İstismar şüphesi ile çocuk ve ergenlerle görüşme yapmak, klinik deneyim ve uzmanlık gerektiren özel bir alan olmakla beraber çocuk ve ergenlerle çalışan hekimler, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, psikolojik danışmanlar/rehber öğretmenler ve emniyet görevlileri temel prensipler üzerinden hareketle ön değerlendirme düzeyinde gerçekleştirilebilecekleri bir iştir.
Temel bilgiler ışığında çocuklarla mülakatın iki hedefi olmalıdır:
1.Olası istismara dair en güvenilir ifadeye ulaşmak,
2. Çocuğun yaşı, bilişsel, zihinsel ve duygusal gelişimi ile sosyodemografik özellikleri ve kültürel faktörler ile ilgili derinlemesine bilgiyi edinmek.
Çocuklarla yapılacak görüşmelerin başarılı olabilmesi ve hedeflenen bilgilerin elde edilebilmesi için öncelikle çocuğun gelişim basamaklarını çok iyi tanıma ve uygun görüşme tekniklerini bilme gerekliliği ortaya çıkmaktadır. continue reading…
Yasal ve törel bağlarla ortaya çıkan ailede, insan ilişkileri en yakın ve yoğun olan asıl öğe eşler veya karı ve kocadır.’’karı ve koca’’aile ortamında bütün özgeçmişleri kişisel davranış ve alışkanlıkları ve bireysel nitelikleri ve davranış kalıpları ile birlikte bir araya gelmektedirler. Her ikisi de kendine özgü benzer ve farklı kişisel geçmişleri ve şimdiki kişilik yapıları ile birbirine sürekli uyum sağlamak durumundadırlar. Birbirini sevme ve sayma yanında, ‘‘birbirlerine ve kendilerine’’saygı ve güven duyan birer varlık olarak gelişip yaşamak zorundadırlar. Bu süreç içinde birbirlerinin psiko-sosyal ihtiyaçlarını da karşılamak ve birbirlerinin kişilik ve bireyselliğini de kabul etmeleri ya da uzlaştırıcı bir yol bulmaları gerekmektedir. İşte evlilikte sürekli uyumun karmaşık oluşu bu durumdan kaynaklanmaktadır. Aile var olduğu süre içerisinde tipik değişimler gösterir. Zaman zaman da dengesini kaybeder. Ailedeki bu aşamalar ve geçiş dönemlerindeki bireyler arası’’güç dengesi’’ ve ilişkilerdeki değişimler, çocukta ergenlik dönemi gibi krizler ve dışarıdan gelen tüm değişiklikler semptomların ve sorunların ortaya çıkışında rol oynayan önemli faktörlerdir.
Günümüzde yaşanan değişime paralel olarak sosyal sorunlarda artış gözlemlenmekte birey, aile ve toplum sorunlar karşısında sosyal hizmetlerinden yoksun, sorunlarına çözüm üretememektedir. Sosyal sorunlar karşısında ilgisiz, tepkisizlik yerine ortak duyarlılık oluşturarak, organize olarak çözüm üreterek geleceğe güvenle bakabilir, toplumsal barış ve huzuru sağlayabiliriz. Sosyal sorunların çözümü, toplum temelli sosyal hizmet organizasyon ve kurumlarla yeniden oluşturarak mutlu aile, güvenli toplum yapısı içersinde üretilir. Çözüm sürecine uzman profesyonellerden oluşturulan kadrolar yanı sıra gönüllü, sivil toplum kuruluşları katılarak işbirliği ve eşgüdüm içersinde toplumda sorumluluk duygusu, vatandaşlık bilincini geliştirerek ancak sorunlar çözülebilir.
Gençlik dönemi yaşanan sorunlarını anlamada, tanımlamada sağlıklı teşhisler koymak için o gencin nasıl bir evreden, süreçten geçtiğini iyi anlayabilmek gerekmektedir. Gençler ergenlik döneminde duyguları inişli çıkışlıdır, duygu durumunda çok sık değişiklikler olur. Bazen öfkelenir bazen de içine kapanır. Karamsar, gelecek kaygısı içinde olabilir. Hayatta sorumluluklar almaya başlar. Fiziksel değişiklikler, genç kız – genç erkek için gerilim ve stres faktörüdür aynı zamanda. Birey, bu dönemde anne babasından ayrı bir varlık, farklı kişi olduğunu hisseder. Bir başkasına benzemeye çalışabilir, modelleri vardır. Genç sosyal varlık olur, aile dışına çıkarak toplumsal ilişkilerini geliştirmeye başlar, arkadaş grubuyla etkileşime girer. Cinsel kimlik gelişmeye başlar. Çocukluktan gençliğe geçiş kademesidir. Özellikle kişilik, kimlik, sosyal gelişimi oluşur. Kimlik, kişilik derken, erkek ve kadın olarak cinsel bir kimlik kazanıyor, ya da kişilik olarak değerleri oluşmaya başlıyor, annesinden babasından farklı düşünebiliyor. Sosyal açıdan ailesi dışında arkadaşları önem kazanmaya başlıyor.
Gençlik Sorunları: Gençlik sorunlarının temelinde, aile içindeki iletişim problemleri vardır. Anne-baba, çocuk arasında değil, karı-koca arasında da iletişim çatışmaları sorunlara neden olmaktadır. Temel faktör, problemlerin karı-kocanın gerekli uyum, işbirliğini, koordinasyonu kendi aralarında sağlayamamalarıdır. Anne-babanın güvenli duruşu, çocukları için sağlıklı rol ve model olmaları, güzeli-iyiyi aile içerisinde hep güçlü bir şekilde temsil etmeleri gerekir. İngiltere’de bir araştırma yapılmış, hangi aileler mutlu hangi aileler mutsuz diye; mutsuz ailelerde aile üyelerinin birbirlerine karşı kullandıkları kelimelerin, cümlelerin olumsuz-kötü sözler, hakaretler, aşağılayıcı durumlar olduğunu tespit etmişlerdir. Mutlu ailelerde ise yaklaşımların, sözlerin olumlu, onaylayıcı ve takdir cümleleri olduklarını tespit etmişlerdir. Eğer bir ebeveyn çocuğuyla güçlü ve güvenli bir bağ, sevgiye dayalı iletişim kurmuşsa, gencin arkadaşların içinde toplum içinde endişe edeceği bir şey yoktur. Çünkü genç, ailesi ile oluşturduğu güçlü bir şekilde kurulan güven bağı ile arkadaşları ve toplum içerisinde güvenli duruşunu sürdürür.
Kurumuş bir yaprağın yere düşüşü gibi benliğinden kopup ayrılan değersizlik duygusu kendisini aşağılarda hissetmesine neden oluyordu. Zaten insanın en büyük korkularından birisi de sevilmemek durumu değil miydi? İnsan önemsendiğinde, kâle alındığında kendini mutlu hissederdi. Hayata tutunmasını sağlayan denklem, şimdi tersine dönmüştü. “Sevilmiyorum=değersizim” düşüncesi beyninde anlamsız uğultulara neden oluyordu. Tabanı delinmiş çorap gibi atılmıştı. Terk edilmesine bir türlü anlam veremiyordu. Kabul etmekte zorlansa da, gerçek değişmeyecekti. “Anlamalısın, çok zorlanıyorum, ama seni sevemiyorum” demişti sevgilisi. “Sarı renkli çoraplarımı bir türlü sevemiyorum” gibi bir cümleydi bu. Bu kadar basit miydi, sevemiyorum duygusunu ifade etmek? Ancak bir fark vardı, çorap sevilmediğini anlamazdı. Çünkü benliği yoktu.
Hayatı bilgisiz yöneterek sorunları çözümlemek mümkün değildir. Bilgili, tecrübeli, eğitimli ve yeterince donanımlı olamazsak hayat bizi yönetir, sorunlar bizi yönetir, bunun sonucu faturası çok ağır olabilir. Hayat içinde kendimizi desteklememiz, donanımımızı geliştirmemiz gerekiyor. Eğitim kurumlarında alınan eğitimle dışarıya çıkıp hayata atıldığımızda karşılaşacağımız durumlar aynı olmayabilir. Kendimizi sürekli yenileyip adapte olmamız gerekir. Mesela anne baba olduk, bununla ilgili bir eğitim veren kurum var mı? Çok az sayıda var fakat her kesim bundan yararlanamıyor. Eğitimli olan anne babalar, bunun ihtiyacını hisseden insanlar bu eğitimden faydalanıyorlar. Aslında eğitimin ihtiyacını duymak ve istemek gerekmektedir. Eğitimin temel amacı ve fonksiyonu sadece bilgili değil, eğitimli insan yetiştirmektir.
Sosyal hizmet kendisine ait misyonu, bilgi temeli, değerler sistemi, etik kuralları ve beceri repertuarı olan bir meslektir. Temelde, psikososyal ve ekonomik eksenli sorunların ortadan kaldırılması sorumluluğunu taşır. Psikiyatri tıbbın bir ihtisas alanıdır. Ruhsal bozuklukların tanısında, sağaltımında ve toplumun ruh sağlığının korunmasında sorumluluğu birincil düzeyde ve evrensel olarak psikiyatri uzmanı hekim taşır. Fakat hekim bu sorumluluğu tek başına üstlenmemiştir. Psikiyatrik sağaltım ekip çalışmasıyla yürür ve hekimin koruma, iyileştirme ve geliştirme rollerine katkı verecek başka bazı mesleklerin profesyonelleri de onunla birliktedir (psikolog, psikiyatri hemşiresi gibi). Bunlardan biri, hem bir disiplin hem de meslek olan sosyal hizmette en az lisans eğitimi almış sosyal hizmet uzmanıdır.
Aile en basit tanımıyla; evlilik ve kan bağına dayanan, karı-koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birliktir. Aile bir toplumun en temel toplumsal kurumlarından biridir. Toplumu ayakta tutan temel öğelerdendir. İnsan türünü üretmek ve sürdürmek gereksiniminden doğmuştur. Aile eğitim atölyesi toplumumuzda sağlıklı, mutlu, bilinçli aileler oluşmasına, yetişkinlerin çocukları, eşleri ve komşuları ile ilişkilerini geliştirmeleri mutlu ve kent yaşantısına uyumlu bir yaşam sürdürmelerine katkıda bulunmaktır. Sosyal bir kurum olarak aileye yardım etmek insana yardım etmektir. Aile kurumunu güçlendirmek, toplumu güçlendirmektir. Güvenli bir gelecek sağlamaktır. Hayatımızın oluşturan kavramların temelini oluşturan aile her kültürde bir değer ifade eder. Tüm beklentilerin, isteklerin, arzuların, güzelliklerin, acıların yaşandığı bir kurumdur. Günümüzde aile birimi değişen değerler ve beklentiler, ekonomik sıkıntılar, göçler, artan şiddet, çevreyle ilgili tehlike ve tehditler, belirsiz gelecek gibi karmaşık sorunlarla baş etme durumundadır.
Peçete, peçete alan var mı diye bağırıyor bir yandan da soğuktan donmuş burnunu çekiyordum. Her zamanki olduğu gibi yüzüme bakmıyordu gene vatandaş. Aslında bazıları bakmıyordu tam gözlerimin içine. Nefret ve kinle. Bazıları da acıyla. Öyle bakan gözler o kadar yakıyordu ki canımı. Hele hele anne ve babasının elinden mutluca tutan çocuklar yok mu? O kadar yanıyor ki canım anlatamam. O zaman bende bakıyorum onlara. Ama onların bana baktığı gibi değil. İmrenerek, kıskançla. Öyle geçen günlerden biriydi bu pazar günüde. Fakat biraz farklıydı bu pazar günü. Gene bir çocuk gördüm anne ve babasının elinden mutluca tutan.