Ülkemizde hızlı toplumsal değişim yaşanmaktadır. Her değişim, beraberinde kimlik ve kişilik çatışmasını getirir. Ülkemizde, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, gecekondulaşma ve aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak sosyal sorunlarda önemli bir artış gözlemlenmektedir. Toplumsal yozlaşma, kendine yabancı kitleler oluşturmakta, bir yandan refah düzeyi yüksek bir toplum içinde giderek artan problemli kişiler üretmektedir. Böylece toplumsal yapımızda kendi kendine gelişmekte olduğu “modern alt kültür kavramı” ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Modern alt kültür, toplumun genel ve çoğunluktaki kültürel değerlerinden farklı uçta çatışmalı öfkeli yabancılaşmış ve yozlaşmış bir kültürü ifade eder. Farklı değerlerden ziyade değerlerden yoksunluğu belirtir ve günümüzde giderek büyümektedir. Madde ve uyuşturucu bağımlılığı, aile içi şiddet, fuhuş, anti- sosyal davranışlar, kural tanınamazlık gibi özellikleriyle giderek yaygınlaşan bir modern alt kültür özellikleri oluşturur.

Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişmeye paralel, iç göçle birlikte oluşan yeni çarpık şehir merkezleri beraberinde aile kurumunu olumsuz etkilemiştir. Üretim araçlarında farklılaşma kadın ve koca arasındaki rol paylaşımını değiştirmiş, ilişkilerde yaşanan çatışmalar yönetilmediği için krize dönüşerek aileler parçalanmıştır. Ailelerin yapısal sorunlarında en çok çocuklar etkilenerek çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanmaması gerekli ilgi sevgi ve şefkat gösterilmemesinin yanı sıra fena muamele, fiziksel ve cinsel istismar çocuklara yönelik şiddet kapsamında yer alır. Aile kurumunda yapısal değişeme bağlı olarak geleneksel ilişki kurallarımız değişmiş sosyal yardımlaşma, dayanışma, kardeşlik bağları iyice azalmıştır. Özellikle yaşanan sosyal sorunlardan çocuğun yanı sıra kadın, yaşlı, özürlüler ve yoksul grupları en çok etkilenmiştir. Çalıştay Sonuç Bildirisinin tamamını okumak için tıklayınız…