Skip to content

Aile şirketi; ailenin geçimini sağlamak ve/ya mirasın dağılmasını önlemek amacıyla kurulan, ailenin geçimini sağlayan kişi tarafından yönetilen, yönetim kademelerinin önemli bir bölümü aile üyelerince doldurulan, kararların alınmasında büyük ölçüde aile üyelerinin etkili olduğu ve aileden en az iki jenerasyonun kurumda istihdam edildiği şirkettir.

Aile Şirketlerinin Genel Özellikleri

Genellikle aileden en az iki nesil şirket yönetiminde bulunur.

İşletme politikası aile çıkarlarını yansıtır.

Aile bağları, çalışanların belirlenmesinde diğer etkenlerin yanında önceliklidir. continue reading…

Günümüzde iletişim araçlarında meydana gelen hızlı değişime paralel olarak toplumsal yapı bireyler arası ve aile içi ilişkiler değişmiş özellikle çiftlerin birbirlerinden iletişim, sosyal ve ekonomik beklentileri artmıştır. Çiftler ilişkilerinde, beklentilerini karşılayamama durumunda ise zayıflayan aile ve toplumsal bağlarla birlikte boşanmalarda hızlı artış görülmektedir. Çiftlerin boşanması, aile sisteminde krizin yönetilememesi neticesinde ortaya çıkan çatışmanın bir sonucudur. Boşanma çocukların ruhsal gelişimi olumsuz etkilemenin yanı sıra uyum ve davranış sorunlarına yol açma riski vardır. Ancak her boşanmanın çocukların gelişiminde problem yol açacağı anlamında değerlendirilmemelidir. Özellikle karı- koca rolü sonlanmasına rağmen ana-baba rolü devam etmektedir. Ana- baba rolü sağlıklı sürdürebilen ebeveynler çocuklarının etkileyebilecek stres, uyum ve davranış sorunlarına karşı koruyucu ve önleyici olabilirler. Önemli olan ana-babanın evliliklerinin sona ermesini nasıl karşıladıkları, boşanmadan sonra hayatlarını, ilişkilerini nasıl sürdükleri ile aile içi yapısal değişimi yeniden organize edebilme becerisi ve çocukları ile ilgilenmeye devam etmeleridir. continue reading…

Aile terapisi (family therapy), terapistle birlikte anne, baba ve çocukların ve ailedeki diğer kişilerin katıldığı grupça yapılan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Aile üyelerinden bir veya bir kaçının tutum ve davranışlarının aile düzenlerini, ilişkilerini, geçimini bozacak ölçülere vardığı durumlarda, danışma ve terapi amacı ile yapılmaktadır.(1) Aile terapisi, birbiriyle uyum içinde çalışan, bağımsız alt sitemlerin gelişebilmesini bunun içinde, ailede yapısal değişikliği amaçlar. Bu değişimlerde bireyler ve alt gruplar arasında iletişimde bazı değişikliklerin yapılmasıyla sağlanır. continue reading…

Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, çocuğun kişiliğinin ana babasının kendisine verdiği terbiye ve davranış biçimini yansıttığını söyledi. Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekim yardımcısı Sosyal Hizmetler Uzmanı Fatih Kılıçarslan, çocuğun kişiliğinin ana babasının kendisine verdiği terbiye ve davranış biçimini yansıttığını söyledi. My House Otel’de Şirinler Çocuk Yuvası tarafından velilere yönelik düzenlenen “Çocuğun Eğitiminde Ailenin Rolü” konulu seminere konuşmacı olarak, Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekim yardımcısı Sosyal Hizmetler Uzmanı Fatih Kılıçarslan katıldı. Velilere hitaben konuşma yapan Fatih Kılıçarslan, “Aile ve toplumsal hayatımızda ilişki içinde olduğumuz çocuklarımızı tanımak, psiko-sosyal gelişim özelliklerini özelikleri izleyerek gelişim sürecinde meydana gelen gelişme ve değişimi izleyebilmeliyiz. Böylece çocukla ilişkilerimizde kişilik gelişimini destekleyici, geliştirici ve rehberlik rolünü ebeveynleri olarak verimli olarak gerçekleştirebiliriz.” dedi. continue reading…

Ergenlik, çocuklar ve ailelerinde pek çok değişikliğin meydana geldiği bir dönemi kapsar. Ergenler bilişsel olarak farklı bir yapıdadırlar, çünkü artık soyut kavramları daha çok düşünmeye, daha karmaşık problemler çözmeye, diğer kişilerin bakış açılarını anlamaya başlar ve önceki durumlarına göre ahlaki ve etik bakımdan daha yüksek bir sağduyuya sahip olurlar. Ergenler, bu dönemde bağımsız olma ve kimliklerini bulma yolunda çok zorlu bir süreçten geçmeye bağlarlar. Ergenlerin bu dönemde suç işleme, Şiddete başvurma, çete faaliyetlerine katılma ve uyuşturucu madde kullanma ihtimalleri fazladır. İşte bu makalede, ergenlik döneminde meydana gelen pek çok değişiklik ve zorluklardan bahsedilerek bu dönemin kaçınılmaz bir fırtına ve gerilim anlamına gelmediği vurgulanmıştır. continue reading…

Temel eğitimin II. dönemi olan 6., 7. ve 8. sınıfları; çocuğun, çocukluk döneminden çıkıp ergenlik dönemine başladığı bir geçiş dönemi olarak nitelenmektedir. Bu dönemin gelişim görevlerinin başarılması, ergenliğe de sağlıklı ve uyumlu bir geçişi kolaylaştırmaktadır. Ergenlerin uyumlu bir kişilik kazanabilmesi ve gelişimsel görevlerini başarılı bir biçimde yerine getirebilmesi için uygun bir eğitim-öğretim ortamı ile sağlıklı-işlevlerini yerine getirebilen ailelerin öneminin sıkça vurgulandığı görülmektedir. Bu araştırmada, ön-ergenlik döneminde bulunan ve ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıflarına devam eden ergenlerin davranış sorunları ile aile işlevleri arasındaki ilişki incelenmektedir. Araştırmanın katılımcıları İzmir merkezi ilköğretim okulları 6., 7., 8. sınıflarına devam eden 389 ergenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Aile Değerlendirme Ölçeği ve 11–18 Yaş Grubu Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler, betimleyici istatistik ve Pearson Korelâsyon Katsayısı teknikleri ile analiz edilmiştir. continue reading…

Aile direnci, ailenin önceki durumuna göre krizden daha güçlenmiş, daha becerili ve daha uyumlu çıkması, güç duruma pozitif yanıt vermesi olarak tanımlanabilir. Aile direncine ilişkin çalışmalar, kriz ve stres durumları ile mücadele ettikten sonra ailenin canlanarak gücünü tekrar toparlamasını ve oluşturduğu faaliyet modelini sürdürmesini sağlayan, aileyi koruyucu ve iyileştirici faktörleri ortaya koyar. Bu faktörler olumlu bakış açısını, inancı, aile üyelerinin uyumunu, esnekliği, aile iletişimini, finansal yönetimi, ailenin birlikte geçirdiği zaman ve alışkanlıkları, sosyal desteği, sağlığı ve ailenin dayanıklılığını kapsayan on maddeden oluşmaktadır. Bu çalışmada anılan faktörler ele alınarak aile direnci kavramına açıklık getirilmeye çalışılacaktır. continue reading…

Çocuk çizimleri, kişiliğin ve duygusal bozuklukların değerlendirilmesinde uzun yıllardan bu yana yaygın olarak kullanılmaktadır. Çizimlerin, değerlendirme sürecindeki yararına ilişkin öznel izlenimler uygulayıcılar tarafından paylaşılmakla birlikte bu klinik yöntemin, ölçmenin geçerliği ve güvenirliği açısından eksiklikleri bulunmaktadır. Bu eksikliklerin kaynağı büyük ölçüde bir grafik araç olarak çizimin kendisinden ve bunun gelişimsel bir süreç olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer projektif tekniklerde olduğu gibi çocuk resimlerinin değerlendirilmesinde de psikodinamik kuramdan yararlanılmakta; ancak genellikle çizime ve çizim gelişimine ait özelliklerin etkisi bu değerlendirme sürecinde göz ardı edilmektedir. continue reading…

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, alanında ulusal ölçekli tek organizasyon olan Aile Şuralarını dört yılda bir gerçekleştirmektedir. 5-6-7 Kasım 2008 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen V. Aile Şurası’nın ana teması “Aile Destek Hizmetleri” olmuştur. V. Aile Şurası’nda, ana tema ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili birçok konu, ilgili tarafların katılımı ile tartışılmış, paylaşılmış ve çözümleyici sonuçlara ulaşılması bakımından da çok önemli zemin oluşturulmuştur. İlgili kurum ve kuruluşların geniş katılımıyla gerçekleştirilmiş olan şurada; komisyonlar ve çalışma konuları, Aile Destek Hizmetleri, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Aile Eğitimi, Sosyal Yardımlar, Özürlü ve Yaşlı Bakımı, Yeni İletişim Teknolojilerine Bağlı Sorun Alanları olarak belirlenmiştir. “Aile Destek Hizmetleri” ana teması etrafında aileyi farklı bakış açıları içinde ve disiplinlerarası bir anlayışla ortaya koymaya çalışan V. Aile Şurası’nın sonuç raporu yayınlanmıştır. continue reading…

Ergenlik dönemi, aile yaşam evrelerinde ebeveynlerin çocuklarıyla ilişki yapısında değişime yol açan aile içi ilişkilerde kriz faktörü olan bir dönemdir. Ergenlik dönemi ile birlikte bireyin kişilerarası ilişkileri de gelişir, artar ve nitelik değiştirir. “Artık çocuk değildir”. Özellikle yaşıtlarıyla ilişkiler kurarak sosyal ilişki kurma becerileri geliştirir. İlişki başlatma, sürdürme ve gerektiğinde bitirme becerileri bu dönemde edinilir. Her ne kadar karşı cinsle ilişki yoğunlukta ise de ilişki kurma becerileri her iki cinsten arkadaşlar için geçerlidir. Ergenlik dönemi bedensel değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Hatta bu yüzden beden oranları değişir. Bu değişen beden oranları yüzünden kişi sakarlaşır, onlara uyum sağlayabilmesi için zamana ihtiyaç duyar. Bedensel değişiklikler kişinin elinde olan değişiklikler olmadığı için, kişi elinde olmadan meydana gelen bu değişiklikler çerçevesinde bedenini kabullenmek ve onu becerikli bir şekilde kullanmayı öğrenmek durumundadır. continue reading…