Skip to content

Üsküdar Üniversitesi Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi (ŞİDAM) ve Hayatboyu Eğitim ve Şiddetle Mücadele (HEGEM) tarafından gerçekleştirilen “Çocuk Odaklı Sosyal Risk Araştırması”nın Marmara Bölgesi sonuçları açıklandı. 50bin lise öğrencisinin katıldığı anket sonuçlarına göre gençler hem evde hem de okulda şiddete maruz kalıyor. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da birbirlerine şiddet uyguluyorlar. Öğrencilerin henüz ilkokul sıralarındayken kavgaya karışma oranları yüzde 62. Öğrenim hayatı boyunca sıra dayağı cezasına çarptırılmış olanların oranı ise yüzde 63,69 olarak belirtiliyor. Çocuk Odaklı Sosyal Risk Araştırması’nın verileri, her iki lise öğrencisinden birinin okulda öğretmenleri veya okul yöneticisinin sözel şiddetine maruz kaldığını gösteriyor. Araştırmadaki çarpıcı bir başka bulgu da aile içinde de sözel şiddetin aynı oranda uygulanması. ŞİDAM araştırmasında sözel şiddet; ad takılması, alay edilme, iğneleyici söz söylenmesi, takılma, laf atılması, hakarete uğrama, küfür edilmesi, dedikodu yayılması, tehdit edilme, kızma ve benzeri davranışlar olarak adlandırılıyor. Buna göre anneleri tarafından sözel şiddete maruz kalan öğrencilerin oranı yüzde 56,65 iken, babaları tarafından sözel şiddete maruz kalanların oranı ise yüzde 47,05. continue reading…

HÜ Halk Sağlığı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Özcebe: “Dünyada her yıl, 18 yaş altı 16 milyon genç doğum yapmakta ve 3,2 milyon ise güvenli olmayan düşük ile sonuçlanmaktadır” ” Ülkemizde de ergenlik döneminde olan evliliklerin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna ilişkin bulgular bulunmaktadır. “Türkiye Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırmasına göre evli olan 15 19 yaş grubundaki kadınların yüzde 73,1′inin gebelik deneyimi ve yüzde 12,4′ünün isteyerek düşük öyküsü vardır” Dünyada her yıl, 18 yaş altı 16 milyon genç kadının doğum yaptığı ve 3,2 milyon ergen kadının gebeliğinin güvenli olmayan düşükle sonuçlandığı belirtildi. Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Halk Sağlığı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hilal Özcebe, Dünya Nüfus Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1987′den bu yana Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından 11 Temmuz’un Dünya Nüfus Günü olarak kabul edildiğini söyledi. Bu yıl ki temanın “Ergen gebelik” seçildiğini ifade eden Özcebe, çok genç yaşta yaşanan gebeliklerin hem psikolojik hem de fiziken sakıncalı sonuçlar oluşturabileceğini belirtti. continue reading…

Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, ailelerin ve çocukların gözdesinin yaz okulları olduğunu çocukların okul döneminde aldıkları bilgiyi burada kullanabilme becerilerini daha fazla geliştirdiklerini söyledi. Zorlu bir eğitim-öğretim yılını geride  bırakan öğrenciler, bütün yılın stresini yaz tatilinde atacak. Çocuklar tatilini eğlenerek, dinlenerek ve enerji depolayarak hem psikolojik gelişimlerini hem de zihinsel gelişimlerini olumlu etkileyecek şekilde geçirmeleri çok önemli. Tatil aktivitelerinin de bu amaca hizmet etmesi gerekiyor. Yaz okulları çocukların okul döneminde aldıkları bilgiyi kullanabilme becerilerini geliştirir diyen Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile-Der Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Kılıçarslan, bu tür etkinliklerin çocuğu akranlarıyla sosyal iletişim ve etkileşim içerisinde hayata hazırladığını söyledi. continue reading…

Ergenlik dönemi, çocuğun bireyselleşme, bağımsızlaşma ve ailesi dışında akran gruplarıyla ilişkiye geçme dönemidir. Ergenin duyguları inişli çıkışlıdır, fiziksel özellikleri değişim geçirir. Ailesi dışında, arkadaşları ergen için önemlidir. Akran grupları içerisinde yer edinme, saygı görme çabası gösterir. Genç, bu dönemde anne babasından ayrı bir varlık, farklı kişi olduğunu hisseder. Bir başkasına benzemeye çalışabilir, rol modelleri vardır. Sosyal varlık olarak, aile dışına çıkarak toplumsal ilişkilerini geliştirmeye başlar, arkadaş grubuyla etkileşime girer. Ergenin kimlik kazanım sürecini hızlanır. continue reading…

Tükenmişlik sendromu sadece yoğun iş temposunda çalışanları tehdit eden bir durum mu? Çalışan kadınlarda sıklıkla ‘yetememekten’ yakınır. Bu da bir tür tükenmişlik sendromu mudur? Tükenmiş sendromu modern hayatın beraberinde getirdiği  kadın-erkek, eğitim düzeyi düşük-yüksek, çalışan ya da çalışmayan her farklı toplum kesim içine yer alan bir olgudur. Toplumsal değişimin meydana getirdiği kriz sürecinin yönetilememesi sonucu ortaya çıkan stres faktörlerine bağlıdır. Bireylerin eğitim düzeyinin yükselmesi, üretim araçlarında değişim kadının iş hayatına aktif katılmasına sağlamıştır. Ancak kadının aile içinde eş ve anne olmanın yanı sıra mesleki rol ve sorumlulukları yerine getirmede karşılaştığı güçlükler düşük ücret, çalışma koşullarındaki olumsuz faktörler, çocuklarına yeterli zaman ayıramaması, eşinden yeterince destek görmemesiyle beraber ekonomik ve sosyal sorunlar, kadının hayat içinde yaşam kalitesini düşürmüş ve tükenmişlik sendromuna yol açmıştır. continue reading…

İnsanların yardımsız karşılayamadığı ihtiyaçlarının karşılanması ve çözemedikleri sorunlarının çözülmesi amacı ile sosyal hizmet uzmanları tarafından gerçekleştirilen profesyonel faaliyetlerdir. Yoksulluk, işsizlik, göç, madde bağımlılığı, suçluluk, sokak çocukları, korunmaya muhtaç çocuklar, yaşlılık, ihmal ve istismar vakaları, özürlülük ve hastalık gibi  tüm sosyal sorunlar sosyal hizmetin çalışma alanına girer. Sağlık hizmetleri alanında hastanın psiko-sosyal ve ekonomik yönden refahının sağlanması amacıyla hizmet veren meslek elemanları sosyal hizmet uzmanlarıdır. Hastaneye yatan her hastanın uygulanan tedaviden etkili şekilde yararlanması amacı ile sosyal hizmet uzmanı tarafından yürütülen ekonomik, sosyal, eğitsel ve destekleyici hizmetler yanında hastanın ailesi ve yakın çevresi ile ilişkilerinin düzenlenmesi gibi hususların tümü tıbbi sosyal hizmet olarak adlandırılır. Sağlık Bakanlığı Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin sosyal hizmet mesleği ile ilgili 35, 125 ve 126′ncı Maddeleri ndeki mesleki görev tanımları günümüz koşullarında yetersiz kalmakta ve Sosyal Hizmet Uzmanlarının çalışma alanını kısıtlamaktadır. continue reading…

Hastaneler, hasta hizmetlerine giderek daha fazla önem vermektedirler. Daha önceleri sadece “hastalar” sağlık hizmetini alan olarak kabul edilirken bugün gerçek anlamda sağlık hizmetlerine iştirak eden tüm bireyleri kapsamaktadır. Hastanemizde psikiyatrik bozukluklar tanısıyla tedavi gören hastalarımız damgalanma ve ayrımcılık açısından en fazla nasibini alan hastalık grubudur. Şizofreni başta olmak üzere ağır ruhsal hastalıklar da psikiyatrik hastalıklar içerisinde en fazla damgalanan hastalıklardır. Psikiyatrik tedavi sonrası yaşam hastanın aile ve sosyal işlevselliği olumsuz etkilenmektedir. Günlük yaşam koşullarında “akıl hastası”, “ruh hastası”, “deli” etiketlemeleri ile hasta ve aile dışlanmakta sosyal hayata adaptasyonu güçlenmektedir. Sosyal hizmetin profesyonel amaçları vardır. Bu amaçlar; koruyucu-önleyici, destekleyici, eğitici-geliştirici-değiştirici, tedavi ve rehabilite edici amaçlardır. Sosyal hizmet uzmanlarının mesleki rolleri ise planlayıcı, bağlantı kurucu, savunucu, izleyici, harekete geçirici, hızlandırıcı, öğretici, eğitici, toplumu bilgilendirici, araştırmacı, destekleyici ve tedavi edici vb. gibi rollerdir. continue reading…

Küresel düzeyde tüm insanlığa yönelik risk ve tehlikeler içeren pek çok sorundan bir tanesi de çocuk işçiliğidir. En genel anlamıyla çocuk işçiliği bir ülkedeki kanunlar tarafından belirlenen yaş sınırının altındaki çocukların çalıştırılması anlamına gelmektedir. Çocuk hakları sözleşmesine göre çocukların eğitilme, giyinme, barınma, sağlık gibi çok temel hakları vardır. Çocuklar çalıştırıldıkları zaman bu haklardan mahrum kalırlar ve bu nedenle çocuk işçiliği insan hakları sorunudur. Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak çocukların çalıştırılması hızla artan bir sosyal sorunudur. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gelişmekte olan ülkelerde 5- 17 yaşları arasında dünya genelinde yaklaşık 218 milyon çocuğun çalıştırılmakta olduğunu tahmin etmektedir. Çocuk işçiliği,  çalışan çocuklar sorunuyla birlikte; suça bulaşan, sokak çocukları sorununu da beraberinde getirmektedir. continue reading…

AİLEDER Yönetim Kurulu Başkanı ve Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, meclis komisyonundan geçen alkol yasasının son derece yerinde bir karar olduğunu söyledi. Alkolle ilgili düzenlemenin de içinde olduğu teklif, komisyonda kabul edildi. Yasanın içeriğinde ise alkollü içkilerin reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı artık yapılamayacak. Alkollü araç kullanan sürücülere 700 TL para cezası ve sürücü belgesine 6 ay süreyle el konulacak. Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan katıldığı televizyon programında, alkolün bireylere ve toplumuna verdiği zararların önemine değindi. Trafik kazalarında alkollü araç kullanımı yüzünden binlerce insan ölüyor diyen Kılıçarslan, “Bazen aile içi ciddi şiddete varacak derecede sonuçlar ortaya çıkıyor. Alkol kullanımını sınırlamak toplumu bu yönde bilinçlendirmek lazım. Kampanya ve yasalarla zararların önüne geçilmesi çok önemli. Meclisin aldığı karar toplumda birçok zararlı sonuçları önleme açısından daha sağlıklı ve daha mutlu bir ilişki kurulması açısından oldukça yerinde” diye konuştu. continue reading…

Her yıl artan ve yaş sınırının 18’in altına düştüğü madde bağımlılığı Başakşehir’de de yayılmaya başladı. Özellikle 1.Etap ve Sular Vadisi çevresinde gençlerin  bir takım madde kullandığı  gazetemize gelen şikâyetler arasında. Aileder Yönetim Kurulu Başkanı ve Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, “Bir anne ve babanın kendi soyadını nasıl ezberlediyse, uyuşturucu bağımlılığının etkilerini,  meydana getirdiği değişikliği de gözlemleyebilecek bilgiye sahip olmalı” dedi.

Sizi tanıyabilir miyiz? 1995 yılından bu yana Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde görev yapıyorum. 18 yaş altı çocukları ve ergenleri kapsayan uçucu madde bağımlılığı biriminin ilk sosyal hizmet uzmanıyım. 2004 yılında kadar bu birimde ve hastanenin diğer psikiyatri bölümlerinde çalıştım. 2004 yılından 2011 yılında kadar hastanenin başhekim yardımcılığını yaptım. 2010 yılından sonrada Psikiyatri bölümünde sosyal hizmet uzmanı olarak görevimi sürdürmekteyim ve Onurkent’te oturuyorum.

continue reading…