Postmodern düşünce modernist düşünceye bir tepki olarak doğmuştur. Postmodern düşünce nesnel gerçeklik ve mutlak bilgiyi reddeder. Postmodernizm öznel bakış açısıyla doğrunun göreceli olduğunu ve birden fazla doğrunun olabileceğini savunur. Modernist bakış, insanların bazı nesnel normlardan uzaklaştıklarında bir sorunla karşılaşacaklarını ve bunun için terapiye ihtiyaç duyacaklarına inanmaktadır. Yani insanlar ruhsal durumları normalin altına düştüğünde depresyona gireceklerdir. Üzüntüleri normal sınırlarını aştığı için normal dışına çıkmaktadır. Danışmanların görevi ise normal dışına çıkmış olan bu danışanı, terapötik yardım becerileriyle normal hale getirmektir. Modern paradigma çerçevesinde sürdürülen danışma yaklaşımlarında, sürekli sorun üzerinde konuşulur. Sorun ne zaman başladı, nasıl ortaya çıktı? Sürdüren nedenler nelerdir? gibi sorular üzerinde konuşularak çözüm önerileri bulunmaya çalışılır. Oysa postmodern terapilerde sorun değil, doğrudan çözüm üzerinde durulur.

Modernist terapist kontrollü ve kuram temelli yaklaşımlar zamanla yerini danışanla danışmanın işbirliğine dayalı ve danışmanın her şeyi bilen bir uzman olmadığı yöntemlere doğru götürmektedir.

Postmodern bakış açısıyla yaklaşan bir terapist;

• Öncelikle danışanla işbirliği üzerine odaklanır. Danışanla kuracağı güçlü bir ilişki, danışanın kendi sorununu çözerken en önemli aracı olacaktır.

• Terapist danışanın sorununu bilmeye çalışabilir ancak bu sorunun sürekli olarak üzerinde durmaz. Ne zaman başladı, nasıl ortaya çıktı, ne sıklıkla oluyor gibi sorun üzerindeki sorularla uğraşmaz. Doğrudan danışanın bu sorunu nasıl çözebileceği üzerine odaklanır.

• Danışanın kendi sorununu çözebileceğini düşünür. Bu doğrultuda danışanın çözüm için yeterli gücü ortaya çıkarmasına destek olmaya çalışır.

• Terapist ‘her şeyi bilen yarı tanrı’ rolünü oynamaz. Danışanın kendi hayatının uzmanı olduğu gerçeğiyle hareket eder.

• Neyin işlemediğinden ziyade neyin işlediği ile ilgilenir.

• Teknik kullanmak yerine ilişkiye önem verir.

• Terapi ortamında, gerçekliğin karşılıklı konuşma esnasındaki dil bağlamı ile yeniden inşa ettiğini varsayar. Danışanın dilini kullanmaya özen gösterir.

Postmodern terapilerin başlıcaları çözüm odaklı terapi, narrative (öyküsel) terapi ve işbirlikçi terapidir. Pratikte önümüzdeki dönemlerde postmodern terapilerin daha fazla yaygınlaşacağı kanaatindeyim. Bunun çeşitli nedenleri olabilir.

Danışan Devamsızlığı

Sürekli olarak sorun üzerinde konuşarak çözüm aramaya çalışmak danışanlar için oldukça güç olmaktadır. Bir süre terapi içinde bulunan danışanın zaman içinde sürekli olarak sorunlarından konuşması sıkıcı gelebilmekte ve terapiye devam motivasyonunu düşürebilmektedir. Oysa Postmodern terapilerden çözüm odaklı terapide ilk görüşmeden itibaren çözüm üzerinde konuşarak danışanın motivasyonu artırılmaktadır.

Sigorta Şirketlerinin Yükselişi

Son yıllarda nakit ödeme yapan danışan sayısı oldukça azalmıştır. Sigorta şirketlerinin gerek hastanelerde sağladığı büyük indirimler, gerekse sağlık alanındaki belirleyici rolü bu durumu yaratmaktadır. Birçok sigorta şirketi psikolojik danışma ve psikoterapi görüşmelerini karşılamakta tereddütle yaklaşmaktadır. Bu durumun oluşmasında istismar tereddütü olsa da diğer önemli sorun terapilerin çok uzun sürmesidir. Ancak uzun vadede sigorta şirketleri ile sigortalılar belirli sayıda seans üzerinde anlaşmak durumunda kalacaklardır. Sigorta şirketleri halen kısa sürede iyilik hali yaratacak terapi yöntemleri arayışı içindedirler. Postmodern terapiler önemli bir boşluğu doldurarak yaygınlaşacaklardır.

Bilginin Sürekli Değişmesi

Tıp ve psikoloji alanında bilgi sürekli olarak değişmektedir. Ve halen çok az bir bölümü kanıta dayalı biçimdedir. Daha 10 yıl önce yumurtanın kolesterol için zararlı olduğu düşünülürken şimdilerde bu düşünce tamamen reddedilmiştir. Bademcik iltihaplanması durumunda önceleri bademcik ameliyatı ivedilikle yapılırken şimdilerde buna gerek olmadığı düşünülmektedir. Bu gelişmeler bilginin mutlak olduğu modern düşünceden bizi hızla uzaklaştırmaktadır. Mutlak bilgi ve mutlak doğru teknik inandırıcı gelmemektedir.

Dilin Sürekli Değişmesi

Teknolojinin hızla ilerlemesi, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte ülkeler küresel bir köye dönmektedir. Globalleşme ile birlikte yerel bilgiler ve yerel diller hızla anlaşılırlığını yitirmektedir. Bu anlamda danışanın dilini anlamanın, onun kelimeleriyle konuşabilmenin, danışanla danışmanın işbirliğini artıracağını düşünüyorum. Bakalım zaman beni haklı çıkaracak mı?

Ferahim Yeşilyurt – Eğitim Danışmanı.