Skip to content

Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, çocuğun kişiliğinin ana babasının kendisine verdiği terbiye ve davranış biçimini yansıttığını söyledi. Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekim yardımcısı Sosyal Hizmetler Uzmanı Fatih Kılıçarslan, çocuğun kişiliğinin ana babasının kendisine verdiği terbiye ve davranış biçimini yansıttığını söyledi. My House Otel’de Şirinler Çocuk Yuvası tarafından velilere yönelik düzenlenen “Çocuğun Eğitiminde Ailenin Rolü” konulu seminere konuşmacı olarak, Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekim yardımcısı Sosyal Hizmetler Uzmanı Fatih Kılıçarslan katıldı. Velilere hitaben konuşma yapan Fatih Kılıçarslan, “Aile ve toplumsal hayatımızda ilişki içinde olduğumuz çocuklarımızı tanımak, psiko-sosyal gelişim özelliklerini özelikleri izleyerek gelişim sürecinde meydana gelen gelişme ve değişimi izleyebilmeliyiz. Böylece çocukla ilişkilerimizde kişilik gelişimini destekleyici, geliştirici ve rehberlik rolünü ebeveynleri olarak verimli olarak gerçekleştirebiliriz.” dedi. continue reading…

Ergenlik, çocuklar ve ailelerinde pek çok değişikliğin meydana geldiği bir dönemi kapsar. Ergenler bilişsel olarak farklı bir yapıdadırlar, çünkü artık soyut kavramları daha çok düşünmeye, daha karmaşık problemler çözmeye, diğer kişilerin bakış açılarını anlamaya başlar ve önceki durumlarına göre ahlaki ve etik bakımdan daha yüksek bir sağduyuya sahip olurlar. Ergenler, bu dönemde bağımsız olma ve kimliklerini bulma yolunda çok zorlu bir süreçten geçmeye bağlarlar. Ergenlerin bu dönemde suç işleme, Şiddete başvurma, çete faaliyetlerine katılma ve uyuşturucu madde kullanma ihtimalleri fazladır. İşte bu makalede, ergenlik döneminde meydana gelen pek çok değişiklik ve zorluklardan bahsedilerek bu dönemin kaçınılmaz bir fırtına ve gerilim anlamına gelmediği vurgulanmıştır. continue reading…

Temel eğitimin II. dönemi olan 6., 7. ve 8. sınıfları; çocuğun, çocukluk döneminden çıkıp ergenlik dönemine başladığı bir geçiş dönemi olarak nitelenmektedir. Bu dönemin gelişim görevlerinin başarılması, ergenliğe de sağlıklı ve uyumlu bir geçişi kolaylaştırmaktadır. Ergenlerin uyumlu bir kişilik kazanabilmesi ve gelişimsel görevlerini başarılı bir biçimde yerine getirebilmesi için uygun bir eğitim-öğretim ortamı ile sağlıklı-işlevlerini yerine getirebilen ailelerin öneminin sıkça vurgulandığı görülmektedir. Bu araştırmada, ön-ergenlik döneminde bulunan ve ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıflarına devam eden ergenlerin davranış sorunları ile aile işlevleri arasındaki ilişki incelenmektedir. Araştırmanın katılımcıları İzmir merkezi ilköğretim okulları 6., 7., 8. sınıflarına devam eden 389 ergenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Aile Değerlendirme Ölçeği ve 11–18 Yaş Grubu Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler, betimleyici istatistik ve Pearson Korelâsyon Katsayısı teknikleri ile analiz edilmiştir. continue reading…

Aile direnci, ailenin önceki durumuna göre krizden daha güçlenmiş, daha becerili ve daha uyumlu çıkması, güç duruma pozitif yanıt vermesi olarak tanımlanabilir. Aile direncine ilişkin çalışmalar, kriz ve stres durumları ile mücadele ettikten sonra ailenin canlanarak gücünü tekrar toparlamasını ve oluşturduğu faaliyet modelini sürdürmesini sağlayan, aileyi koruyucu ve iyileştirici faktörleri ortaya koyar. Bu faktörler olumlu bakış açısını, inancı, aile üyelerinin uyumunu, esnekliği, aile iletişimini, finansal yönetimi, ailenin birlikte geçirdiği zaman ve alışkanlıkları, sosyal desteği, sağlığı ve ailenin dayanıklılığını kapsayan on maddeden oluşmaktadır. Bu çalışmada anılan faktörler ele alınarak aile direnci kavramına açıklık getirilmeye çalışılacaktır. continue reading…

Çocuk çizimleri, kişiliğin ve duygusal bozuklukların değerlendirilmesinde uzun yıllardan bu yana yaygın olarak kullanılmaktadır. Çizimlerin, değerlendirme sürecindeki yararına ilişkin öznel izlenimler uygulayıcılar tarafından paylaşılmakla birlikte bu klinik yöntemin, ölçmenin geçerliği ve güvenirliği açısından eksiklikleri bulunmaktadır. Bu eksikliklerin kaynağı büyük ölçüde bir grafik araç olarak çizimin kendisinden ve bunun gelişimsel bir süreç olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer projektif tekniklerde olduğu gibi çocuk resimlerinin değerlendirilmesinde de psikodinamik kuramdan yararlanılmakta; ancak genellikle çizime ve çizim gelişimine ait özelliklerin etkisi bu değerlendirme sürecinde göz ardı edilmektedir. continue reading…

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, alanında ulusal ölçekli tek organizasyon olan Aile Şuralarını dört yılda bir gerçekleştirmektedir. 5-6-7 Kasım 2008 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen V. Aile Şurası’nın ana teması “Aile Destek Hizmetleri” olmuştur. V. Aile Şurası’nda, ana tema ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili birçok konu, ilgili tarafların katılımı ile tartışılmış, paylaşılmış ve çözümleyici sonuçlara ulaşılması bakımından da çok önemli zemin oluşturulmuştur. İlgili kurum ve kuruluşların geniş katılımıyla gerçekleştirilmiş olan şurada; komisyonlar ve çalışma konuları, Aile Destek Hizmetleri, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Aile Eğitimi, Sosyal Yardımlar, Özürlü ve Yaşlı Bakımı, Yeni İletişim Teknolojilerine Bağlı Sorun Alanları olarak belirlenmiştir. “Aile Destek Hizmetleri” ana teması etrafında aileyi farklı bakış açıları içinde ve disiplinlerarası bir anlayışla ortaya koymaya çalışan V. Aile Şurası’nın sonuç raporu yayınlanmıştır. continue reading…

Ergenlik dönemi, aile yaşam evrelerinde ebeveynlerin çocuklarıyla ilişki yapısında değişime yol açan aile içi ilişkilerde kriz faktörü olan bir dönemdir. Ergenlik dönemi ile birlikte bireyin kişilerarası ilişkileri de gelişir, artar ve nitelik değiştirir. “Artık çocuk değildir”. Özellikle yaşıtlarıyla ilişkiler kurarak sosyal ilişki kurma becerileri geliştirir. İlişki başlatma, sürdürme ve gerektiğinde bitirme becerileri bu dönemde edinilir. Her ne kadar karşı cinsle ilişki yoğunlukta ise de ilişki kurma becerileri her iki cinsten arkadaşlar için geçerlidir. Ergenlik dönemi bedensel değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Hatta bu yüzden beden oranları değişir. Bu değişen beden oranları yüzünden kişi sakarlaşır, onlara uyum sağlayabilmesi için zamana ihtiyaç duyar. Bedensel değişiklikler kişinin elinde olan değişiklikler olmadığı için, kişi elinde olmadan meydana gelen bu değişiklikler çerçevesinde bedenini kabullenmek ve onu becerikli bir şekilde kullanmayı öğrenmek durumundadır. continue reading…

Toplumsal yapımızı analiz ettiğimizde; değişen şehir hayatı daha önceki yaşamımızdan farklı olarak,  kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyerek insanın çevresiyle olan ilişkilerinin değişimine yol açmış, teknolojik gelişmeyle hızla artan tüketim eğilimi ile artık insanın yaşamındaki araçlar, elde edilmesi gereken amaçlara dönüşmüştür. Üretilen araçlar, insanın yaşamında her türlü kolaylık sağlamasına rağmen mutlu olmasını sağlayamamış, toplumda depresyon gibi çağın ruhsal hastalıklarının hızla artışını engelleyememiştir. Modernleşme çabaları, değişen yaşam kültürü içersinde etkilenen insanlarda kaygı, stres ve sıkıntılar artarak insanın kural, ilke, değerlerden yoksun kalabalıklar içersinde sorunlu, bunalımlı ve yalnız birey niteliği almasına yol açmıştır. continue reading…

Şizofreni genetik ve biyolojik zeminde genellikle ergenlik dönemi kaosu sırasında çevresel stresörlerin etkisiyle ortaya çıkan ve kişinin iş, özel yaşam ve sosyal yaşamında gerilemeye neden olan bir beyin hastalığıdır. Bu hastalarımız ya üretken olamamakta, ya da hastalıkta sonra üretkenliklerini kaybetmektedir. Ülkemizdeki mevcut tedavi yaklaşımı daha çok tedavi edici anlayışla hareket etmekte ve sadece hastalıklarının pozitif belirtileri nedeniyle ayaktan ya da yatırılarak ilaçla tedavi edilmektedir. Gelişmiş batı ülkelerinde bu yaklaşıma ek ve zincirin devamı olarak bu hastaları toplum ve aileye yeniden kazandırmaya dönük eğitim danışmanlık ve rehberlik kurumları mevcuttur. Maalesef ülkemizde bu tür kurumlar yok denecek kadar azdır. continue reading…

Hayatı bilgisiz yönetmek, sorunları çözümlemek mümkün değildir. Bilgili, tecrubeli, egitimli ve yeterince donanımlı olamazsak hayat bizi yönetir, sorunlar bizi yönetir, bunun sonucu faturası çok ağır olabilir. Hayat içinde kendimizi desteklememiz, donanımımızı geliştirmemiz gerekiyor.  Eğitim kurumlarında alınan eğitimle dışarıya çıkıp hayata atıldığımızda karşılaşacağımız durumlar aynı olmayabilir. Kendimizi sürekli yenileyip adapte olmamız gerekir. Mesela anne baba olduk, bununla ilgili bir eğitim veren kurum var mı? Çok az sayıda var fakat her kesim bundan yararlanamıyor. Eğitimli olan anne babalar, bunun ihtiyacını hisseden insanlar bu eğitimden faydalanıyorlar. continue reading…