Ebeveynler çocuklarını nasıl algılıyor, onları nasıl tanımlıyorsa ona uygun tepkiler verirler. Çocuğun rol modeli ebeveynlerinin şiddet içersindeki davranış kalıplarını gözlemleyerek içselleştirmesi ve taklit yoluyla öğrenmesiyle çocuğun şiddet davranışları ortaya çıkar. Çocuk ergenlik sürecinde akran grubu içerisinde iletişim güçlükleri çeker, ebeveynlerinden modelleme ile edindiği şiddet davranışlarını arkadaşlarına gösterme eğilimindedir. Günlük yaşamımızda, çocuğumuzun bir sorunu karşısında, her şeyin iyi gideceğini söylemek, akıl vermek, dinlememek, eleştirmek, suçlamanın iletişim engeli olduğunu öğrendiğimizde çoğumuz şaşırıyoruz. continue reading…
Bu araştırma Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı Ve Sinir Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi kapsamında yapılmıştır… Sosyal hizmet mesleği ülkemizin genç mesleklerinden birisi olup, henüz toplum tarafından yaygın olarak bilinmemektedir. Lisans düzeyinde sosyal hizmet eğitimi alarak sosyal hizmet uzmanı unvanı ile mezun olan meslek elemanları insanla çalışma (birey, aile, grup, toplum olarak) becerisi edinmiş kişilerdir. Sosyal Hizmet Uzman’ları gerek SHÇEK gerekse diğer bakanlık kurum ve kuruluşlarda çocuk, genç, yaşlı, aile, işçi refahı, okul, suçluluk, ve ıslah rehabilitasyon hizmetleri tıbbi ve psikiyatrik hizmetler planlama araştırma toplum organizasyonu gibi çok çeşitli alanlarda görev yapmaktadırlar.(1) 
Günümüzde iletişim araçlarında meydana gelen hızlı değişime paralel olarak toplumsal yapı bireyler arası ve aile içi ilişkiler değişmiş özellikle çiftlerin birbirlerinden iletişim, sosyal ve ekonomik beklentileri artmıştır. Çiftler ilişkilerinde, beklentilerini karşılayamama durumunda ise zayıflayan aile ve toplumsal bağlarla birlikte boşanmalarda hızlı artış görülmektedir. Çiftlerin boşanması, aile sisteminde krizin yönetilememesi neticesinde ortaya çıkan çatışmanın bir sonucudur. Boşanma çocukların ruhsal gelişimi olumsuz etkilemenin yanı sıra uyum ve davranış sorunlarına yol açma riski vardır. Ancak her boşanmanın çocukların gelişiminde problem yol açacağı anlamında değerlendirilmemelidir.
Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, gecekondulaşma aile kurumunun çözülmesine paralel olarak ebeveyn tutum ve davranışlarında sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Karı-koca iletişim içerisinde uyum, ahenk sağlayamaz ise çocukların doğumuyla birlikte ortaya çıkan anne ve babalık rolüne de olumsuz etkilemektedir. Uyum sorunu yaşayan ebeveynler, çocuklarının doğmasıyla birlikte olumlu ve sağlıklı iletişim gerçekleştirememektedirler. Bunun sonucu olarak aile yaşam evrelerinde, çocuklarıyla yaşadıkları kriz ve çatışma çocukta uyum – davranış bozukluklarına yol açmakta ya da sokağa yöneltmektedir. Çocuk ailede bulamadığı ilgiyi ve desteği sokakta arkadaş grupları içerisinde sağlamaya çalışmaktadır. Sokakta arkadaş grupları içinde onay gören çocuk, sokakta yaşamayı bağımlılık haline getirerek kimlik ve güç kazanmaktadır.
Çocuklarımızın yarıyıl eğitimlerinin sonlarına yaklaştığımız günlerde, dönem boyu öğrenme çabalarının sonuçlarını, karne notu olarak alacaklardır. Çocuklarımızın performansının değerlendirilmesi karşısında ebeveynlerin yaklaşımları, karne notları nasıl yorumladıkları, notlar kadar önemlidir. Karne çocuklarımızın uzun öğrenme uğraşıları sonucunda elde ettikleri bir sonuçtur. Çocuğu ile uygun mesafe koyamayan koruyucu ve bağımlı ilişkiler içersinde olan ebeveynler, karne notları ile kendilerinde değerlendirilmiş duygusu yaşayabiliyorlar. Üstelik ana-babanın çocuktan beklentisi çok yüksekse, karşılanmaması durumunda öfke kızgınlık duyguları yaşamakta bu duyguları çocuğa aktarmaktadır. Çocukta suçluluk duygusu oluşturmakta, özgüvenini zedelemektedir.
Çocuğun okula başlaması, içinde yaşadığımız toplumda gelişimini sürdürebilmesi açısından çocuk ve ailesi için bir sorumluluktur. Okula başlama sadece çocuklar için değil aileleri için de önemli bir olaydır. Okul hayatı, çocuk ve aile için yaşam döngüsünde meydana gelen değişime paralel olarak, aynı zamanda kriz faktörüdür. Çocuk ebeveynlerinden ayrışarak farklı akran ve yetişkin olan öğretmenleriyle iletişime girer. Okul, çocuk için yeni sosyal çevredir ve doğal olarak çocuğun uyum sağlamasını gerektiren çok sayıda farklı özellikleri ve ilişkileri içerir. Çocuğun okula başlaması ile birlikte, korku ve kaygı hissedebilir ebeveynlerinin ihmal edebileceğini düşünebilir. Yeni arkadaş grubu ile ilişkilerinde uyum sorunu yaşayarak kabul edilmemekten, öğretmenin tarafından onaylanmamaktan endişelenebilir.
Çocuk korunmaya, ilgiye ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. Ailenin uygun tutum ve davranışlarıyla çocuk kişilik, ruhsal ve davranışsal gelişimi sağlıklı yapılandırılır. Ancak ebeveynler çocuklarına yeterli düzeyde ilgi ve sevgi göstermez, kişilik gelişiminde uygun rol model olamaz ise çocuk istismara ve fena muameleye açık hale gelir. Çocuk ailede bulamadığı ilgi ve sevgiyi aile dışında aramaya yönelir kişilik bozukluğu ve istismar eğiliminde olan kişi ve ya gruplarca cinsel taciz ve tecavüz girişimleri ile karşı karşıya kalabilir. Günümüzde belirli bir kesim ailelerce, çocuğun ticari bir meta olarak algılanması, çocukların kullanarak kazanç sağlanmasına yönelik tutumlar istismar ve ihmali yaygınlaşmıştır.
Çocuk, gerek aile gerekse toplum içersinde sürekli iletişim ve etkileşim içersinde hayatına yön verir. İlişkilerini duygu, düşünce, davranış düzeyinde yaşayarak çevresine yansıtır. Ebeveynleri çocuklarını nasıl algılıyor, tutumlarını nasıl tanımlıyorsa ona uygun tepkiler verirler. Toplumsal yaşamda, çocuktan çocuğa şiddet görüntülerinin yanı sıra çocuktan öğretmenine ya da yetişkine doğru şiddet tutumları gözlemlemekteyiz. Bu görüntülere gelecek nesiller ve toplumumuz adına endişe verici manzaralardır. Çocuğun şiddet tutumu ruh sağlığında sorundur. Çocuğun rol modeli ebeveynlerinin şiddet içersindeki davranış kalıplarını gözlemleyerek içselleştirmesi ve taklit yoluyla öğrenmesiyle çocuk şiddet davranışları ortaya koyar.
Ergenlik dönemi, çocuğun bireyselleşme, bağımsızlaşma ve ailesi dışında akran gruplarıyla ilişkiye geçme dönemidir. Çocuğun ailesinden ayrışma, farklı bir birey olduğunu gösterme sürecinde ana-babanın çocuğunun duygularını anlamaya çalışması ve sağlıklı iletişim kurması ergenlik sorunlarının çözümünde en önemli yaklaşımı oluşturmaktadır. Ergenin duyguları inişli çıkışlıdır, fiziksel özellikleri değişim içersindedir. Akran grupları içersinde yer edinme, saygı görme çabası içersindedir. Artık ailesi dışında, arkadaşları ergen için önemlidir. Yaşanan bu hızlı değişim aile içi krizlere, ebeveynleriyle ilişkilerde çatışmalara yol açabilir.