Skip to content

Çocuk dünyaya geldikten sonra ebeveynlerinin çocuğuyla kurduğu iletişim ve tutumları çocuğun ruhsal gelişimini etkiler. Sağlıklı ebeveyn çocuğun doğumundan itibaren bireyselleşme ve bağımsızlaşma çabasını güvenli yaklaşımlarıyla destekler. Çocuk, koruyucu ve bağımlı ya da otoriter anne ve baba yaklaşımlarıyla yetiştirilir ise çocukta bağımlı ilişkilere açık hale gelir. Bireyin kumar bağımlılığı sorunu, ebeveynleriyle kurduğu bağımlı ilişkilerin sonucudur. Yeterli düzeyde sevgi görmeyen, bireyselleşme çabası desteklenmeyen, temel güven duygusu ve benlik saygısı gelişmemiş bireyler, eksik kalan duygusal ihtiyaçlarını zararlı alışkanlıklara yönelerek karşılamaya çalışırlar. continue reading…

Günümüzde yapılan son araştırmalar temelde insandan başlayan ve onun yer aldığı tüm örgütleri etkileyen bir değişim ve dönüşüm yaşandığını göstermektedir. Her alanda faaliyet gösteren işletmeleri etkileyen bu değişim rüzgârından liderlik yaklaşımları da nasibine düşen payı almıştır. Bu çalışma, insanların hayata bakış açılarını değiştiren, her alanda olumlu, yapıcı değişimleri sağlayan hizmetkâr liderlik anlayışının, örgütler tarafından iyice anlaşılmasını ve benimsenmesini sağlamak amacıyla yerli ve yabancı literatür taraması sonucunda hazırlanmış bir çalışma olma özelliği taşımaktadır. Alıştığımız tüm insani özelliklerin ötesinde farklı özelliklere sahip, insanları etkileme gücü yüksek olan bu liderlik yaklaşımı konusunda yapılan tanımlayıcı, açıklayıcı çalışmaların yetersiz olduğunun görülmesi üzerine bu eksikliği gidermek amacıyla yapılan önemli bir çalışmadır. continue reading…

Karne, çocuklarımızın uzun öğrenme uğraşıları sonucunda elde ettikleri bir sonuçtur.  Çocuklarımızın performansının değerlendiren karne notu karşısında ebeveynlerin yaklaşımları,  notları nasıl yorumladıkları, notlar kadar önemlidir. Çocuğu ile uygun mesafe koyamayan ebeveynler, karne notları ile kendilerinde değerlendirilmiş duygusu yaşayabilir ve düşük not getirmesi karşısında öfke kızgınlık duyguları çocuğa yansıtabilirler. Böylece çocukta suçluluk duygusu oluştururlar. Özellikle başarılı arkadaşlarıyla kıyaslayan ebeveynler çocuklarda stres, kaygı ve güvensizliğe, benlik saygısını olumsuz etkileyerek travmaya yol açarlar. Bu davranışların yanı sıra yargılamak, suçlamak, etiketlemek çocuğun eksiklerini görüp kendini olumlu yönde hareket etmesine engel olmaktadır. Benlik saygısını yitiren çocuk, intihara giden kendine zarar verme davranışları gösterebilir. continue reading…

Nisan ayında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını idrak ettik. Çocuk Bayramından  habersiz yaşayan, suça bulaşan çocukların sayısı yıldan yıla artıyor. Çocuk ihmali ve istismarı hızla yaygınlaşıyor. Çocuk sorununu yok sayma, görmezden gelme yerine çocuk sorunuyla yüzleşme, çözümlenmesi yönünde harekete geçme zamanı geldi ve geçiyor bile.

Aile içi sorunlar çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor.

Aile içi iletişim, uyum ve davranış sorunları yaşayan karı-koca, çocuğun gelişimi olumsuz etkiliyor. Çocuk, anne-babadan uzaklaşıyor. Ailede içinde bulamadığı ilgiyi ve desteği sokakta arkadaş grupları içerisinde sağlamaya çalışıyor. Arkadaş grupları içinde onay görüyor. Sokakta kimlik ve kişilik gelişimi desteklenen çocuk, sokağa bağımlı olmayı ve sokakta yaşamayı alışkanlık haline getiriyor. continue reading…

Aile, her yönden etkileşim içerisinde olan yaşayan bir organizmadır. Nasıl ki bedenimizdeki bir sorun diğer organların ritmini, işleyişini ve fonksiyonelliğini etkilerse, ailede de durum aynıdır. Evliliğin ilk yıllarında, beklentilerin karşılanmaması durumunda yaşanan sarsıntı çiftler arasında düş kırıklığına neden olur.

Aile içi ilişkilerde uyum ve işbirliği sorunları, sevgiyi ve saygıyı ortadan kaldırır. Eşler arasında iletişim çatışmaları yaşanır. Değişim esnekliğini yitirmiş, anlamak yerine birbirleri üzerinde baskı kuran eşler, çatışmayı kronikleştirerek çözümü boşanmada bulurlar.

Evlilikler binde 6 azaldı, azaldı, boşanmalar binde 16 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2013 yılı verilerine göre; evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 0,6 azaldı, kaba evlenme hızı ise binde 7,89 olarak gerçekleşti. Boşanan çiftlerin sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 1,6 artarak 125 bin 305’e yükseldi. Kaba boşanma hızı ise binde 1,65 olarak gerçekleşti. Boşanmaların yüzde 43’ü ise evliliğin ilk 5 yılında görülüyor.

TÜİK, 2013 yılı evlenme istatistiklerini açıkladı. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1. Düzey’e göre; 2013 yılında en yüksek kaba evlenme hızı binde 8,63 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görüldü. Bu bölgeyi binde 8,49 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi ve binde 8,47 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi izledi. En düşük kaba evlenme hızı ise binde 6,78 ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nde görüldü. continue reading…

Psikiyatri tedavi sürecinde sosyal hizmet uzmanları hastaların, psiko-sosyal ve ekonomik sorunların giderilmesinde tedavi öncesi, tedavi sürecinde ve taburculuk sonrasında mesleki uygulamalarını gerçekleştirerek hasta ve ailesine sosyal destek hizmetlerini yürütür. Kliniklerinde çalışan sosyal hizmet uzmanının temel görevlerinden birisi, hasta ile ilgili olarak, sosyal inceleme raporu hazırlamaktır.

Sosyal inceleme hastayı aile ve sosyal çevresinde ele alarak aile, iş ve çevresel koşulların bireyin hastalığı ile etkileşimini, teşhisini ve hastalık seyrinin iletişimini, rol ve sorumluluklarını ne yönde etkileyeceğini belirleme açısından başvurulan değerlendirme raporudur. Sosyal hizmet uzmanı, hasta arasındaki ilişkiye dayanılarak hazırlanır.

Rapor için kliniklerden sevk edilen hastaların aileleri, yakınları, komşuları, çalışıyorlar ise mesai arkadaşlarının bir kısmı ile görüşmeler yaparak hastanın psiko-sosyal durumu aile, çevresiyle ilişkileri, iletişim uyum ve davranış sorunları, sosyo- ekonomik durumu, işyerinde performansı görüşmelerle değerlendirilerek tedavi ekibine veya sağlık kurul heyetine sunulur.

Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları Hastanesi 1.01.2014 ve 31.03.2014 tarihleri arasında psikiyatri kliniklerinden ayaktan tedavi poliklinik ve yatan hasta servislerinden talep edilerek düzenlenen sosyal inceleme rapor sayısı 1209 olup, sosyal inceleme raporu kategorileri ve rapor hazırlanma sürecinde görüşmelerde sorulan sorular aşağıdadır. continue reading…

İçinden geçtiğimiz süreçte insanlar arası iletişim ve uyum sorunlarının temelinde bireyin kendi benlik algısı ve ego çatışmalarda faktördür. Ego; ben, benlik, kendilik demektir. Ego insanın hem özne boyutunu tanımlayan irade, bilinç ve vicdanı hem de onun nesne boyutunu tanımlayan, dürtülerini, iç isteklerini, tutkularını, içsel enerji kaynaklarını içine alan çok boyutlu bir yapıdır. Ego, hem öznel hem de toplumsal yaşamında bireyin kendini tanımlayıp ve koruyabileceği içsel olarak işleyen bir referans noktası oluşturur. İnsan benliğinin bir bileşeni olan ego psiko-sosyol, kültürel etkilerle şekillenen benlik katmanıdır.

Narsisizm Nedir, Narsist Kimdir?

Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine tapması, kabaca tabirle kişinin kendisine âşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Birey kendisi dışında hiçbir varlığa güvenmemesi, kendisini hayatın merkezine alarak karşısındaki bireyleri ötekileştirmesiyle insanların sadece sağladıkları faydalar için önemli olduğunu düşünür. Şüphecilik, kuşkuculuk ve güvensizlik duygusu içerisinde tehdit ve saldırgan yaklaşımlarda bulunursa insan hak ve değerlerini tehdit eder. continue reading…

Dünya’da her yıl Mart ayının üçüncü haftası kutlanan, sosyal hizmet çalışanlarının “Dünya Sosyal Hizmet Günü” kutlu olsun. Günün anlam ve önemini, yıllar boyu tecrübe süzgecimden geçen aşağıdaki düşüncelerimle paylaşmak istiyorum.

Sosyal hizmet ihmal, istismar ve şiddet mağduru çocuk, kadın, yaşlı ve özürlülere hizmeti içeren, zor çalışma koşullarında tükenerek, sürekli hizmet vermeyi gerektiren bir alandır.

Sosyal hizmet, küçük hesapların bir parçası olarak değil bir derdin, bir sıkıntının ve hayata dair bir idealin hedefleri uğrunda verilen bir aksiyondur.

Sosyal hizmet, belli bir kesimin ya da ideolojik grupların alanı olmayıp farklı toplumsal özellikleriyle halkın alanıdır. Sosyal hizmet uzmanları, mesleki bilgi becerileri ile toplumsal barış ve uzlaşmanın çabası içerisinde uygulamalarını sürdürürler.

Sosyal hizmet mesleği her şeyden önce, toplumun sorunlarının çözümüne katılımını destekleyici, bireylerin özgürleşme ve sivilleşme çabalarını geliştirici bir meslektir. Birey, grup ve toplumla çalışır. İnsan odaklı uygulamaları içerir. Din, dil ve sınıf farkı gözetmeden mesleki uygulamalarını yürütür. İdeolojik değil insani bir meslektir. continue reading…

8 Mart dünya kadınlar günü ancak kadına yönelik şiddet hızla artışını önleyemiyoruz. Ülkemizde her üç kadından birisi erkeklerin duygusal, sözel veya fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Her türlü önleme ve koruma çabalarına rağmen kadınlar, kocalarının cinayetlerine kurban oluyor.

Erkek kendini merkeze alıp kadını ötekileştiriyor!

Gelişim döneminde ebeveynlerin şiddetine maruz kalan çocuk, yetişkinlerin davranış kalıplarını gözlemleyerek içselleştirmesi ve taklit yoluyla öğrenmesiyle şiddeti içselleştirir. Sürekli şiddet görerek yetişen çocuk, şiddeti normalize eder. İletişim yöntemi olarak kullanır.

Sağlıksız iletişim kültürünün dışavurumu şiddettir. Bilinç dışı davranış olarak sergilenir.

Koca aile içerisinde eşi ve çocuklarının kendisine mutlak itaatle yükümlü öteki bireyler olarak görür. Kendini merkeze alarak diğer aile üyelerini ötekileştirir. Böylece mutlak iktidar üreterek ilişkiyi güç merkezli inşa eder. Kadına yönelik şiddet, erkeğin otoritesinin zafiyete uğratılması neticesinde gücünü koruma ve gösterme davranışı olarak ortaya çıkar. Eşine nasıl zarar verdiğinin farkında bile değildir. continue reading…

Çocuklar yarış atı gibi!

Eğitim yılının ikinci dönemi, tüm hızıyla devam ediyor. Çocuklarımız stresle, kaygıyla sınavlarda mutlak başarı beklentisiyle eğitimlerini sürdürüyorlar. Adeta her bir öğrenci yarış atı gibi, sınavlara hazırlanıyor. Sınavlarda başarılı olma, eğitimde tek amaç haline gelmiş.

Ne olursan ol ama önce insan ol!

Çocuk zihinsel, duygusal ve sosyal bir varlıktır. Eğitim çocuğu zihinsel, duygusal ve sosyal yönünü geliştirir. Çocuğu hayata ve geleceğe hazırlar. Eğitimde sadece bilgi, akademik beceri değil çocuğun davranış gelişimine ağırlık verilmelidir.

Birey olarak eğitimin ihtiyacını duymak ve istemek gerekiyor. Ne istediğimizin bilincinde olmalıyız. Bizde şöyle güzel bir tabir var: ”oğlum kaymakam olmuşsun ama adam olamamışsın”. Eğitim seviyesi yükseldikçe şiddetin düşmesi gerekir, fakat bizde aksine şiddet oranı yükseliyor. Sorguladığımızda fark ediyoruz ki eğitimli, ama önce insan olma sorumluluğu önem kazanıyor.  “Adam” olabilmekle iyi insan olabilmenin önemini vurguluyorum.

Çocuklar ebeveynlerini, öğretmenleri taklit eder!

Çocuğun öğrenmesi, taklit yoluyladır. Ailede anne, babasını okulda öğretmenini taklit ederek öğrenir. Sağlıklı rol ve modeller çocuğun bilgiyi kullanabilme ve davranışa dönüştürme becerisini geliştirir. Mesela çocuklar futbolcuları neden örnek alıyor. Çünkü aile ve sosyal çevresinde özdeşim kurabileceği sağlıklı model yok. Kendini gerçekleştirmek için bir model arıyor ona ilgi duyuyor ve yöneliyor. “Hedefler, amaçlar, roller” bireyin kişilik, sosyal gelişiminde çok önemlidir. continue reading…