Krize müdahale modeli sosyal hizmet alanında akut psikolojik bir kriz içerisinde olan müracaatçının endişelerini gidermek ve özel ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla kullanılmaktadır. Beklenmedik olaylarla karşılaşan birey veya ailenin fonksiyonelliği olumsuz bir şekilde etkilendiğinde psiko-sosyal müdahale modeli devreye girmelidir. Model, krizi tetikleyen olayın ortaya çıkışını izleyen dört-altı haftalık bir zaman dilimini kapsamalıdır. Sosyal hizmet uzmanı olağanüstü olaya maruz kalan bireye ya da aileye müdahale ederken krize müdahale yaklaşımını kullandığında aktif bir rol üstlenmektedir (Alptekin, Duyan, 2009: 96). Aile ve bireyin kriz durumu yaşadığı acil durumlarda yardıma muhtaç bireyin sorununun daha fazla travma etkisi oluşturmadan çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Özellikle cinsel tacize uğramış suç mağduru çocuklara, şiddete uğramış kadınlara ve intihara teşebbüs etmiş bireylere müdahale edilirken zarar vermeden onarmaya çalışmak, profesyonel bir yardım anlayışını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle; kriz müdahalesi bazı etik ilkeler ve önemli hususlar dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir. Etik ilkeler mesleki çalışmaları düzene sokar ve mesleki yetkinin sorumluluk bilinciyle yürütülmesine yardımcı olur (Aktaş, 2006: 69). Aktaş, sosyal hizmet uzmanının taşıması gereken etik nitelikleri özetle şöyle sıralamaktadır:

  • Uzman mesleki yaşamında yüzlerce yardım çağrısı almış olsa da, her vaka kendine özgü bir özgeçmişe sahiptir. Müracaatçının mesleki yardım almak için ilk başvurusu olabilir, bu nedenle uzman daha deneyimlidir. Uzmanın her girişimi ve sözü müracaatçı için çok önemli ve etkilidir. Bu güç, son derece dikkatli ve rasyonel kullanılmalıdır.
  • İlk görüşmede güven ilişkisi sağlanmalı ve müdahale için gerekli tüm bilgiler alınmalıdır ve müracaatçıya kendini koruyabileceği ya da sığınabileceği önemli kaynaklar hakkında doğru bilgiler verilmelidir.
  • Meslek elemanı görüşmenin sonunda müracaatçının anlattıklarının bir özetini yaparak onun kendi durumunu daha net olarak algılamasını sağlamalıdır.
  • Müracaatçı sorununu uzmanla paylaşmaktan dolayı korku duyabilir. Bu nedenle onun görüşmeden sonra hissettiklerini anlatmasına izin verilmelidir.
  • Meslek elemanı etik olarak kendini de gerçekçi bir şekilde değerlendirebilmelidir. Bazen meslek elemanının, müracaatçının emniyetini sağlayamayacağıyla ilgili kendi korkuları onu kurtarıcı rolü üstlenmeye götürebilir. Ancak “kurtarıcı” olayım derken “kurban da olabilir. Ayrıca kurtarıcı olmaya çalışan meslek elemanı aşırı yönlendirici tutumuyla müracaatçısını kendisine bağımlı hale getirebilir. Bu yaklaşımıyla onun bireysel gelişimini ve güçlenmesini engellemiş olur.
  • Meslek elemanı, müracaatçıya kendisiyle ilgili gerçekçi geribildirimler vermek sorumluluğundadır.
  • Meslek elemanı, müracaatçının aktarılan bilgileri içselleştirmesi ve günlük yaşamına aktarmasıyla ilgili zamanlamasına saygı duymalıdır.
  • Meslek elemanı, müracaatçıyla olan ilişkisinde yönlendirici yaklaşımı kullanmak yerine, “kendi kararını alma ilkesi” doğrultusunda yardımcı olmalıdır (Aktaş, 2006: 69–75).

Son yıllarda aile içi şiddeti önleme, kadın ve çocuğu şiddetten koruma amacına yönelik önemli yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu yasal düzenlemeler Sosyal Hizmet Müdürlüklerinin sorumluluğunu arttırmıştır. Emniyet Müdürlükleri, Jandarma Komutanlıkları, Cumhuriyet Savcılıkları kanalıyla şiddet vakaları Sosyal Hizmet Müdürlüklerine bildirilmekte ve acilen bir kuruluşa yerleştirilmesi talep edilmektedir. İllerde yeterli alt yapı bulunmadığından mağdur çocuk ya da kadın açısından ikinci bir travma etkisi oluşturacak bürokratik engeller devreye girmektedir. Bu nedenle Sosyal Hizmet Müdürlüklerinde, kriz durumundaki müracaatçıya profesyonel sosyal hizmet müdahalesi sunulabilecek bir sistem kurulmalıdır.

Zeki Karataş / Sosyal Hizmet Uzmanı

Kaynakça

AKTAŞ, Aliye Mavili (2006). Aile İçi Şiddet: Kadının ve Çocuğun Korunması, Elma Yayınevi, Ankara.

ALPTEKİN Kamil-DUYAN Veli (2009). İntihar ve İntiharı Önleme, Yeni İnsan Yayınevi, İstanbul.