8 Mart dünya kadınlar günü ancak kadına yönelik şiddet hızla artışını önleyemiyoruz. Ülkemizde her üç kadından birisi erkeklerin duygusal, sözel veya fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Her türlü önleme ve koruma çabalarına rağmen kadınlar, kocalarının cinayetlerine kurban oluyor.

Erkek kendini merkeze alıp kadını ötekileştiriyor!

Gelişim döneminde ebeveynlerin şiddetine maruz kalan çocuk, yetişkinlerin davranış kalıplarını gözlemleyerek içselleştirmesi ve taklit yoluyla öğrenmesiyle şiddeti içselleştirir. Sürekli şiddet görerek yetişen çocuk, şiddeti normalize eder. İletişim yöntemi olarak kullanır.

Sağlıksız iletişim kültürünün dışavurumu şiddettir. Bilinç dışı davranış olarak sergilenir.

Koca aile içerisinde eşi ve çocuklarının kendisine mutlak itaatle yükümlü öteki bireyler olarak görür. Kendini merkeze alarak diğer aile üyelerini ötekileştirir. Böylece mutlak iktidar üreterek ilişkiyi güç merkezli inşa eder. Kadına yönelik şiddet, erkeğin otoritesinin zafiyete uğratılması neticesinde gücünü koruma ve gösterme davranışı olarak ortaya çıkar. Eşine nasıl zarar verdiğinin farkında bile değildir.

Küresel sorundur!

Kadına yönelik şiddet sadece ülkemizde artan bir eğilim değildir. Gelişmiş toplumlarda hızlı artış eğilimi gösteriyor. Amerika’da her yıl kocasından şiddet gören kadın sayısının 5 milyonu aştığı sanılıyor. Bu kadınların yaklaşık % 20’si yedikleri dayak sonrasında tıbbi tedavi almak zorunda kalıyor. Her yıl öldürülen kadınların üçte birini eş veya sevgilileri öldürüyor. Amerika’da her gün tam 3 kadın kocası veya sevgilisi tarafından öldürülüyor. Kocalara elektronik kelepçe de takılıyor, evden uzaklaştırma cezası da veriliyor. Fakat koruma kararlarının en az % 10’u erkekler tarafından ihlal ediliyor. Halen devam eden ilişkisinde dayak yiyen veya başka türlü saldırılara uğrayan Alman kadınların oranı ise % 13,2. Almanya’daki kadın sığınma evlerinin sayısı 500’e yaklaşıyor ve bu evlere sığınan kadın sayısı 50.000 civarında.

İnsan hakları ve sosyal adalet ilkelerini esas almalıyız!

Ülkemizde insan haklarını ve sosyal adalet ilkelerini temel alan, aile ruh sağlığı politika ve uygulamalarını geliştirmeliyiz. Bu alanda hizmet veren meslek mensuplarını desteklemeliyiz. Erkeği etiketleyerek, damgalayarak ve toplumun dışına iterek şiddet sorunu asla çözümlenemez.  Şiddet gösteren erkek psiko-sosyal çalışmalarla, aile içi iletişimi geliştirecek rahabilite programlarıyla aile ve topluma kazandırılır.

Şiddetsiz iletişim nasıl olmalı?

Eşler arası iletişim farklılıklara saygı, farklılığı tehdit olarak algılamak yerine yaşamı zenginleştireceğine olan güven ile eşler birbirilerinin sesini işitmeli ve doğru anlama çabası içinde “şiddetsiz iletişimi” oluşturmalılar. Kadına şiddet sorununun çözümlenmesi yönünde farklılığımızın farkında olmalı, gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Cesaretle sorunun çözümü yönünde fert fert harekete geçmeliyiz. Toplumsal bilinçlenmeyi katkı sunmalı, kadına yönelik şiddete hayır diyerek sıfır tolerans göstermeliyiz.  “8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ’NÜ KUTLAR” insan hakları ekseninde kadınların yaşam koşullarının güvenceye alındığı toplumsal yaşam dilerim.

Fatih Kılıçarslan/Aileder Yönetim Kurulu Başkanı