak için il seviyesinde valilik, kaymakamlık ve belediyelerle koordineli bir şekilde eylem programları ve stratejiler geliştirileceği, her ilde, ilk etapta en az bir tane olmak üzere gecelik veya belli bir dönem için barınacak yeri olmayan vatandaşların başvurabileceği sığınma evleri ya da merkezlerinin kurulması için mülki ve mahalli idareler ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliği sağlanacağı belirtilmektedir.

Sonuç Ve Değerlendirme

(Evsizlere İlişkin Sosyal Hizmet Modeline Yönelik Bir Öneri)

Evsizlere yönelik olarak oluşturulan herhangi bir hizmet modeli olmayıp, halen var olanlar ise ya kış aylarında geçici olarak oluşturulan toplama merkezleri ya da Beyoğlu Kaymakamlığı’nın kimsesizler evi olup, buraya kabulde herhangi bir özrü olmamak ve 15 gün gibi kısa süreli kaldıktan sonra ayrılma şartı vardır. Evsizlerle ilgili sosyal sorunlar giderek artmaktadır ve çözüme yönelik herhangi bir hizmet modeli henüz oluşturulmuş değildir. Söz konusu alana ilişkin hizmetler oluşturulurken multi disipliner bir yaklaşımı benimsemek gerekmektedir. Sorun alanıyla ilgili olarak İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Emniyet Müdürlükleri, Sulh Hukuk Mahkemeleri, Nüfus Müdürlükleri ve Büyükşehir Belediyesinin eşgüdümü ve koordinesinde bir çalışma yürütülmesi zorunluluk arz etmektedir. Bu amaçla evsizlerin barınma, bakım ve temel ihtiyaçlarının karşılandığı, sağlık problemlerinin çözümlendiği, evsizlerle ilk görüşmelerin gerçekleştirildiği, yapılan görüşmeler sonucunda ailesi olan ve aileyle iletişimleri kopan evsizlerin tespit edilebileceği, iletişim kopuşuna neden olan aile içi problemler üzerinde durularak eve dönüş çalışmalarının gerçekleştirilebileceği, eve dönüş imkanı olmayan bir kuruluşa sürekli yerleştirilmesi gerekecek evsizlerin nüfus kimliğinin çıkarılma, vasilik sürecini tamamlama ve ilgili mahkemeden izin yetkisinin çıkarılma işlemlerinin yapılabileceği, evsizler arasında ruh sağlığı veya süreğen hastalıkları bulunanların tedavisinin gerçekleştirildikten sonra sürekli bakım ve rehabilitasyon hizmeti alabilecekleri Sosyal Hizmetler Ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı resmi veya Özel Bakım Merkezlerinden birine nakil işlemlerinin gerçekleştirilebileceği ARA BİR İSTASYON’un ACİL olarak açılması gerektiği düşünülmektedir. 

Hıdır YILDIZ / Sosyal Hizmet Uzmanı

Kaynakça:

1-Işıkan Vedat “ Ruh Hastası Evsiz Kadınların Sorunları ve Sosyal Hizmet Yaklaşımları” Toplum ve Sosyal Hizmet Dergisi. Cilt 17, Sayı, Nisan 2006 Ankara.

2- Emin KURTOĞLU “ Amerika’ da Evsizlik” www.ekurtoğlu.com

3- Türkcan SOLMAZ ve Türkcan AHMET; “ Psikiyatrik ve Evsizlik Bir Gözden Geçirilme Çalışması” Düşünen Adam: Psikiyatrik ve Nöroloji Bilimleri Dergisi, 1996 İstanbul.

4- KO Karamustafaoğlu, B.Bakım.M.Güvenli, B. Özçelik, UE Uzun “İstanbulda’ ki Evsizlerde Psikiyatrik Bozukluklar” Düşünen Adam: Psikiyatrik ve Nöroloji Bilimleri Dergisi, 2007 İstanbul.

5- Kayıkel Şehnaz, Kaçar NİLAY, Dağıdır Zengin Fatma (Editörler); Akıl ve Ruh Sağlığı Alanında İnsan Hakları 2008 Türkiye Raporu sorunlar ve Çözüm Önerileri, Karika Matbaacılık ve Dış Tic. Ltd. Şti 2008.

6-İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi

7-(Gözden Geçirilmiş) Avrupa Sosyal Şartları Strazburg, 3 Mayıs 1996.

8-Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ nin Türkçe Tam Metni.

9-Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişik Yapılması Hakkında Kanun

10-T.C İçişleri Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Basın Açıklaması (No:2003/07 konulu genelge).