Skip to content

Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih KILIÇARSLAN: “Sosyal hizmet küçük hesapların bir parçası olarak değil bir derdin, bir sıkıntının ve hayata dair bir idealin hedefleri uğrunda verilen bir aksiyondur…”

radikalsosyalhizmet: Kendinizi tanıtırmısınız?

Fatih KILIÇARSLAN: 1969 Ankara Beypazarı doğumluyum. İstanbul Bahçelievler Kocasinan Lisesi bitirdikten sonra 1992 yılında’da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Y.O. mezun olarak ilk 1993 yılında Bitlis Devlet Hastanesi, Bitlis Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdür Vekili, İstanbul Haydar Paşa Numune Hastanesi acil servis son olarak 1995 yılından beri Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde görev yapıyorum. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesi ülkemizin en büyük nöropsikiyatri hastanesidir. Hastanemizin her kliniğinde uzun yıllar çalıştıktan sonra 2004-2011 yılları arasında başhekim yardımcılığı görevi yaptım. Halen sosyal hizmet birim sorumlusu olarak görevimi sürdürmekteyim. Özellikle yıllardır aile terapileri alanında eğitimler almakta, bu alanla ilgili sempozyum ve kongrelerde bildiriler sunmakta ayrıca Nobel yayıncılıktan ikinci baskısı çıkmış üç kitabım bulunmaktadır. Halen İstanbul Aile, Araştırmaları, Eğitimi ve Danışmanlığı derneğinin başkanlığını, Türkiye Aile Platform genel koordinatör vekilliğini yürütmekteyim. continue reading…

2006 yılında, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, “Sağlıklı Gelecek Maddeye Değil Sevgiye Bağlı” adı altında bir kampanya başlatıldı. İKAD DER, bu ulusal kampanyaya destek vermek amacıyla 2006 yılında Uyma! Projesini geliştirdi. Farklı disiplinden akademik düzeyde uzmanların katılımıyla bir danışma kurulu oluşturuldu. Danışma Kurulu, kendi sahalarında eğitmen eğitimi seminer programı hazırladı. Oluşturulan yol haritasından sonra sivil toplum kuruluşlarına çağrı yapıldı. UPG yetiştirildi. Davete icabet eden kuruluş temsilcileri yoğunlaştırılmış eğitime katıldılar. Eğitim sonunda yapılan sınavda başarılı olanlar, Uyma Proje Gönüllüsü(UPG) belgesini almaya hak kazandı. 2007 ve 2010 yıllarında iki eğitmen eğitiminde toplam 27+15 kişi, uyma proje gönüllüsü olma hakkı kazandı. Eğitmen eğitimi alan proje gönüllüleri sene içinde eğitimlerine “Gelişim Seminerleri” ile devam ettiler. continue reading…

2-3 Kasım 2013 tarihlerinde İstanbul’da “Aile değerlerinin korunması-yükseltilmesi” koordinasyon ve ortak çalışmanın Rolü başlığı altında gerçekleştirilen çalıştaya , kadın ve aile sahasında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları , müesseseler ve alanında uzman bir çok akademisyen iştirak etti.Bu değerli buluşmada istişare edilen konularla ilgili önemli tavsiyeler ve öneriler alındı: Ailenin varlığını tehdit eden oluşumlar ve tehlikeler: Medya, uluslar arası anlaşmalar, farklı müesseseler arasında bilinçli olarak yürütülen –olumsuz propaganda- içeren programlar, semineler, konferanslar hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek ve toplumu duyarlı hale getirmek.

Katılımcı kuruluşlar arasında, aile değerlerine hizmet eden, alternatif eğitimsel hizmetler oluşturmak, sıkı bir iletişim ağı tesis etmek, koordinasyon mekanizmaları kurmak.

Sosyal medya ve diğer alanlarda düzenlenen  ”Aile Projeleri”ne finanse edilmek üzere özel bir fon oluşturmak. Bu fon: Gönüllü yardımseverler ve resmi kanallar tarafından aile sorunlarının hizmetinde kullanılmak üzere oluşturulacaktır.( Zekat sandığı, sadaka sandığı gibi)

Aile sorunlarıyla alakalı , ortak önemi bulunan konuların, sosyal medya ve internet siteleri aracılığıyla, aktif bir sosyal ağ inşa ederek bu ağın kullanıcılar tarafından yoğun bir şekilde takip edilmesini sağlamak. Öneğin, Uluslar arası Kadın ve Aile Platformu sitesi gibi. continue reading…

Ülkemizde hızlı toplumsal değişim yaşanmaktadır. Her değişim, beraberinde kimlik ve kişilik çatışmasını getirir. Ülkemizde, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, gecekondulaşma ve aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak sosyal sorunlarda önemli bir artış gözlemlenmektedir. Toplumsal yozlaşma, kendine yabancı kitleler oluşturmakta, bir yandan refah düzeyi yüksek bir toplum içinde giderek artan problemli kişiler üretmektedir. Böylece toplumsal yapımızda kendi kendine gelişmekte olduğu “modern alt kültür kavramı” ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Modern alt kültür, toplumun genel ve çoğunluktaki kültürel değerlerinden farklı uçta çatışmalı öfkeli yabancılaşmış ve yozlaşmış bir kültürü ifade eder. Farklı değerlerden ziyade değerlerden yoksunluğu belirtir ve günümüzde giderek büyümektedir. Madde ve uyuşturucu bağımlılığı, aile içi şiddet, fuhuş, anti- sosyal davranışlar, kural tanınamazlık gibi özellikleriyle giderek yaygınlaşan bir modern alt kültür özellikleri oluşturur. continue reading…

Kadına yönelik şiddet tüm toplumlarda yaygın bir sosyal sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. Aile içinde yaşanan şiddet olaylarında ise genellikle mağdur kadına yönelik müdahaleler uygulanmakta, şiddeti ortaya çıkaran aile yapısı üzerinde durulmamaktadır. Halbuki aile karşılıklı ilişkiler ağından oluşan dinamik bir sistemdir ve şiddet gibi iç dengesini bozan ciddi bir sorunla karşılaştığında bütüncül bir müdahaleye ihtiyaç duymaktadır. Ailenin bozulan işlevselliğinin onarılmasında aile terapisinin pozitif katkı sağladığı görülmektedir. Aile terapisi yaklaşımında şiddet mağduru kadar, şiddet uygulayan ve şiddetten etkilenen diğer aile üyelerinin de katılımıyla ailedeki dengeyi ve uyumu bozan unsurlara bütüncül bir müdahale imkanı bulunmaktadır. continue reading…

Madde kullanımı ve bağımlılığı, bireyin kimyasallarla (bir kısmı tıp içi bir kısmı da tıp dışında kullanılan maddeler) kurduğu ilişkide özdenetim ve özerkliğini kaybetmesi, özgür olamama ve özgüllüğün ortadan kalkmasıyla gelişen çok boyutlu ve çok yönlü sorunsaldır. Bu kimyasalların ortak yönü beyin ve bağlantılı sistemleri etkilemesi, yaşam için gerekli olmaması ve sahte bir iyi oluş hali yaratmasıdır (Doğan, 2000, s. 139).  Günümüzün önemli sorunlarından biri olan alkol ve alkol dışı madde bağımlılığı sorunu yalnız bireyi değil, bireyin içinde bulunduğu aileyi de etkilemektedir. Bağımlılık tedavisinde kısa bir süre öncesine kadar bağımlı birey odak alınmaktaydı ve bağımlı bireylerin yakınları önemsenmemekteydi.  Alkol bağımlısı birey, özellikle de erkek olan bağımlı birey yıllar boyunca araştırmaların ve tedavilerin neredeyse tümünde en büyük dikkati üzerinde toplamıştı. Alkol bağımlısı birey üzerinde olan bu odaklanma 1950’li ve 1960’lı yıllarda Joan Jackson’un çalışmalarıyla değişikliğe uğradı.  Jackson’un çalışmaları ile alkol bağımlılarının eşleri ve akrabaları için kurulan adsız alkoliklerin (AA) özerk kolu olan Al-Anon’un doğması ve büyümesi bir paralellik gösteriyordu.  Jackson’un çalışmaları temel odaklanmayı bütün aile üyelerini ve ilişkisel bir bakış açısını da içerecek şekilde genişleterek bağımlılığı ele alışı çarpıcı bir biçimde değiştirmiştir (Brown ve Lewis, 2008, s.279-280). continue reading…

Başakşehir’de toplumun sorunlarını tespit etmek ve bunlara çözüm önerileri getirebilmek maksadıyla kurulan Başakşehir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu bu yıl çok önemli bir çalışmaya öncülük ediyor. Toplumun en önemli sosyal sorunlarından biri olan risk altında ve korunması gereken çocuklarla ilgili bilimsel bir çalıştay düzenledi. Başakşehir Belediyesi, Kent Konseyi ve Başakşehir Kaymakamlığı desteğiyle 28-29 Aralık 2013 tarihinde Makro İnşaat ve Retaj Royale İstanbul Hotelin ana sponsorluğunda bilim insanları, alanın uzmanları ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla çocuk sorunun önlenmesi ve çözümü yönünde irade ortaya koydu. continue reading…

Risk Altında ve Korunması Gereken Çocuklar Çalıştayı Başak Şehir STK Platformu tarafından 28-29 Aralık 2013 tarihlerinde İstanbul Retaj Royale Otel’de gerçekleştirilecektir. Çalıştaya akademisyenler, uygulayıcılar, sivil toplum gönüllüleri, yerel yönetim temsilcileri ve bürokratlar katılacaklardır. 2 gün sürecek çalıştayda risk altında olan ve korunması gereken çocukların sorunları ve ihtiyaçları tartışılacaktır. Çalıştay sonucunda geliştirilen çözüm önerileri ve sosyal hizmet modelleri ilgili kurumlarla paylaşılarak risk altındaki çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı sağlanacaktır. Çalıştayın amacı şu şekilde belirlenmiştir: Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması ve aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak sosyal sorunlarda önemli bir artış gözlemlenmektedir. Artan sosyal sorunlardan en çok etkilenen çocuk ve ergenlerdir. Çocuk korunmaya, ilgiye ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. Ancak ebeveynler çocuklarına yeterli düzeyde ilgi ve sevgi göstermez, kişilik gelişiminde uygun rol model olamaz ise çocuk uyum, davranış sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Aile içinde onay görmeyen, takdir görmeyen, bağımsızlaşma süreci desteklenmeyen çocuk, yani otoriteyle, baskıyla ya da koruyucu anne-baba tutumları ile bastırılan çocuk, sokakta arkadaş grubu içerisinde güçlenir, kişilik ve kimlik kazanır, bağımsızlık kazanır ve bu çocuğun sokakta yaşama, sokağa bağımlı olma sürecini artırır. Çocuk artık aileden koparak sokak kültürünün bir parçası haline gelir. continue reading…

Evden kaçan çocukların süreç içinde suça sürüklendikleri ve cezaevini deneyimledikleri yanı sıra uyuşturucu bağımlılığına ve fuhşa kadar bu sorunların yaşamlarında izlendiğini söylemek de mümkün. Maalesef çok üzülerek söylüyorum ki, ülkemizde Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi ve buna bağlı olarak geliştirilen Çocuk Koruma Kanunu, metinsel olarak beyan ve kabul edilen ancak ve ancak pratik yaşam döngüsünde kendisine gerçeklik bulamamış bir metinden öteye geçemiyor… Az önce cezaevine kredi kartı borcu sebebiyle girdiğini öğrendiğim bir müracaatçının öyküsünü aldım ve evden 16 yaşında bir kızının kaçtığını öğrendim. Bu kız çocuğunun aile yaşam döngüsünde ise şu anda cezaevinde bulunan ve yaşamın her alanına yetişmeye çalışan bir anne, felçli bir baba, ağır engelli olduğunu öğrendiğim bir başka kız kardeş bulunmakta. Aile yaklaşık 8 gündür kız çocuğundan haber alamadığını beyan etmekte. continue reading…

Yerel yönetim seçimleri beş yılda bir yapılmakta ve önümüzdeki 30 Mart 2014’te yeni bir yerel seçim süreci yaşanacaktır. Yerel yönetimin en önemli organlarını belediyeler oluşturur. Belediyeler, halka yerinden kumu hizmeti sunan ülkemizin sosyal refah düzeyinin yükselmesinde etkin, hareket kabiliyeti yüksek en önemli kurumları oluşturur. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi belediyelerin halkımıza verimli hizmet sunabilmesi ancak sosyal politikalara ve sosyal hizmet projelerine yer vermesiyle mümkündür. Günümüzde belediye kanunu, sosyal hizmetlerle ilgili yükümlülükler bulunmasına rağmen birçok belediye, sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin yönetmelikler ve iç hizmet yönergesi oluşturmamıştır. Sosyal hizmet uygulamalarında kurumsallık ve sürdürebilirliğin olmadığı, kişi ve ailelerinin mağduriyetlerinin devam ettiği görülür. Sosyal hizmetler, insan merkezli politika ve uygulamaları içerir. Güvenli aile ve güçlü toplum sosyal hizmetin temel misyonudur. continue reading…