Kadına yönelik şiddet tüm toplumlarda yaygın bir sosyal sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. Aile içinde yaşanan şiddet olaylarında ise genellikle mağdur kadına yönelik müdahaleler uygulanmakta, şiddeti ortaya çıkaran aile yapısı üzerinde durulmamaktadır. Halbuki aile karşılıklı ilişkiler ağından oluşan dinamik bir sistemdir ve şiddet gibi iç dengesini bozan ciddi bir sorunla karşılaştığında bütüncül bir müdahaleye ihtiyaç duymaktadır. Ailenin bozulan işlevselliğinin onarılmasında aile terapisinin pozitif katkı sağladığı görülmektedir. Aile terapisi yaklaşımında şiddet mağduru kadar, şiddet uygulayan ve şiddetten etkilenen diğer aile üyelerinin de katılımıyla ailedeki dengeyi ve uyumu bozan unsurlara bütüncül bir müdahale imkanı bulunmaktadır.

Küreselleşen dünyanın en küçük sosyal birimi olan aile dinamik yapısı gereği hem toplumun dönüşümüne katkı sağlamakta, hem de toplumsal dönüşümden etkilenmektedir. Bu çift yönlü ilişki nedeniyle aile sitemini meydana getiren unsurlar arasında kaçınılmaz olarak çatışma yaşanmaktadır. İki farklı bireysel ve kültürel özellikleri taşıyan kadın ve erkeğin yaşamlarını birleştirme kararıyla kurulan aile, daha sonra çocukların da katılmasıyla karmaşık bir sosyal organizasyona dönüşmektedir. Her sistemde olduğu gibi aileyi oluşturan bireyler birbirine bağlıdır ve bireylerden birinde meydana gelen değişim ailenin diğer üyelerini de etkilemektedir. Makalenin devamını okumak için tıklayınız…