Sosyal Hizmet mesleği; insanların problem çözme kapasitelerini arttırmayı; kaynak, hizmet ve olanak sağlayacak sistemlere müracaatçıları sevk etmeyi, bu sistemlerin etkili ve insancıl olarak işlev görmesi sağlamayı, sosyal politikaların gelişimi ve ilerlemesi için katılımda bulunmayı amaçlar. Sosyal hizmet, sosyal sorunların çözümüne yönelik bilimsel uygulamaları içerir. Sosyal hizmet mesleği toplumun sorunlarına katılımını destekleyici yönde bireylerin özgürleşme ve sivilleşme çabalarını geliştirerek birey, grup ve toplumla çalışır. İnsan odaklı uygulamaları içerir. Din, dil, sınıf farkı gözetmeden mesleki uygulamalarını yürütür. Sosyal hizmet uzmanları, mesleki bilgi ve becerileri ile toplumsal barış ve uzlaşmanın çabası içersinde açık iletişim ve katılımı önemseyerek rol ve görevlerini gerçekleştirir.

Psikiyatrik tedavi sürecinde ağırlık, psikiyatrist ile sosyal hizmet uzmanı arasındaki ilişki yönüne kaymıştır. Psikiyatrist, tüm bakım ve tedavi etkinliklerinin genel sorumlusudur. Sosyal hizmet uzmanı, onun sorumluluğu alanındadır. Dolayısıyla ikisi arasında sıkı bir işbirliğinin, meslekî bilgi ve beceri yönünden dayanışmanın ne denli gerekli olduğu açıktır. Daha da ileri giderek psikiyatrik ortamda sosyal hizmetin verimliliği, büyük ölçüde psikiyatrisin sosyal hizmeti nasıl algıladığına ve bunun sonucu olarak psikiyatrik sosyal hizmet uzmanına yönelik tutumlarına bağlıdır denebilir.(1) Psikiyatrik rahatsızlığı olan hastaların tedavi, bakım ve rehabilitasyon hizmetleri multidisipliner ekip, psikiyatrist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve diğer personelin işbirliği ve koordinasyonu içerisinde yürütülür. Psikiyatrik tedavi sürecinde, Psikiyatrik tedavi ekibinin her üyesi kendi mesleki sınırları içinde hasta ile ilişki kurmalıdır. Tedavi ve bakım programı da ekibin her üyesinin gözlem ve görüşmeleri sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda biçimlendirilir. Bu görüşü savunanlara göre sosyal hizmet uzmanı da psikiyatrist kadar önemlidir. Sosyal hizmet uzmanı, mesleki açıdan gerekli bilgi birikimine sahipse uygun kararlar verebilme gücü ve becerisine da sahip kabul edilmektedir.

İlgi yoksunluğunun sağaltımı

İlgi Yoksunluğunun Sağaltımı yaklaşımının dayandığı bilimsel temellere gelince; ABD’de Minnesota çalışmalarından elde edilen bulgu şudur: Hekimlere başvuran hastaların yaklaşık %40′ını tıbbi şikâyeti olanlar, diğer %60′ını ise tıbbi sosyal hizmet ihtiyacı karşılanamayanlar oluşturur. Bu eyalette hastalar üzerinde yapılan bir araştırmada, taburcu aşamasına gelmiş hastaların tıbbi tedavi gördükleri halde tam anlamı ile iyileşmedikleri ve 3/5′inin kendileri için Sosyal Çalışma yapılmadan ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyiliğe ulaşmadıkları ortaya çıkarılmıştır. Sözü edilen Sosyal Çalışmanın tanımında en belirgin öge hastaya gösterilen mesleki ilgi ve alakanın yoğunluğu ile tedavi amaçlılıktır.

Hasta ile ilgilenen sosyal hizmet uzmanının görevi, bireyin kişilik özelliklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir sosyal ortamı ve sağlığına yeniden kavuşmasını hızlandırmaktır. Sosyal hizmet uzmanı hastanın kişisel, bio- psikolojik yapısını dikkate almak suretiyle hastanın ve tedavi ekibinin mümkün mertebe beklentilerine paralel bir biçimde hayat kalitesini arttıran en uygun bir sosyal ortamın ve uyumun sağlanmasına yönelik tedbirler alır.

Psikiyatrik hastalara yönelik sosyal hizmet uygulamalarında karşılaşılan güçlükler

En temel sorun şizofrenlerin aile ve toplum desteğinden yeterli düzeyde yararlanamaması ve aile ve çevresi tarafında ihmal, istismar, kötü muameleye maruz kalmasıdır. Özellikle sokağa terk edilen, bimekan yaşayan hastaların yaşadıkları trajedi dikkat çekicidir. Kimsesiz ve bimekan hastaların bakım kuruluşlarına yerleştirilmelerinde de güçlüklerle karşılaşmaktayız. Halen tüm mağdur grupları karşılayacak sağlıklı sosyal hizmet politika ortaya koyamamışlardır.

Ailesi yanında tedavisi sürürden hasta gruplarına taburculuk sonrası yeterli düzeyde ev, iş yeri ve sosyal ortamlarda ziyaretler yaparak hastaların uyum, iletişim ve davranış sorunlarını çözümleyici toplumsal hayata adaptasyon hizmetlerini içeren mesleki uygulamalar yürütülememektedir. Klinik tedavi uygulamalarında, sosyal hizmet uzmanı sayısının yetersiz oluşu, tedavi programlarının taburculuk sonrasını içermemesi, bu amaçla yerel düzeyde gündüzlü rehabilitasyon merkezlerinin oluşmaması hastanın aile ve sosyal çevrede uyumunu destekliyici hizmetlerin gerçekleşmesini engellemektedir. Ayrıca aile ve yakınları tarafından vesayet altına alınmış, sosyal güvenlik kurumlarınca ödemeleri vasi aracılığı ile yapılan hastalardan bir bölümünün ihtiyaçlarının karşılanması için harcamalar bazı vasilerce yapılmamakta, hastalar mağdur edilmektedir. Bu durum tarafımızdan tespit edilmesine, ilgili mahkemelere bildirilmesine rağmen adli süreçlerin yavaş işlemesi nedeniyle hastaların mağduriyeti giderilmemektedir.

Sonuç ve değerlendirme

Ülkemiz gelişim sürecinde olup diğer birçok alanda olduğu gibi şizofrenlere verilen tedavi, bakım ve rehabilitasyon hizmetleri yeniden yapılanma sürecindedir. Bu süreçte rol olan sosyal hizmet uzmanlarının rol ve görevleri gelişmektedir. Ancak sosyal hizmet uzmanlarının fonksiyonelliği ülkemizde sosyal devlet koşullarının iyileştirilmesi, sağlıklı sosyal politikaların ve sosyal kurumların oluşturulmasına bağlıdır. Bu politika ve kurumların ortaya konması zorunluluğu ortadadır. Ayrıca sosyal hizmet uzmanlarının eğitiminde klinik ve psikiyatrik sosyal hizmet uzmanlığı eğitimine önem verilmeli, ülkemizin ihtiyaç duyduğu klinik sosyal hizmet uzmanı personelinin uygulama becerisini geliştirecek teori ve bilimsel çalışmalar üniversitelerinin ilgili bölümlerince üretilmelidir.

Fatih KILIÇARSLAN / Sosyal Hizmet Uzmanı / Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Başhekim Yardımcısı

Kaynakça

1. Arıkan, Ç. Psikiyatrik Sosyal Çalışma ve Psikiyatrik Ortamda Ekip Çalışması, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu Yüksek Lisans Tezi. Ankara, 1985.